Advert
Oktay EROL
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Portakal çiçeğinin kokusu bozuldu!

Portakal çiçeğinin kokusu bozuldu!

Bir girişimin yararlı olmasının yollarından biri de “konuyu” anlamaktır!

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

Bir girişimin yararlı olmasının yollarından biri de “konuyu” anlamaktır! İstediklerince “karnaval” deme bağımlısı olsalar da, bir dinsel buluşmayı halkın beğenisine sığdırmaya çalışsalar da; “Portakal Çiçeği” anılarak gerçekleşen etkinliği yurttaşlar “festival” ya da “şenlik” olarak değerlendiriyor!  Buna “Müslüman mahallesinde salyangoz satmak” deyimi de uyuyor açıkçası… “Karnaval” konusunda yeniden yazmak istemiyorum! Buluşma için Adana’ya tur düzenleyen firmaların tanıtım broşürlerine baktığınızda “Adana Portakal Çiçeği Festivali” denildiğini görürsünüz!

Ne yaparsanız yapın, kapalı toplantılarınızda yinelemeyi sürdürseniz de “festival” ya da “şenlik” denilmesini engelleyemezsiniz, çünkü katılımcı konuklar bunun anlamını arayacak, ne olduğunu sorgulayacak… Bu buluşmayı Adana’nın belleğinin, değerinin, öneminin anımsanacağı bir süreç olarak yer etmesini istiyorsanız, yine Adana’nın yüreğinden doğan sese kulak vermek, “festival” ya da “şenlik” demek zorundasınız!

***

Festival ya da şenlik nedir? İnsanların sokakta, parkta bir araya geldiği, coşkunun doruğa yükseldiği buluşmalardır… Bunu yalnız eğlence olarak ya da o birkaç gün gibi değerlendirmeyin; kentte yaşayanların birbirini yeniden tanıması, ortak sevinçte birleşmesi, geçmişiyle bağ kurması, anılar yaşaması içindir de… Şenlik, bir kentin sokaklarını/ yemeklerini/ yükselen yapılarını/ doğal güzelliklerini tanıtmanın da ötesinde belleğin gereksindiği oksijeni almasına yardımcı olan, gelecek için daha verimli çabalar göstermenin de adıdır.

Festival, buluşmayı bir adım daha ileri taşır; yeniden üretir, müzikle/ oyunla/gösteriyle/ yarışma etkinlikleriyle kentin yaşanmışlığından izler sunar. Kentin gündelik akışında çoğu zaman unutulan değerler, bu günlerde yerel yönetimlerin/ sivil toplum yapılanmalarının vereceği uğraşla öne çıkarılır; dayanışma, paylaşma, birlikte üretme duygusu güçlenir. Şenlik, kentin yalnızca yükselen beton yapılarla değil, insanlarla kurulduğunu anımsatır. Festival, geçmişten geleceğe açılan kapı aralar; kent belleğini yeniler, ortak yaşamı yeniden kurulmasında etken olur…

***

Daha adında “çarpıklık” olunca, buluşmanın içini doldururken de zorluklar yaşanıyor doğal olarak… Hep şunu söylüyorum; bir ülkeye “yabancı yatırımın” gelmesi o denli yararlı değil! Çünkü yurttaşın emeğini daha ucuz sömürmek, daha çok çalıştırarak daha çok kazanmak için gelip/ gelmediğini bilmek gerek. Bir de, gelen yabancı sermaye eğer o yurdun bakış açısına, üretim alışkanlıklarının yenilenmesine yararı olmayacaksa, işi bittiğinde tası/ tarağı toplayıp gitme eğilimi varsa hiç imrenip yakınlaşmamak gerek! Gerçekleşen dönemsel bir iyileşme olabilir, ancak sonrası için çok şey yitirilir!

Şenlikler, festivaller de öyledir… Beş gün için yerel medyayı peçete gibi bir yana atıp, ulusal medyadan yapılan çığırtkanlıkla yurdun dörtbir yanından olduğu gibi yurtdışından bile konukları getirip, bunları bir “kalıt” gibi sunduğunuzda aynı “yabancı yatırımcı” konumuna düşürürsünüz! Beş gün boyunca dışarıdan gelenlerle övünüp, kentiçi yurttaşlarının hangi zorluklar yaşadığını görmediğinizde “coşku” diye sunduklarınız “aldatma” eyleminin bir adım ötesine gidemez!

***

Sokakların renkli görüntüsüyle Portakal Çiçeği Festivali son buldu… Bir Adanalı olarak kendime soruyorum; elde ne var? En yalınından, ateşte tarhana yaparsın; bir yerinde hiçbir şey olmasa bile “kömürün karası” bulaşır! Peki bu buluşmadan ne kaldı? Esnaf sevindi mi, kentin kültürüne katkı yaptı mı, yaşamı canlandıracak izler bıraktı mı, üç/ beş gün boyunca anlatılacak anılar oluştu mu, adı “portakal” ya/ katma değer yaşatacak gelişmelere tanık olundu mu? “Portakal çiçeğinin” kokusunu da kapitalist tüketim zincirinin halkaları arasına koydular; hepsi bu!

Festivalin konserleri, halk koşusu, kortej yürüyüşü, gastronomi etkinlikleri kendiliğinden oluşmadı; komite tarafından sağlandı. Bu nedenle içerik, doğal bir halk katılımından çok, planlı anlaşmalı bir organizasyonun ürünüydü… Yaygın medyada “şu şarkıcı da sahnedeydi, şu isimler de Adana’daydı” diye öne çıkarılanlar oldu! Ama öyle değil işte; böyle söylediler baştan beri “karnaval” dedikleri gibi, bir de Adana’ya/ Adanalıya değer katacağından söz ettiler! Bir kılıf hazırladılar, kılıfın içini istedikleri gibi doldurdular, kazanacak olanları da kendileri belirlediler, ancak yaşamından/ ekmeğinden/ sevincinden alınanın halk olduğunu umursamadılar bile… Bunu bilelim! 080426

 

 

 

Portakal çiçeğinin kokusu bozuldu!
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin