1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Burhanettin YILMAZ
  4. CHP Arınırken, Değişimi de Gerçekleştirmek Zorundadır
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

CHP Arınırken, Değişimi de Gerçekleştirmek Zorundadır

Cumhuriyet Halk Partisi bugün yalnızca bir kadro tartışmasının değil, tarihsel bir yol ayrımının içindedir.

featured
Advert

Cumhuriyet Halk Partisi bugün yalnızca bir kadro tartışmasının değil, tarihsel bir yol ayrımının içindedir. Bu nedenle mesele, birkaç ismin parti içinde kalıp kalmaması ya da yeni bir parti kurup kurmaması değildir. Asıl mesele, CHP’nin kendi tarihsel misyonuna yeniden dönüp dönemeyeceğidir.

Son günlerde “yeni parti” arayışları üzerinden yürütülen tartışmalar, aslında siyasetin en temel sorusunu gözlerden kaçırıyor: Yıllarca aynı yönetim kadrolarında yer alacak, alınan kararların tamamına ortak olacaksınız; başarıları birlikte sahiplenirken başarısızlıkların sorumluluğunu üzerinizden atacak, sonra da ayrılıp bütün faturayı birlikte çalıştığınız genel başkana keserek “yeni siyaset” iddiasıyla ortaya çıkacaksınız. Bunun adı değişim değildir. Bunun adı siyasi sorumluluktan kaçmaktır.

Hiç kimse yıllarca yönettiği bir partinin yanlışlarından kendisini soyutlayamaz. Eğer yanlış yapıldıysa, o yanlışların sorumluluğu yalnızca genel başkana değil, o süreçte görev alan tüm yönetim kadrolarınındır. Gerçek siyasetçi, geçmişi inkâr ederek değil, geçmişiyle yüzleşerek yeni bir gelecek kurar.

Bugün CHP’den koparak kurulacak herhangi bir partinin topluma yeni bir umut olacağını düşünmek, Türkiye siyasetini doğru okuyamamaktır. Çünkü sorun tabelada değil, anlayıştadır. Aynı siyaset anlayışıyla farklı bir tabela altında yürümek, ülkeye yeni bir seçenek sunmaz.

Cumhuriyet Halk Partisi, 103 yıllık tarihi boyunca Türkiye’nin en büyük dönüşümlerine öncülük etmiş bir partidir. Cumhuriyetin kuruluşundan laikliğe, kadın haklarından sosyal devlet anlayışına kadar birçok tarihsel adımın altında CHP’nin imzası vardır. Bu nedenle değişimin adresi de yine CHP olmak zorundadır. Çünkü Türkiye’nin ilerici birikimi hâlâ en güçlü şekilde bu çatı altında bulunmaktadır.

Ancak bunun için CHP yalnızca arınmakla yetinemez. Arınma, geçmişte yapılan yanlışlardan hesaplaşmayı ifade eder; ama tek başına yeterli değildir. Asıl ihtiyaç duyulan şey, köklü bir zihniyet değişikliğidir. Parti, kuruluş felsefesinin halkçı, kamucu, laik ve sosyal demokrat değerlerini günümüz koşullarına yeniden uyarlayarak adeta fabrika ayarlarına dönmelidir.

Bugün toplumun CHP’den beklediği en büyük değişim, parti içi demokrasinin eksiksiz hayata geçirilmesidir. Demokrasi yalnızca ülke için savunulan bir ilke olmamalıdır; önce parti içinde yaşatılmalıdır. Üyenin söz sahibi olmadığı, kararların dar kadrolar tarafından alındığı bir yapının Türkiye’ye demokrasi vaat etmesi inandırıcı değildir.

Bu nedenle ön seçim istisna değil, kural haline gelmelidir. Belediye başkanından milletvekiline, il başkanından genel başkana kadar her kademe üyelerin özgür iradesiyle belirlenmelidir. Şeffaflık ve hesap verebilirlik CHP’nin en güçlü kimliği haline gelmelidir.

Milletvekilliği bir meslek değildir. Siyaset, halka hizmet etmenin aracıdır. Aynı isimlerin onlarca yıl parlamentoda kalması, yeni kuşakların önünü kapatmakta, siyaseti dar bir çevrenin mesleğine dönüştürmektedir. Bu nedenle iki dönemden fazla milletvekilliğine izin verilmemeli, parti sürekli kendisini yenileyebilmelidir. Yeni yüzler, yeni fikirler ve yeni toplumsal kesimler siyasete taşınmalıdır.

CHP’nin yeniden ayağa kalkmasının yolu eğitimden de geçmektedir. Parti Okulu yeniden işlevsel hale getirilmeli; ideolojik eğitim, yerel yönetim bilgisi, hukuk, ekonomi, sosyal politika ve örgütlenme konularında kapsamlı programlar uygulanmalıdır. Bu eğitimlerden geçmeyen hiç kimse belediye meclis üyeliğinden milletvekilliğine kadar hiçbir göreve aday gösterilmemelidir. Parti yöneticiliği bir liyakat meselesi olmalıdır.

Bugünkü yapısıyla gençlik kolları ise beklenen işlevi yerine getirememektedir. Gençleri yalnızca afiş asan, salon dolduran veya seçim dönemlerinde çalışan bir organizasyon olarak görmek büyük bir yanlıştır. Bunun yerine bilim, kültür, sanat, siyaset ve toplum çalışmaları yürüten, gençleri düşünsel olarak yetiştiren Halkçı Gençlik Vakfı kurulmalıdır. Böylece CHP yalnız seçim dönemlerinde değil, yılın her günü genç kuşakları yetiştiren büyük bir siyasal okul haline gelebilir.

Parti tüzüğündeki yüzde 5 kontenjan uygulaması da gerçek amacına uygun kullanılmalıdır. Bu kontenjan; eş, dost veya siyasi yakınlık ilişkileri için değil, ülkeye hizmet etmiş bilim insanlarını, bürokratları, hukukçuları, sendikacıları, akademisyenleri, sanatçıları ve toplumda karşılığı olan nitelikli insanları siyasete kazandırmak için değerlendirilmelidir.

Türkiye derin bir ekonomik kriz, ağır bir hukuk bunalımı ve ciddi bir demokrasi sorunu yaşamaktadır. Böylesi bir dönemde sol siyasetin parçalanmaya değil, güçlenmeye ihtiyacı vardır. Yeni tabela arayışları yerine, Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içinde büyük bir demokratik dönüşümü gerçekleştirmesi, milyonlarca yurttaşın ortak beklentisidir.

CHP geçmişiyle hesaplaşırken geleceğini de yeniden kurmalıdır. Arınmalıdır; ama sadece arınmak yetmez. Değişmelidir; ama yalnızca kadroları değil, siyaset yapma anlayışını da değiştirmelidir. Üyeyi merkeze alan, liyakati esas alan, gençleri yetiştiren, halkla bağını güçlendiren, hesap veren ve parti içi demokrasiyi gerçek anlamda hayata geçiren bir CHP, yalnızca kendi geleceğini değil, Türkiye’nin demokratik geleceğini de inşa edecektir.

Çünkü Türkiye’nin ihtiyacı yeni bir tabela değil; kendisini yenilemeyi başarmış, halkın umudu olmayı yeniden hak etmiş güçlü bir Cumhuriyet Halk Partisi’dir.

 

CHP Arınırken, Değişimi de Gerçekleştirmek Zorundadır
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!