“Ön seçim istiyoruz” demekle demokrasi talep edilmiş olmaz.
Bu kadar basit bir gerçeği bile bile görmezden gelenler, aslında demokrasiyi değil, kendi güç alanlarını tahkim etmenin yollarını arıyor.
Çünkü ortada bir ön seçim talebi varsa ama o talep demokratik bir kültürle beslenmiyorsa, sonuç en baştan bellidir:
Sandık kurulur, irade teslim alınır.
Bugün “Ön seçim” adı altında sahnelenen birçok süreç, gerçekte bir siyasi tiyatrodan ibarettir.
Bindirilmiş kıtalarla, organize edilmiş delegelerle, yönlendirilmiş üyelerle yapılan oylamalarda kimin kazanacağı daha sandık açılmadan yazılmıştır.
Bu tabloyu görmezden gelmek ya safdilliktir ya da bilinçli bir suskunluk.
Çünkü bu düzen, demokratik rekabeti değil, biat kültürünü üretir.
Sorunun kökü derindedir. Bu ülkede demokratik kültür, ne yazık ki henüz geniş kesimler tarafından içselleştirilebilmiş değildir. Tarikatlar, cemaatler, hemşehri ağları ve kabile refleksleri siyasal alanı kuşatmış durumdadır.
Birey, vatandaş olmaktan önce bir grubun mensubu olarak hareket etmeye zorlanır.
Oy, bir tercih olmaktan çıkar; Bir aidiyetin borcu haline getirilir.
Böyle bir zeminde yapılan ön seçim, demokrasi değil, örgütlü yönlendirmedir.
Çünkü birey özgür değildir. Düşünce özgür değildir.
Tercih özgür değildir.
Özgür olmayan bir ortamda sandık kurmanın adı demokrasi olamaz; olsa olsa düzenin makyajıdır.
Yerel yönetimlerde ortaya çıkan tablo da bu çarpıklığın somut göstergesidir. Belediyelerde görev dağılımlarından bürokratik atamalara kadar uzanan süreçlerde liyakat değil, sadakat belirleyici olmaktadır. Hemşehri dernekleri, kapalı ilişkiler ağı ve kimlik siyaseti üzerinden kurulan denklemler, kamu yönetimini bir paylaşım alanına çevirmiştir.
Kimi zaman inanç, kimi zaman kimlik, kimi zaman da memleket bağı üzerinden kurulan bu düzen, aslında halkın değil, dar grupların çıkarını büyütmektedir.
Daha korkunç olanı, bu tabloyu meşrulaştırmak için “Ön seçim yaptık” denilmesidir.
Sandık kuruluyor mahalle ilçe il kurultay delegeleri belirleniyor.
Oysa yapılan şey ön seçim değil;
Önceden belirlenmiş sonuçların sandık aracılığıyla onaylatılmasıdır.
Bu, demokrasinin ruhuna açık bir ihanettir.
Gerçek bir ön seçimden söz edebilmek için önce demokratik bir kültürün inşa edilmesi gerekir.
Eleştirel düşüncenin, bireysel iradenin, özgür tercih hakkının ve liyakat anlayışının kökleşmediği bir yerde, hangi yöntemle yapılırsa yapılsın seçimler sadece birer formaliteye dönüşür.
Açık konuşmak gerekir: Demokrasi, sandık fetişizmi değildir.
Demokrasi, bilinçtir, cesarettir, özgür iradedir.
Bu değerler yoksa, ön seçim de yoktur.
Sadece adı vardır.
Ön seçim adı kullanılarak yine bir yerlere birileri yükseltilmiştir.
Özcesi;
Adında “Demokrasi” sözcüğünü bir türlü eksik etmeyen, kimlikler üzerinden siyaset yapan partilerin demokrasi ile zerre ilişkilerinin olmadığı gibi.
Bu ülkenin artık adı olan değil, gerçeği olan bir demokrasiye gereksinimi vardır.



