Advert
Burhanettin YILMAZ
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Devlet Ciddiyeti Mi, Güç Gösterisi Mi?

Devlet Ciddiyeti Mi, Güç Gösterisi Mi?

Bir ülkede düzeni koruması gerekenler, bizzat kaosun kaynağı haline gelirse orada ne hukuk kalır ne de güven. Devlet yönetmek; toplumu ayrıştırarak, kurumları karşı karşıya getirerek, sabahın köründe polis ablukalarıyla kamu hizmeti yürüten yapıları basarak olmaz. Bu, devlet aklı değil; güç gösterisidir.

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

 

Bir ülkede düzeni koruması gerekenler, bizzat kaosun kaynağı haline gelirse orada ne hukuk kalır ne de güven. Devlet yönetmek; toplumu ayrıştırarak, kurumları karşı karşıya getirerek, sabahın köründe polis ablukalarıyla kamu hizmeti yürüten yapıları basarak olmaz. Bu, devlet aklı değil; güç gösterisidir.

Devlet adamlığı dediğimiz şey, öfkeyle, kinle, rövanş duygusuyla hareket etmeyi değil; hukuku esas almayı gerektirir. Kurumlar arası dengeyi gözetmeyi, farklı siyasi görüşlere sahip yurttaşların tamamını eşit görmeyi gerektirir. Sokaktan gelip devleti yönetmeye talip olmak başka, devleti yönetebilmek bambaşka bir şeydir. Devlet ciddiyeti; gelenek, birikim ve hukukla inşa edilir.

Bugün yaşananlara baktığımızda ise tam tersi bir tablo görüyoruz. Yüz yılı aşan Cumhuriyet tarihinde sayısız hükümet değişti. Farklı siyasi görüşlerden belediyeler geldi geçti. Ancak hiçbir dönemde, yerel yönetimlerin elindeki tarihi yapılar, kamuya hizmet eden işletmeler bu şekilde merkezi idare eliyle çekilip alınmadı. Bu, sadece bir mülkiyet tartışması değildir; bu, yerel demokrasinin açıkça zayıflatılmasıdır.

İzmir’de Meslek Fabrikası üzerinden yaşananlar, işte tam da bu zihniyetin yansımasıdır. Bir yanda halka hizmet üreten bir belediye kurumu, diğer yanda o hizmeti durdurmayı göze alan bir anlayış… Üstelik ortada devam eden bir yargı süreci varken, polis marifetiyle yapılan bir tahliye girişimi… Bu tabloyu “hukuk devleti” ile açıklamak mümkün değildir.

Devlet dediğiniz yapı, vatandaşın ortak malını korumakla yükümlüdür. Bu ülkenin kaynakları, bir grubun ya da bir anlayışın değil; 85 milyonun ortak varlığıdır. Bu kaynakları siyasi hesaplaşmaların aracı haline getirmek, devlete değil, ancak keyfiliğe hizmet eder.

Daha da tehlikelisi, bu tür uygulamalar toplumda derin yarıklar açar. İnsanları kamplara böler, “bizden olanlar” ve “olmayanlar” ayrımını keskinleştirir. Oysa devletin görevi tam tersidir: birleştirmek, kucaklamak, ortak zemini güçlendirmek.

Bugün gelinen noktada açıkça görülüyor ki mesele bir bina değil, bir zihniyet meselesidir. Hukuku araçsallaştıran, kurumları baskı unsuru haline getiren, yerel iradeyi yok sayan bir anlayışla devlet yönetilemez. Bu yol, ne istikrar getirir ne de saygınlık.

Devlet ciddiyeti; sabır, hukuk ve adaletle olur. Kinle, aceleyle ve güç gösterisiyle değil.

Unutulmamalıdır ki;
devlet, herkese eşit mesafede durduğu sürece devlettir.
Aksi halde geriye sadece güç kalır… ve güç, hukukla sınırlandırılmadığında her şeyi çürütür.

Devlet Ciddiyeti Mi, Güç Gösterisi Mi?
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin