Köylüleri “Kat İso” haber vermişti. Cılavuz’da “Köyün Enisdosu” diye bir okul açılmıştı. Köylü çocukları orada okuyup öğretmen olacaklardı. Ardahan Ölçek Köyü’nden Ahıskalı Eyüp ile Kürt kızı Seyhat’ın, 20. Yüzyıl başındaki kanlı savaşlarda, açlık ve kaçakaçlık yıllarında doğan diğer çocukları gibi ölmesinler diye adlarını Dursun ve Durmuş koydukları iki çocuğu, köyde “Antep” dedikleri, iki gece üç gün dağlardan yürüyerek varabildikleri Muş Ovası’na, ağaların yanında tırpan ırgatlığı yapmak için gittiklerinde, köylü ekibine önderlik etmiş “Kat İso”nun haberini verdiği o okula girmeyi başardılar.
Dursunla Durmuş’un hikâyesine Ardahan Hanak ilçesinde gönüllü köy öğretmenliğine gelmiş Kurtuluş Savaşı gazilerinden İstanbullu Kemal Bey’in ansızın ölümüyle yetim kalmış kızı Perihan da Cılavuz’da katıldı.
“Köyün Enisdosu’ bugün 86 yaşına geldi. Köy Enstitüleri yasasının TBMM’den bin bir zorlukla çıkarılmasının üzerinden 86 yıl, kapatılmasının üzerinden ise 72 yıl geçmiş. Çok derin izler bıraktı o okullar; UNESCO tarafından tüm dünyaya örnek eğitim modeli olarak önerildi. Bugün dünyanın eğitimde en başarılı bilinen ülkeleri o enstitülerde geçerli ilkeleri yaşama geçirmeye çalışıyorlar.
Kendi kuruluş felsefesi doğrultusundan ancak altı yıl açık kalabilmiş o mucize okullarda kavruk Anadolu çocukları her sabah okullarının kurucusu “Tonguç Baba”larını horona çağırarak çeliğe su verdiler, birer aydınlık neferine, ateş topuna dönüştüler. O okulun çarıklı çocuğu, adını ansiklopedilere geçirmeyi, ta Almanyalarda Hamburg kıyılarına vermeyi başarmış Dursun Akçam’ın sonsuzluğa göçüşünden sonra adına kurulmuş Dursun Akçam Kültür Ve Sanat Vakfı, Ankara Yenimahalle’de, 26 Nisan Pazar günü, Yenimahalle Kent Konseyi ile birlikte Köy Enstitüleri’nin kuruluşunun 86. yılında bir toplantı düzenliyor.
Toplantı herkese açık… Çevre coğrafyalarda kan gövdeyi götürürken, Türkiye de bu hengâme içinde Orta Doğu ve Ortaçağ bataklığına sürüklenmek, yeraltı ve yerüstü kaynakları yağmalanmak istenirken, böylesi toplantılar, Kurtuluş Savaşı ve arkasından kurulmuş Köy Enstitüleri düşüncesi ile atılıma geçmiş, yarım bıraktırılmış Anadolu Rönesansı üzerine konuşmak çok büyük bir anlam taşıyor.
Ankaralı ve Yenimahalleli dostlarımızı, Ardahan’da 21 yıldır kapısını tüm halka, özellikle azimli Anadolu gençlerine açık tutmuş, kültürün, sanatın, özgür düşüncenin bayrağını gönderde bulundurmuş, Köy Enstitüleri ruhuna yakışır bir ocak olmaya çalışmış Dursun Akçam Kültürevi ve Vakıf çalışmalarına omuz veren dostlarımızı, Dursun Akçam Kültür Ve Sanat Vakfı üyelerini bekliyoruz.
Katılın, çoğalalım; katılın ateşi, aydınlığı, dost sıcaklığını, Anadolu ve Urumeli köylüsünün imececi ruhunu, barışı, kardeşliği, adalet ve özgürlük duygusunu, emeğe saygıyı, elden ele, gönülden gönüle aktaralım.
Gününüz aydın olsun değerli dostlar…
24 Nisan 2026, Alper Akçam



