“Siyaset ahlak ister.”
Bu sözü yıllardır söylüyorum. Çünkü siyaset; yalnızca seçim kazanmak, kürsülerde alkış almak ya da genel başkanlık koltuğunda oturmak değildir. Siyaset; zor günlerde gösterilen karakterdir, sadakattir, sorumluluktur ve ahlaktır.
Bugün Cumhuriyet Halk Partisi, tarihinin en kritik süreçlerinden birinden geçmektedir. Parti, yalnızca siyasi iktidarın baskısıyla değil; aynı zamanda hukuk üzerinden yürüyen tartışmalar, parti içi krizler ve yönetsel hataların oluşturduğu ağır bir yükle karşı karşıyadır.
İşte tam da böyle bir dönemde Özgür Özel’in grup toplantısında yaptığı konuşma, birleştirici bir liderin konuşması olmaktan çok, ayrıştıran, kutuplaştıran ve kendi sorumluluğunu görmezden gelen bir veda konuşmasını andırmıştır.
Bir genel başkanın görevi, partisini yeni krizlere sürüklemek değil; krizleri yönetmektir.
Mutlak Butlan Tartışması Neden Doğdu?
Bugün kamuoyunda konuşulan “mutlak butlan” tartışması gökten düşmedi.
Bu tartışmanın ortaya çıkmasının temel nedeni; CHP’nin kurultay sürecinde yaşandığı ileri sürülen usulsüzlük iddialarıdır. Delegelerin iradesine yönelik baskılar, çeşitli menfaat ilişkileri, kamuoyuna yansıyan para ve makam pazarlığı iddiaları, kurultayın meşruiyetini tartışmalı hale getirmiştir.
Bir siyasi partinin en büyük gücü hukuki meşruiyetidir.
Eğer bir kurultayın hukuka uygun yapılıp yapılmadığı yargının önüne taşınmışsa, bunun siyasi sorumluluğu yalnızca davayı açanlarda aranamaz.
Asıl soru şudur:
CHP neden bugün mutlak butlan tartışmasını yaşamak zorunda kaldı?
Bu sorunun cevabı; mahkemelerde değil, kurultay sürecinde yaşanan uygulamalarda aranmalıdır.
Hukuk, sonuçla ilgilenir.
Siyaset ise sonuca götüren nedenlerle…
Bugün ortaya çıkan tablo, nedenlerin yıllardır biriktirilmesinin sonucudur.
Suçlu Aramak Yerine Aynaya Bakmak Gerekirdi
Özgür Özel, grup konuşmasında yine herkesi suçladı.
Yargıyı suçladı.
İktidarı suçladı.
Muhalefeti suçladı.
Parti içindeki eleştirileri suçladı.
Ancak kendi yönetiminin yaptığı hatalara ilişkin tek cümle kurmadı.
Oysa siyaset önce öz eleştiri ister.
Bir lider, partisini içine düştüğü krizden çıkarmak istiyorsa önce kendi sorumluluğunu kabul etmek zorundadır.
Bugün CHP’nin yaşadığı hukuki tartışmaların önemli bir bölümü, yönetim anlayışının doğal sonucudur.
Bunun hesabını vermeden sürekli mağduriyet siyaseti üretmek, sorumluluktan kaçmaktır.
CHP Kimsenin Kariyer Basamağı Değildir
Cumhuriyet Halk Partisi;
kişilerin siyasi kariyerlerini inşa edecekleri geçici bir platform değildir.
103 yıllık Cumhuriyet çınarıdır.
Mustafa Kemal Atatürk’ün siyasal mirasıdır.
Bu partiye yıllarca emek veren milyonlarca insanın alın teridir.
Partiyi kişisel hesaplara teslim edenler de…
Partiyi en zor gününde yalnız bırakanlar da…
Terk edenler de…
Aynı tarih önünde hesap verecektir.
Siyasi ahlak tam da burada devreye girer.
Bir davaya bağlılık, işler iyi giderken değil; baskılar arttığında ölçülür.
Fırtına çıktığında gemiyi terk edenler, daha sonra kaptanlık hikâyeleri yazamazlar.
İhanet ve Hainlik Kavramları
Bazıları bu kavramlardan rahatsız oluyor.
Oysa kelimelerin anlamı vardır.
İhanet; birlikte mücadele ettiğin insanları en zor günlerinde yalnız bırakmaktır.
Hainlik ise; kişisel çıkar uğruna yıllarca savunduğunu söylediğin değerlere sırt çevirmektir.
Yıllarca CHP’nin imkânlarıyla milletvekili olanların…
Örgütün emeğiyle belediye başkanı seçilenlerin…
Partinin en zor gününde susmaları…
Yeni siyasi hesaplar yapmaları…
Ya da farklı iktidar arayışlarına yönelmeleri…
Siyasi literatürde ilkesizlikten başka bir kavramla açıklanamaz.
Ahlaksız Veda
Özgür Özel’in bugünkü konuşması, bir mücadele çağrısından çok, geride derin kırgınlıklar bırakan bir siyasi vedayı andırmaktadır.
Bir genel başkan, giderken bile partisini büyütebilir.
Uzlaştırabilir.
Kucaklaştırabilir.
Yaraları sarabilir.
Ancak öfkeyi, kutuplaşmayı ve suçlamayı siyasetinin merkezine koyarsa, geriye bıraktığı şey birlik değil, ayrışma olur.
Asıl ahlaksızlık; hatalarıyla yüzleşmek yerine sürekli başkalarını suçlamak, partiyi hukuki tartışmaların içine sürükleyen süreci görmezden gelmek ve bunu siyasi kahramanlık gibi sunmaktır.
Tarih Unutmaz
Cumhuriyet Halk Partisi bugüne kadar çok badire atlattı.
Darbeler gördü.
Kapatıldı.
Baskılar yaşadı.
Liderler değişti.
Ama CHP’yi ayakta tutan şey kişiler değil, ilkeler oldu.
Atatürk’üm manevi değerine sahip çıkan seçmenler oldu…
Bugün de aynı gerçek geçerlidir.
Makamlar gelir geçer.
Genel başkanlar değişir.
Belediye başkanları değişir.
Milletvekilleri değişir.
Ama Cumhuriyet Halk Partisi kalır.
Tarih; zor günlerde mücadele edenleri de yazar, zor günlerde kişisel hesabını öne çıkaranları da…
Benim ölçüm değişmedi.
Bir davanın en zor gününde yanında duranlar yol arkadaşıdır.
En zor gününde sırtını dönenler ise o davaya ihanet etmiş olurlar.
Çünkü siyaset, makam meselesi değil; ahlak meselesidir.
Ve tarih, ahlak sınavını kaybedenleri asla affetmez.



