İnsanoğlu yaşadığımız dünyayı cehenneme döndürüyor. Doğa saldırısının, çevre kirliliğinin baş sorumlusu, kâr hırsıyla hareket eden kapitalizmin ve emperyalizmin doğduğu gelişmiş ülkeler, Avrupa, uzun bir süredir kavurucu sıcaklar altında yanıp tutuşuyor. Yüzlerce insan öldü. ABD zaten bir felaketler ülkesi durumuna geldi; kasırgalar, hortumlar, sel baskınları, orman yangınları oradaki insanlığın da baş belası…
Avrupa’daki sıcak dalgası şimdi ülkemize, Türkiye’ye doğru kayıyor. Geçen yıl neredeyse yanmadık orman kalmamıştı; bakalım bu yıl neler yaşayacağız.
Bu cehennem tablosunun nedeni “küresel ısınma”… Bunu sağır sultan bile duydu. Avrupa kendince önlemler almaya başlasa da geç kaldı. Çevreyi kirleten fabrikalarını yıllar öncesinden başlayarak bizim ülkemize kaydırdılar. Bursa’da işyeri hekimliği yaparken bunun en somut örneklerini gözlerimle gördüm. Bursa ovasının incisi, o güzelim coğrafyanın gözbebeği Nilüfer Çayı af edersiniz ama, bok ve kimya olup akmaya başladı. Balık yaşamıyor artık. Aynı tabloyu Ergene’de, Sakarya Nehri’nde de görebilirsiniz. İktidarın siyaset ve kar ortağı yerli parababalarımızda zaten ne din var, ne iman… Fabrikaları nehirlere zehir akıtıyor. Bacalarından kimya tütüyor.
Bütün bunlar gözümüzün önünde yaşanırken “Türkiye Yüzyılı”, “Sıfır Atık” balonlarıyla göz boyamaya çalışanlar, zeytinliklerimizi kesen, ormanlarımızı tıraşlayan, dağlarımı vatan evlatlarının üzerine yıkan maden arama şirketlerini polis ve jandarma zorunu da kullanarak vatandaşın ekmek ve geçim kaynaklarına saldırtıyor.
Her türle cehalete verilen taviz ile insanlarımızda en küçük bir çevre bilinci kalmadı. Otomobilinin camını açan elindeki çöpü, sigarayı yol kenarına atıyor. Dünyanın en zengin kır çiçeği örtüsüne sahip memleketimde, Ardahan’da yol alırken yol kenarlarına, subaşlarına ve kıyılarına, birilerinin kendilerince “piknik” yaptığı ormanlık alanlara bakmamaya çalışıyorum; midem bulanıyor, canım acıyor.
Üniversitelerde bilimin yerini biat ve itaat aldı, okullarda ezbercilik, cemaat ve tarikat taklitçilikleri öne geçti.
Yeter artık! Uyanalım. Çocuklarımıza yaşanabilecek bir dünya bırakmak istiyorsak bu adaletsizliklere, çıkar ve yalan düzenlerine son vermemiz, geleceğimize yönelik önlemleri birlikte almamız gerek.
Sorun Batı’da da, Doğu’da da kimlerin, hangi siyasetin iktidar olması gerektiğinde değil, çevreyi ve doğayı önde tutan, kâr ve makam hırsı yerine paylaşmayı, dayanışmayı, birlikte yaşamayı ilke edinen anlayışların insanlığı yönetebilecek duruma gelmesindedir.
Yeter artık, uyanalım.
Temiz bir çevre, yalansız, doğaya saygılı bir yaşam için saf tutalım.
Gününüz aydın olsun değerli dostlar.



