Advert
Burhanettin YILMAZ
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. İsyanım Var: Aynı Çatının Altındaki Ayrılığa

İsyanım Var: Aynı Çatının Altındaki Ayrılığa

İsyanım var… Ama bu kez öfkem sadece toplumsal çürümeye değil; aynı değerleri savunduğunu söyleyenlerin, aynı yolda yürüdüğünü iddia edenlerin birbirine karşı acımasızca savrulmasına.

featured
Google'da Abone Ol service
1
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

 

İsyanım var…
Ama bu kez öfkem sadece toplumsal çürümeye değil; aynı değerleri savunduğunu söyleyenlerin, aynı yolda yürüdüğünü iddia edenlerin birbirine karşı acımasızca savrulmasına.

Bugün sosyal medyaya bakıyorum…
Cumhuriyet Halk Partisi’nin üyeleri, gönüllüleri, kendini bu partinin neferi olarak gören insanlar; Kemal Kılıçdaroğlu, Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu, Gürsel Tekin gibi isimler üzerinden birbirlerine öfke kusuyor. Eleştiri değil bu… Hakaret. Tartışma değil… Linç.

Peki ne oldu bize?

Aynı idealleri savunan, “hak, hukuk, adalet” diyen insanlar nasıl oldu da bu üç kelimeyi ilk önce kendi içlerinde yok sayar hale geldi?

Parti içi demokrasi varsa, farklı görüş de olacak.
Olmalı da.

Bir partide herkesin aynı düşünmesi, aynı cümleleri kurması, aynı lideri sorgusuz savunması demokrasi değil; biat kültürüdür. Oysa CHP’nin tarihsel iddiası tam tersidir: Akıl, tartışma, çoğulculuk.

Ama bugün geldiğimiz noktada şunu görüyoruz:
Fikir ayrılığı, düşmanlığa dönüştürülüyor.
Eleştiri, ihanet sayılıyor.
Farklı duruş, “karşı tarafın adamı” olmakla suçlanıyor.

İşte benim isyanım tam da buna…

Kılıçdaroğlu’nu savunan da, Özgür Özel’i destekleyen de, İmamoğlu’na umut bağlayan da, başka bir ismi öne çıkaran da aynı çatı altında siyaset yapıyor. Bu isimler bir kavga nesnesi değil; bir siyasi tartışmanın aktörleridir.

Kimse kimsenin düşmanı değil.

Ama sosyal medyada öyle bir dil oluştu ki;
Sanki karşısındaki rakip parti değil de, aynı partideki yol arkadaşı değil de düşmanmış gibi…

Bu dil sadece insanları kırmıyor,
Partiyi de zayıflatıyor.

Çünkü unutuluyor:
Bir partiyi ayakta tutan şey sadece liderler değildir.
Onu ayakta tutan; birbirine saygı duyan, tartışmayı bilen, ama sonunda ortak hedefte buluşabilen kadrolardır.

Parti içinde demokrasi mücadelesi vermek kadar doğal ne olabilir?
Aksine bu bir gerekliliktir.
Ama bu mücadele; hakaretle, itibarsızlaştırmayla, karakter suikastıyla değil, fikirle, ilkeyle ve ahlakla yapılır.

Bugün en büyük sorun şudur:
İnsanlar haklı çıkmak istiyor, doğruyu bulmak değil.
Kazanmak istiyor, birlikte yürümek değil.

Oysa siyaset; egoların savaşı değil, toplumun geleceğini kurma işidir.

İsyanım var…

Aynı partide olup birbirini tüketenlere,
Hak, hukuk, adalet diyip ilk fırsatta bunları çiğneyenlere,
Sosyal medyada kahraman, gerçek hayatta suskun olanlara,
Eleştiri kültürünü yok edip linç kültürünü büyütenlere…

Ve en çok da şuna isyanım var:
Bu çöküşü görüp hâlâ “karşı taraf” diyerek sorumluluğu üzerinden atanlara…

Oysa gerçek çok açık:
Bu dili biz kurduk.
Bu ortamı biz büyüttük.
Ve istersek yine biz değiştirebiliriz.

Soru basit:
Aynı yolda yürüyenler olarak birbirimizi düşman mı göreceğiz,
yoksa farklılıklarımızla birlikte güç mü olacağız?

Cevap hâlâ bizim elimizde.

İsyanım Var: Aynı Çatının Altındaki Ayrılığa
+ - 1

Bir Cevap Yaz Atilla yüceak İptal

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

1 Yorum

  1. 10 Nisan 2026, 11:48

    çok doğru bir değerlendirme her satırına imzalıyorum sevgili üstadım saygı ve sevgiler sunuyorum

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin