Geçtiğimiz haftalarda yayımlanan HSK yaz kararnamesi, sıradan bir bürokratik tasarruf olarak okunamaz.
Bu kararname, Türkiye’de yargının nasıl bir siyasal enstrümana dönüştürüldüğünü açık biçimde ortaya koyan yeni bir eşiktir.
Yaklaşık beş bin yargıç ve savcının görev yerinin değiştirilmesi, nicelik olarak büyük olabilir;
Ancak asıl sorun sayı değil, yönelimdir. Çünkü bu değişimlerin coğrafi dağılımına bakıldığında tablo berraklaşıyor:
Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Mersin… Yani muhalefetin, özellikle de CHP’nin güçlü olduğu merkezler.
Bu bir tesadüf değildir!
Ankara adliyesine onlarca yeni savcı ve yargıç atanırken, “istenmeyen” kararlar verdiği düşünülen isimler sistematik biçimde tasfiye edilmiştir. Yeni ağır ceza mahkemeleri kurulmuş, kritik koltuklara yeni isimler yerleştirilmiştir. İstanbul’dan Ankara’ya taşınan kadrolar ise bu dizaynın koordinasyon boyutunu açıkça göstermektedir.
Bu tabloyu yine “Rutin atama” diye okumak, ya safdilliktir ya da bilinçli körlüktür.
Daha çarpıcı olan ise muhalefetin bu gelişmeler karşısındaki suskunluğu ve stratejik dağınıklığıdır.
CHP içinde onlarca deneyimli hukukçu, bürokrasiyle teması olan sayısız aktör var. Peki gerçekten kimse çıkıp “Burada olağan dışı bir şey oluyor” demiyor mu? Yoksa herkes görüyor ama konuşmamayı mı tercih ediyor?
Çünkü sorun sadece yargı değil;
Sorun yaklaşan bir siyasal kuşatmadır.
Bugün yapılan şey, yarının dosyalarının zeminini hazırlamaktır. Kadrolar değişir, mahkemeler yeniden kurulur, savcılar yeniden konumlandırılır.
Daha sonra bir gün o dosyalar açılır.
İşte o gün geldiğinde kimse “Nasıl oldu” diye sormasın.
CHP yönetiminin içinde bulunduğu çelişki ise ayrı bir sorun alanı.
Bir yandan partinin sağladığı kurumsal güvenceyi kaybetmek istemiyenler var.
Diğer yandan yeni bir siyasal hat kurma arayışında olanlar. Hem içeride kalıp hem dışarıdan hamle yapma çabası, siyasette karşılığı olmayan bir konfordur.
Bu, “Hem risk almayayım hem sonuç alayım” siyasetidir.
Ama siyaset böyle işlemez.
Yeni bir hareket başlatarak;
Yeni bir parti kurmanın riskleri var diye var olan yapıya sığınmak, mevcut yapının risklerini ortadan kaldırmaz. Aksine, sizi daha öngörülebilir ve daha kolay hedef haline getirir.
Artık şu gerçeği kabul etmek gerekiyor:
Bu iktidar, yirmi beş yıllık pratiğiyle nasıl hareket ettiğini defalarca göstermiştir.
Yine “Gerilim düşer”, “Alan açılır”, “Uzlaşma olur” beklentisi içinde olmak, siyaseti gerçeklikten koparmaktır, okuyamamaktır.
Bugün yaşananlar bir gerilim değil;
Bir hazırlıktır.
Ve bu hazırlık, giderek büyüyen bir çığın habercisidir.
Görmek istemeyenler için değil, görmek istemeyenlerin de kaçamayacağı bir gerçek olarak büyümektedir.
Özcesi:
CHP’de yaşanan operasyon ve sonrasında gelecek olanları da düşünürsek;
Bu bir yargı kararnamesi değil, bir pozisyon alma hamlesidir.
Hedef, artık gizlenmeye bile gereksinim duyulmayacak kadar açıktır.



