“Siyaset ahlak ister.”
Bu sözü yıllardır söylüyorum. Çünkü siyaset, yalnızca seçim kazanma sanatı değildir; karakter, vicdan ve zor zamanlarda gösterilen duruşun adıdır. Gerçek siyasi ahlak, güneşli havalarda değil, fırtınalı günlerde belli olur. Bir davaya bağlılık, her şey yolundayken değil; baskı altında, tehdit altında ve bedel ödenirken anlam kazanır.
Bugün Cumhuriyet Halk Partisi, tarihinin en ağır kuşatmalarından biriyle karşı karşıyadır. Yargının siyasal amaçlarla kullanıldığına dair ciddi tartışmaların yaşandığı, belediyelerine ve yöneticilerine yönelik operasyonların sürdüğü bir süreçten geçiyoruz. Böyle dönemlerde yapılması gereken; kişisel hesapların peşine düşmek değil, parti içinde demokrasiyi işleterek ortak mücadeleyi büyütmektir.
Ne yazık ki tam da bugün, yıllarca CHP’nin olanaklarıyla siyaset yapan, üç, dört, beş dönem milletvekilliği yapan, örgütün emeği ve milyonlarca CHP seçmeninin desteğiyle belediye başkanlığı koltuğuna oturan bazı isimler, mücadeleyi büyütmek yerine kaçışı tercih etmektedir. Kimileri yeni parti hesapları yapmakta, kimileri ise kendi siyasi geleceğini kurtarmanın yollarını aramaktadır.
Daha da vahimi, belediyelerde yaşanan tartışmaların ve iddiaların üzerini örtmek için siyasi yön değiştirmeyi, iktidarın saflarına geçmeyi çözüm olarak gören anlayıştır. Bu tavrın adı siyasi manevra değildir. Bunun adı ilkesizliktir. Bunun adı fırsatçılıktır. Bunun adı siyasi ahlaksızlıktır.
Bazıları bu sözleri ağır bulabilir. Ancak kelimelerin anlamı vardır.
İhanet, en zor gününde omuz omuza mücadele ettiğin insanları ve değerleri terk etmektir.
Hainlik ise, kişisel çıkar uğruna yıllarca emek verdiğini söylediğin davayı zayıflatacak adımlar atmaktır.
Bir siyasi partiyi yıllarca basamak olarak kullanıp, o partinin en zor gününde sırtını dönmek; milyonlarca insanın umudunu, örgütün emeğini ve Cumhuriyet’in ikinci yüzyılındaki mücadeleyi hiçe saymaktır. Bunun daha yumuşak bir tanımı varsa, buyursun söylesinler.
Cumhuriyet Halk Partisi, herhangi bir siyasi organizasyon değildir. O, 103 yıllık bir Cumhuriyet çınarıdır. Kurtuluş Savaşı’nın, Cumhuriyet’in, devrimlerin ve Mustafa Kemal Atatürk’ün siyasal mirasıdır. Böyle bir partiyi kişisel kariyer hesaplarına kurban etmek, sadece bugüne değil, tarihe karşı da sorumluluk doğurur.
Elbette her partide fikir ayrılıkları olur. Liderler eleştirilir, yönetimler değişir, politikalar tartışılır. Demokrasi bunu gerektirir. Ancak demokrasi, mücadeleyi içeride vermektir; gemi fırtınadayken cankurtaran filikasına atlayıp ardından kaptanlık nutukları atmak değildir.
Tarih, zor günlerde mücadele edenleri de yazar; zor günlerde kaçanları da…
Bugün makamını, geleceğini ve kişisel hesabını önceleyenler, yarın tarihin sayfalarında hangi sıfatla anılacaklarını iyi düşünmelidir. Çünkü siyasetin hafızası uzun, milletin vicdanı güçlüdür.
Benim ölçüm nettir:
Bir davanın en zor gününde yanında duranlar yol arkadaşıdır.
En zor gününde sırtını dönenler ise o davaya ihanet etmiş olurlar.
Bunun siyasi literatürde başka bir adı yoktur.
Selam olsun; baskılara rağmen geri adım atmayanlara…
Selam olsun; 103 yıllık Atatürk çınarını savunanlara…
Selam olsun; parti içi demokrasiyi, örgüt iradesini ve ilkeli siyaseti kişisel çıkarların önünde tutanlara…
Çünkü siyaset makam değil, ahlak meselesidir.



