Oktay EROL
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Dönen dolaplar ya da alandaki CHP…

Dönen dolaplar ya da alandaki CHP…

Alışık olmadığımız olaylar devam ediyor! Örneğin, hiçbir dönem bu denli seçilenler parti değiştirmemişti; olmuş muydu?

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

Alışık olmadığımız olaylar devam ediyor! Örneğin, hiçbir dönem bu denli seçilenler parti değiştirmemişti; olmuş muydu? Bir/ iki milletvekili, bilemediniz bir o kadar belediye başkanının geçişleri bile ülkenin gündemi olurdu! Anımsayın Kubilay Uygun’u; DSP’den milletvekili seçildi, bir yıl sonra ayrılıp DYP’ye geçti, iki gün sonra DSP’ye geri döndü, bir ay dolmadan DSP’den yeniden ayrıldı DYP’ye geçti, bir yılı dolmadan DYP’den ayrılıp MHP’ye geçti, bir ay dolmadan MHP’den ayrılıp DTP’ye katıldı beş/ altı ay sonra oradan da ayrıldı; adı “Fırıldak Kubilay” olarak kaldı!

Aradan otuz yıl geçti, “Fırıldak Kubilay” unutulmadı, belleklere kazındı… Tüm seçilmiş olanlardan söz ediyorum…Belediye Başkanı olmak için bir partinin içinde yer almış, o partinin seçmeninin oyuyla seçim kazanmış, kendine oy veren yurttaş için bir şeyler yapması gerektiğine inanmış, “iktidar” tarafından silkelenmiş olsalar da/ meclis çoğunluğuna takılı kalmış olsalar da partisinin içinde kalmayı yeğlemiş… Son bir yıl öncesine dek bile duymadık ki…

***

Şimdilerde ne oldu da olağanlaştı her şey?Biri kanatları altına almasa sözleri olmayacak partiler, meclise girdiklerinde “anamızın ak sütü gibi helaliz” dediler anımsayın! O da yetmedi, aynı isimler son zamanlarda “ülkeyi CHP’ye bırakmak istemiyoruz” dedi! Ali Babacan’dan söz ediyorum! Bunu söyleyenin, seçim çalışmaları sırasında özveriyle çalıştığını söylemek olası mı? Neler geçiyor akıllarından diyeceğim de, kendilerini kucaklayan Kemal Kılıçdaroğlu’nu “kandırmışlar” demek kalıyor bize! Kılıçdaroğlu’nun “beni de kandırdılar, sizden helallik istiyorum” demesi yakın olmalı…Düşünün, yetmişdokuz belediye başkanı ile ondört milletvekili farklı partilerden AKP’ye geçti; hoş mu?

Kimisi yüzsüz, kimisi oy hırsızı, kimisi koltuk düşkünü… Böyle olundu demek ki? Yoksa, kendini/ gücünü bilen bir insan, durduk yere “ana sütünden” ya da “seçildiği partiden” söz ederken birazcık titrer, kendine gelir, hangi ellerin kendine uzandığını unutmaz! Bununla birlikte seçim alanlarında kendisiyle alay edercesine konuşanların ağzına uygun konuşmaz! Ebetteki, daha önceden en ince ayrıntısına dek, tüm yollar denenerek hazırlanılmış bir projenin domino taşları değillerse…

***

Bir de belediyelerde dönen dolaplar var… “İktidarın” gözünde önce “topal ördek”, sonra “silkeleyin şunları” durumuna itelenen belediyeler… “İktidarın” seçimle kazanamadığı belediyelere açtığı soruşturmalara her gün bir yenisi ekleniyor! Ancak bunun bir de soruşturma öncesi olduğu belirtiliyor… Gelişmeleri biliyorsunuz; haber önce “iktidara” yakın bir medyada yer alıyor, ya da televizyon izlencelerinin bilindik çığırtkanlarından biri bunu açıklıyor! Bu bir “uyarı” gibi algılanıyor! Adı “yolsuzlukla” anılacak işler yapılmışsa eğer, kurtulmak için “iktidara” yakınlaşmanın yolları arınıyor!

Bunun benzerlerini sakının “duymadık”, üstelik “iktidar” partisine geçince önündeki “tıkalı yolların” açıldığından “bilgimiz” yok demeyin! Ne güzel değil mi? Daha birkaç ay öncesine değin “iktidarın kölesi” olmakla suçladıklarınız olacak, şimdi de “iktidarın” kanatları altında yerinizi alacaksınız! Bu da bir yolsuzluk/ dalavere/ yalancılık değil mi? Seçmeni aldatmak, seçmene yalan söylemek, seçmeni yüz üstü bırakmak değil mi? Tüm bunlarla birlikte; “iktidar” partisinin bunu bir utku gibi sunmasını hangi yaşamışlığımızla pekiştireceğiz?

***

 

Asıl acı olan bu yaşananlarınyurttaşın gözünün içine bakılarak, “insancıllaştırılarak” yapılması…. Dün “Fırıldak Kubilay”ları ayıplayan bellek yerine, bugün onlarca benzer öyküyü sıradan bir akşam haberi gibi izleyebilmemiz… Ne ideolojik bir duruş, ne seçmene verilen sözler, ne de sandıktan çıkan seçmenin istenci; Hepsi, kişisel çıkar uğruna açılan soruşturma dosyalarını kapatma çabası… Bu denli ucuz mu yaşamak?

Olmamalı elbette… Hani derler ya, “her gücü büken bir bilek” olurmuş! Bir yılı aşkın süredir alanlara yurttaşı toplayan, son iki haftadan bu yana “iktidarın” yapamadığını yurttaşla tek tek buluşarak gerçekleştiren/ sorunları dinleyen, yarın hangi belediyesinin soruşturma yaşayacağı bilinmeyen CHP’den beklenen çok şey var! Olanları yalansız/ saklısız yurttaşa anlatmak, hiçbir kayırmacılığa kapı aralamadan “suçluyu” ortaya koymak… Yurttaştan başka çıkış yolu yok! 180526

 

Dönen dolaplar ya da alandaki CHP…
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!