1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Burhanettin YILMAZ
  4. Cumhuriyet’in Kurucu Partisine ve Değerlerine Sahip Çıkmak, Terk Etmekten Daha Onurlu Bir Yoldur.
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Cumhuriyet’in Kurucu Partisine ve Değerlerine Sahip Çıkmak, Terk Etmekten Daha Onurlu Bir Yoldur.

Cumhuriyet Halk Partisi, sıradan bir siyasi parti değildir. O, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş iradesinin siyasal ifadesi, bağımsızlık mücadelesinin kurumsallaşmış hâli ve Cumhuriyet'in en önemli miraslarından biridir.

featured
Advert

Cumhuriyet Halk Partisi, sıradan bir siyasi parti değildir. O, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş iradesinin siyasal ifadesi, bağımsızlık mücadelesinin kurumsallaşmış hâli ve Cumhuriyet’in en önemli miraslarından biridir. Bu nedenle CHP üzerine konuşurken yalnızca bugünün siyasi tartışmalarını değil, aynı zamanda yüz yılı aşan bir tarihsel sorumluluğu da konuşuyoruz.

Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Benim iki büyük eserim vardır; biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisi’dir.” sözü, CHP’nin anlamını en açık şekilde ortaya koymaktadır. Bu söz, CHP’yi herhangi bir siyasi organizasyonun ötesine taşır; onu Cumhuriyet’in temel değerlerini yaşatmakla görevli tarihsel bir emanet hâline getirir.

Bu emanete sahip çıkmak, yalnızca parti üyelerinin değil, Cumhuriyet fikrine inanan herkesin ortak sorumluluğudur.

Kişiler Geçer, İlkeler Kalır

Siyasetin en büyük yanılgılarından biri, kişileri ilkelerin önüne koymaktır. Oysa Cumhuriyet Halk Partisi; Atatürk’ten aldığı kurucu felsefesiyle, İsmet İnönü’nün devlet adamlığıyla, Bülent Ecevit’in halkçı siyasetiyle ve Altı Ok’un evrensel ilkeleriyle var olmuştur.

Bu büyük miras, hiçbir genel başkanın, hiçbir yöneticinin ve hiçbir siyasi kadronun kişisel mülkü değildir.

Liderler değişir.

Kadrolar değişir.

Dönemler değişir.

Ancak Cumhuriyet’in temel ilkeleri değişmez.

Bu nedenle CHP’ye bağlılık, kişilere bağlılık değil; Cumhuriyet’e, demokrasiye, laikliğe, sosyal adalete ve kurucu değerlere bağlılıktır.

Vefa Başkadır, Biat Başka

Bugün siyasette en çok karıştırılan kavramlardan biri de budur.

Vefa ile biat aynı şey değildir.

Vefa; geçmişte emek vermiş, mücadele etmiş insanlara hakkını teslim etmektir.

Biat ise bir kişinin bugün yaptığı her şeyi sorgusuz sualsiz doğru kabul etmektir.

Demokratik siyasette biat kültürüne yer yoktur.

Cumhuriyet’in yetiştirdiği yurttaş, alkışlaması gerektiğinde alkışlar; eleştirmesi gerektiğinde de eleştirir.

Çünkü eleştiri düşmanlık değildir.

Tam tersine, yanlışları düzeltmenin en güçlü aracıdır.

Bir partiyi gerçekten seven insanlar, onun eksiklerini görmezden gelenler değil; onları cesaretle dile getirip çözüm arayanlardır.

Onarmak için çaba gösterenlerdir.

Partiye Sadakat, Kişiye Değil İlkeye Olmalıdır

Siyaset, ömür boyu bir lidere bağlılık yemini etmek değildir.

Gerçek siyaset, gerektiğinde en sevdiğin yöneticiyi bile ilkeler adına eleştirebilmektir.

Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihi misyonu, herhangi bir kişinin siyasi kariyerinden çok daha büyüktür.

Bugün yaşanan görüş ayrılıkları, yönetim tartışmaları veya iç çekişmeler geçicidir.

Fakat Cumhuriyet’in kurucu değerleri kalıcıdır.

İşte bu yüzden partiyi terk etmek yerine, onu yeniden kuruluş felsefesine yaklaştırmak için mücadele etmek daha anlamlı, daha ilkeli ve daha onurlu bir duruştur.

Kriz Günleri Karakteri Ortaya Çıkarır

Her kurum zaman zaman kriz yaşar.

Önemli olan krizlerin varlığı değil, o kriz karşısında alınan tavırdır.

Bir parti zor günler geçirirken onu terk etmek kolaydır.

Asıl zor olan, içeride kalıp mücadele etmektir.

Çünkü aidiyet, her şey yolundayken yanında durmak değildir.

Aidiyet; fırtına çıktığında da gemiyi terk etmemektir.

Çıkar ilişkileri insanları ilk sarsıntıda uzaklaştırır.

İlkelere bağlı insanlar ise gemiyi limana ulaştırabilmek için mücadeleyi sürdürür.

Cumhuriyet’in Hafızasını Korumak

Cumhuriyet Halk Partisi sadece seçim kazanan ya da kaybeden bir siyasi yapı değildir.

O, Kuvâ-yi Milliye ruhunun siyasal devamıdır.

O, Cumhuriyet devrimlerinin taşıyıcısıdır.

O, laikliğin, hukuk devletinin, çağdaş eğitimin ve tam bağımsız Türkiye idealinin siyasal hafızasıdır.

Bu hafızanın zayıflaması yalnızca bir partinin zayıflaması anlamına gelmez; Cumhuriyet’in kurucu değerlerinin de yıpranması anlamına gelir.

Bu yüzden CHP’yi savunmak, bir kişiyi savunmak değildir.

Cumhuriyet’in temel felsefesini savunmaktır.

Tarih Kimi Hatırlar?

Tarih, siyasi kariyer hesapları yapanları uzun süre hatırlamaz.

Tarih, makamlar uğruna yön değiştirenleri de unutmaya mahkûm eder.

Ancak tarih; zor zamanlarda ilkesinden vazgeçmeyenleri, kişilere değil değerlere bağlı kalanları ve Cumhuriyet’in kurucu mirasına sahip çıkanları daima saygıyla anar.

Fırtına çıktığında gemiden ilk atlayanlar değil, gemiyi güvenli limana ulaştırmaya çalışanlar iz bırakır.

Bugün de yapılması gereken budur.

Cumhuriyet Halk Partisi’ni terk etmek değil; onu Atatürk’ün gösterdiği kuruluş felsefesiyle yeniden buluşturacak mücadeleyi büyütmektir.

Çünkü Cumhuriyet’e inanan herkes bilir ki; kişiler gelip geçer, makamlar değişir, siyasi dengeler dönüşür. Fakat Cumhuriyet’in değerleri, milletin ortak vicdanında yaşamaya devam eder.

Ve o değerlere sahip çıkmak, yalnızca bir siyasi tercih değil; tarihe, Cumhuriyet’e ve gelecek kuşaklara karşı yerine getirilmesi gereken onurlu bir sorumluluktur.

 

 

Cumhuriyet’in Kurucu Partisine ve Değerlerine Sahip Çıkmak, Terk Etmekten Daha Onurlu Bir Yoldur.
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!