Bunca yaşananlara karşın, “iktidarın” ekonomik darboğazdan çıkılmasında başarılı olacağını düşünmek bambaşka bir “duygu” olsa gerek! Küçük bir ışık ya da devede hörgüç kadar bir “umut” görüyor olsam çığlık atacağım! Yıldız Tilbe’nin o içten yanıtı gibi… Tilbe’ye “sevgilin var mı” diye sormuşlardı geçtiğimiz yıllarda, o da “yok anam/ bacım, gerçekten yok, olsa şu boşlukta çığlık atmam mı” diye karşılık vermişti. Bendeki de “işte öyle bir şey…”
AKP’nin ilk yıllarını düşünüyorum… Hani şu “toy” ama “Kemal Derviş reçetesi” gölgesinde olduğu, ancak kimsenin “ekonomiden/ zorlanmadan/ yatırımlardan/ zamlardan” dolayı yakınmadığı yılları, diyorum. Kimsenin sesi/ soluğu çıkmış mıydı? O zaman “muhalefetin” başı Deniz Baykal bile, “iktidarın” Avrupa Birliği çabasına, dışarıdan koşarak gelen yatırımcıların sevdasına, dövizin uzun yıllar yerinde saymasına şaşırmış olmalı ki; hiçbir gelişmeye, hiçbir oluşuma tepki göstermediği gibi övgüler dizmekten geri durmuyordu! Yaşları yarım yüzyıla dayananlar anımsar o günleri…
***
Şunu söylemek istiyorum: Demek ki, yurttaş kolay kolay acısından dolayı sızlanmıyordu, en küçük bir sorunda sokakta kendini bulmuyordu, “açız/ doymuyoruz” sesleri yükseltmiyordu, “barınma alanımız yok” demiyordu, “ağacıma/ zeytinime/ ormanıma dokunma” diye ağıtlar yakmıyordu, eşler/ yakınlar “haksız yere içeride tutulan yakınlarım var” diyerek dertlenmiyordu… Yoktu ki insanlar “bugünkü” kaygılardan dolayı yola çıkmıyor, alanlarda mitingler düzenlemiyor, şiddetle de karşılaşmıyordu!
Vardı diyebilir misiniz? Daha dün açıklanan nisan ayı enflasyon rakamları kimin düşüncelerini karartmadı, yalnız o da değil; “iktidarın”, bu verileri bir beceri ya da başarı gibi göstermesi karşısında “umut” kapılarını açık tutanları görüp/ duydukça ilkyazın güzellikleri kaldı mı belleğinizde? Yılın tamamı için öngörülen enflasyonun yılın dört ayında yaşanması nasıl bir algıyla başarı sayılıyordu öyle? Gerekçeler art arda sıralandı; hava koşulları denli, don olayı denli, yağmur vardı, İran/ İsrail kavgası denli… Bir ülkenin hiç mi bir birikimi ya da hazırlığı olmaz ki?
***
TÜİK’in nisan ayı tüketici fiyat verileri açıklandı. Verilere göre yıllık artış yüzde 32,37’ye, aylık ise yüzde 4,18’e ulaşmış durumda. Yaşanan kaygının en can alıcı yönü, aynı gün ENAG’ın açıkladığı yüzde 55,38’lik oran, aradaki yirmiüç puanlık uçurumun nerede olduğu, kimlerin kasasına hortumlandığı ortada yok! Bu yirmiüç puanlık makas aralığının varlık nedeni bilinmediği gibi, bugüne değin ENAG’ı yalanlayanın olduğu da görülmedi! İşin en önemli yanı, bunun bilinmesini istemeyenlerin güçlü olması, iyi algı yapması…
Bir de Hazine-Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in açıklaması var… “Nisan’da enflasyon aylık yüzde 4,2, yıllık yüzde 32,4 gerçekleşti… Jeopolitik gelişmelerin etkisiyle artan enerji ile emtia fiyatları kısa vadede baskı oluştursa da gerekli adımları atıyoruz. Enflasyondaki yükselişin geçici olduğunu değerlendiriyoruz” sözleri her ne denli tabloyu yumuşatmak olarak algılansa da, belli ki “geçici olduğu değerlendirilen” enflasyonun önü kesilemiyor/ durdurulamıyor! Yurttaşın yaşamına/ cebine dokunan gerçek şu; dört ayda yılın tamamı için öngörülen enflasyonun yaşanmasıdır.
***
Biliyor musunuz? Tüm açıklanan rakamların, “geçici” sözlerin ardında unutulanlar; tarlasına küsen üretici, tenceresini kaynatamayan emekçi, gençlik yılları törpülenen kuşak, “açız/ doymuyoruz” diye sokağa dökülen emekli, çocuğunun geleceğini sağlayamayan çalışan ücretli… Ne denli üstü örtülmeye çalışılsa da, bakanlığın “kalıcı fiyat istikrarı” söylemi çarşıdaki etiketi yurttaşın cüzdanıyla barıştırmaya yetmiyor.
Yılın başında belirlenen öngörülerin şaşması, “iktidarın” başarı öyküsünü bir gözbağına dönüştürüyor. Yarın otoyolları, köprüleri ya da Ata’dan kalan son işletmeleri satmaya kalktığınızda bunu da mı “çıkış yolu” diye sunacaksınız? Yıldız Tilbe’nin boşluktaki çığlığı gibi soruyoruz: Bu tabloda umuda ilişkin bir ışık var mı? “Yok anam, yok bacım, yok!” Gerekçeler ne olursa olsun, bir ülkenin birikimi savruldukça yangının külü yurttaşın bağrına düşüyor. İşte burada CHP’nin alanda halkla buluşması, neler yaşandığı konusunda umut kapılarını yeniden aralayabilir, ilkyaz sevinci solunabilir… 060526



