Siyaset, yalnızca seçim kazanmak, makamlara gelmek ve kişisel kariyer oluşturmak değildir. Siyaset, her şeyden önce topluma, ortak değerlere ve seçmenin iradesine karşı sorumluluk taşımaktır.
Cezmi Doğaner
Siyaset, yalnızca seçim kazanmak, makamlara gelmek ve kişisel kariyer oluşturmak değildir. Siyaset, her şeyden önce topluma, ortak değerlere ve seçmenin iradesine karşı sorumluluk taşımaktır. Bu nedenle bir siyasetçinin seçildiği siyasi partiden istifa etmesi, yalnızca kişisel bir tercih olarak değerlendirilmemelidir. Böyle bir karar, aynı zamanda siyasi etik, temsil sorumluluğu ve demokratik güven açısından da ele alınmalıdır.
Elbette demokratik toplumlarda herkesin bir siyasi partiden ayrılma, başka bir partiye katılma veya bağımsız siyaset yapma hakkı vardır. Hiç kimse bir siyasi partiye ömür boyu bağlı kalmaya zorlanamaz. Ancak demokratik hakların kullanılması, beraberinde etik sorumlulukları da getirir. Asıl mesele, istifa etmek değil; bu kararın hangi gerekçelerle alındığı, seçmene nasıl açıklandığı ve siyasi sorumluluğun nasıl yerine getirildiğidir.
Belediye başkanlığı gibi önemli bir makama seçilen kişinin başarısını yalnızca kendi kişisel başarısı olarak değerlendirmek doğru değildir. O başarıda parti örgütünün, üyelerin, gönüllülerin, seçim çalışmalarına emek veren insanların ve kendisine güvenerek oy kullanan yurttaşların ortak katkısı vardır. Adayın belirlenme süreci, seçim kampanyası ve sandıktan çıkan sonuç bir bütün olarak değerlendirilmelidir.
Unutulmamalıdır ki seçmen, yalnızca bir kişiye değil, o kişinin temsil ettiği siyasi anlayışa, değerlere ve seçim döneminde ortaya koyduğu programa da güvenerek oy verir. Bu nedenle seçilmiş bir temsilcinin siyasi tercihini değiştirmesi, seçmen açısından doğal olarak bir güven ve hesap verme meselesi doğurur.
Siyasi partiler, kişilerin makam elde etmek için kullandıkları araçlar değildir. Ortak ilkeler, programlar ve toplumsal hedefler etrafında oluşan demokratik örgütlenmelerdir. Siyasi mücadele, kişisel çıkarlar değiştiğinde terk edilecek bir yol arkadaşlığına indirgenmemelidir.
Hiçbir makam kimsenin şahsi mülkü, hiçbir seçmen de bir siyasetçinin kariyerinde kullanabileceği bir basamak değildir.
Siyasette gerçek vefa, bir partiye koşulsuz bağlılık değil; savunduğunuz değerlere, verdiğiniz sözlere ve size güvenen seçmenlere karşı sorumluluğunuzu korumaktır.
Çünkü makamlar geçicidir; demokratik güven, siyasi itibar ve topluma karşı sorumluluk ise kalıcı değerlerdir.


