Yaklaşık 163 milyon lira yatırıldığı, beş ay sonra 2 milyar 170 milyon lira çekildiği ileri sürülüyor. Konuşulan kazanç yaklaşık 2 milyar 7 milyon lira. Siyasi karşılığı ise birkaç satırlık bir af talebi. Türkiye şimdi paradan önce şu sorunun cevabını arıyor: Kimin, kimi, kim adına affetme yetkisi var?
Yaklaşık 163 milyon lira yatırıldığı, beş ay sonra 2 milyar 170 milyon lira çekildiği ileri sürülüyor. Konuşulan kazanç yaklaşık 2 milyar 7 milyon lira. Siyasi karşılığı ise birkaç satırlık bir af talebi. Türkiye şimdi paradan önce şu sorunun cevabını arıyor: Kimin, kimi, kim adına affetme yetkisi var?
Bu bir istifa yazısı değildir.
Bu, iki milyarlık hesabın bir “af” kelimesinin arkasına saklanıp saklanamayacağının yazısıdır.
163 milyon 46 bin lira yatırıldığı ileri sürülüyor.
Beş ay sonra çekilen para:
2 milyar 170 milyon lira.
Aradaki fark:
Yaklaşık 2 milyar 7 milyon lira.
Yüz elli günde.
Günde yaklaşık 13 milyon 380 bin lira.
Saatte yaklaşık 557 bin lira.
Dakikada yaklaşık 9 bin 300 lira.
Milyonlarca insanın bir ay çalışarak kazanamadığı para, burada dakikalarla ölçülüyor.
Tamamı 200 liralık banknot olsaydı 10 milyon 35 bin banknot ederdi.
Kabaca 10 ton.
Yaklaşık 29 otomobil bagajı.
Bu kadar para hareket ediyor.
Devletin ilk görünen cevabı ne oluyor?
“Affı kabul edilmiştir.”
Bu kadar mı?
On tonluk iddianın siyasi ağırlığı bir dilekçe kadar mı?
Görev bırakılınca para görünmez mi oluyor?
Unvan gidince sorumluluk da mı gidiyor?
Affını istemek ceza mıdır?
Affı kabul etmek soruşturma mıdır?
Parti görevinden ayrılmak hesap vermek midir?
Değildir.
Af, siyasi bir işlemdir.
Hesap, hukuki bir zorunluluktur.
Biri diğerinin yerine geçirilemez.
Daha temel bir soru var:
Kimin affı?
Cumhurbaşkanı, bir siyasetçiyi parti görevinden affedebilir.
Yatırımcı adına affedebilir mi?
Hukuk adına affedebilir mi?
Savcılık adına affedebilir mi?
Devlet adına affedebilir mi?
Kazancın kaynağını sormadan millet adına “hadi güle güle” diyebilir mi?
Fatma Betül Sayan Kaya’nın görevden affı kabul edilmiş olabilir.
Türkiye, hesabından affetmedi.
Hangi hisseler ne zaman alındı?
Alım kararı hangi bilgiye dayanıyordu?
Satış emri hangi gün, hangi saatte verildi?
Satıştan önce kimlerle görüşüldü?
Aynı hisselerde aynı tarihlerde başka kimler işlem yaptı?
Fonların hareketiyle kişisel hesapların hareketi örtüşüyor mu?
Borsa emirleri, banka hesapları ve iletişim kayıtları aynı zaman çizelgesine konuldu mu?
Kazancın vergisi ödendi mi?
Paranın son durağı neresi?
Türkiye bunların cevabını bilmiyor.
Bildiği yalnızca şu:
Affı istendi.
Affı kabul edildi.
Hesap nerede?
Dosyada yalnızca Kaya ailesi yok.
Pusula Finans Holding var.
Pusula Portföy var.
Gündoğdu Gıda var.
Özata Denizcilik var.
İmtiyazlı pay devirleri var.
Fonların bir şirketteki payını önce yüzde 25’in, ardından yüzde 38’in üzerine taşıması var.
Gıda üretimini durduran bir şirket var.
150 milyon liralık kayıtlı sermaye tavanını 3 milyar 750 milyon liraya çıkarma kararı var.
3 milyar liralık tahsisli sermaye artırımı planı var.
Halka açık hisselerde olağanüstü yoğunlaşan fonlar var.
Aynı tarihlere yaklaşan alımlar var.
Satışlar var.
İstifa var.
SPK’nin işlem bazlı piyasa dolandırıcılığı şüphesiyle savcılığa bildirdiği isimler var.
İşlem yasakları var.
Tasfiye edilen 131 fon var.
Bu fonlarda parası bulunan 455 bin 758 yatırımcı var.
Bunların tamamı tesadüf mü?
Tesadüfse kronolojisi nerede?
Değilse savcı nerede?
MASAK nerede?
SPK’nin raporunun tamamı nerede?
Paranın izini sürmesi gereken devlet nerede?
Suç bulunmadığı düşünülüyorsa bütün işlemler açıklansın.
Kim, neyi, hangi tarihte, hangi fiyattan aldı?
Kim, neyi, hangi tarihte, hangi fiyattan sattı?
Hangi fon, hangi şirkette, ne kadar paya ulaştı?
Kimin kazancı, kimin kaybına dönüştü?
Açıklansın.
Herkes görsün.
Şüphe dağılsın.
Açıklanamıyorsa mesele parti içi görev değildir.
Mesele savcılıktır.
Mesele mal varlığı incelemesidir.
Mesele içeriden öğrenilen bilginin kullanılıp kullanılmadığıdır.
Mesele piyasanın siyasi nüfuzla yönlendirilip yönlendirilmediğidir.
Mesele, borsada para değil güven kaybeden yüz binlerce insandır.
Fatma Betül Sayan Kaya hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmuyor.
Bugün hukuken hükümlü değildir.
Bu tartışmasızdır.
Masumiyet karinesi de tartışmasızdır.
Fakat masumiyet karinesi soru sormayı yasaklamaz.
Savcıyı durdurmaz.
MASAK’ın önüne perde çekmez.
SPK’nin elini bağlamaz.
Siyasi sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Mahkeme kararı yoksa soruşturma açılmayacak mı?
Mahkeme kararı, soruşturmanın sonunda çıkmayacak mı?
Soruşturma yapılmadan hangi mahkeme hüküm kuracak?
Hüküm yok denilerek soruşturma engellenirse hüküm nasıl doğacak?
Masumiyet karinesi kişiyi peşin hükümden korur.
Parayı araştırılmaktan korumaz.
Aksi hâlde kurulacak düzen bellidir:
Büyük para hareketi yap.
Soru sorulunca masumiyet karinesinin arkasına geç.
Görevinden ayrıl.
Affını iste.
Paran sende kalsın.
Dosyan siyaseten kapansın.
Küçük miktar söz konusuysa suçlu ol.
Milyarlar söz konusuysa “başarılı yatırımcı” sayıl.
Türkiye’de suçun büyüklüğü, paranın küçüklüğüyle mi ölçülüyor?
Faturasını ödeyemeyenin elektriği kesiliyor.
Vergi borcu bulunan esnafın hesabına bloke konuluyor.
İki milyar lira konuşulunca devlet neden sessize alınıyor?
Yoksulluk hemen görülüyor da zenginliğin kaynağı neden görünmüyor?
Parasız olanlar mı yalnızca onurlu olmak zorunda?
Emekli polis Ali Şekeroğlu, “Para için değil, onurumuz için” yazılı pankartın ardından yaşamına son verdi.
Son sözü şuydu:
“Bizi bu hâle getiren utansın.”
Belki onu bu hâle getirenler adını hiç duymadı.
Belki ölüm haberini okumadı.
Belki o sırada bir fonun getirisini hesaplıyordu.
Asıl utanç budur.
Bir yurttaş geçinemediği için onurunu kaybettiğini düşünüyor.
Bir siyasetçinin milyarlık iddialar karşısında koltuğundan vazgeçmesi yeterli görülüyor.
Bir tarafta hayatından vazgeçen emekli.
Diğer tarafta görevinden ayrılması hesap sayılan siyasetçi.
Aynı ülke.
Aynı devlet.
İki ayrı hayat.
İki ayrı hukuk.
İngiltere, 732 bin sterlinlik içeriden bilgi kazancı için hapis cezaları verdi.
Üç milyon sterlini aşan mal varlığı hakkında müsadere kararları çıkardı.
Avustralya, milyonlarca dolarlık içeriden bilgi ticareti yapan fon yöneticisini yıllarca hapse mahkûm etti.
Amerika, içeriden öğrenilen bilgiyi kullandığını kabul eden eski Kongre üyesine hapis cezası verdi.
Türkiye’de konuşulan miktar yaklaşık 2 milyar 7 milyon lira.
Karşısına konulan ilk siyasi yaptırım:
Affını istemek.
Dünyada görevden ayrılmak, paranın kaynağını açıklama yükümlülüğünü kaldırmıyor.
Siyasi unvan, soruşturmayı durdurmuyor.
Makam, paranın izini silmiyor.
Türkiye’de de silmemeli.
Cumhurbaşkanı’nın bu işlemlerden habersiz olması mümkündür.
Kendi siyasi çevresinde arkasından bir oyun çevrilmiş olması da mümkündür.
Bu ihtimal, Cumhurbaşkanı’nı öğrendiği ana kadar mağdur eder.
Öğrendiği andan sonra ne yaptığı ise sorumlu kılar.
Habersiz olmak başka şeydir.
Öğrendikten sonra yalnızca affı kabul etmek başka şey.
Cumhurbaşkanı aldatılmışsa aldatanlar kim?
Devletin imkânları kullanılmışsa kullananlar kim?
Siyasi nüfuz paraya çevrilmişse aracılar kim?
Borsa emirlerinin, banka hesaplarının, fon işlemlerinin ve iletişim kayıtlarının incelenmesi istendi mi?
Hangi kurum harekete geçti?
Hangi savcı dosya açtı?
Hangi para hareketine tedbir konuldu?
Aldatılmış olmak açıklamadır.
Hesap sormamak mazeret değildir.
Yapılması gereken bellidir.
İşlem kayıtları derhâl koruma altına alınmalıdır.
SPK, MASAK ve savcılık ortak bir zaman çizelgesi çıkarmalıdır.
Para trafiğiyle görüşme trafiği karşılaştırılmalıdır.
İşlemler hukuka uygunsa belgeleriyle açıklanmalıdır.
Hukuka aykırıysa kazanç geri alınmalı, sorumluların unvanına bakılmadan dava açılmalıdır.
TBMM bu ilişkiler ağını araştırmalıdır.
Bu, iktidara saldırmak değildir.
Devleti savunmaktır.
Bu, Cumhurbaşkanı’nı yıpratmak değildir.
Cumhurbaşkanı’nın arkasından çevrildiği düşünülen oyunu ortaya çıkarmaktır.
Bu, bir kişiyi peşinen suçlu ilan etmek değildir.
Gerçeğin üzerindeki siyasi gölgeyi kaldırmaktır.
Fatma Betül Sayan Kaya’nın affı kabul edildi.
Milletin soruları kabul edilmedi.
Yaklaşık iki milyar lira hâlâ ortada.
Fonlar hâlâ ortada.
İşlemler hâlâ ortada.
Yüz binlerce yatırımcının parasına ne olduğu sorusu hâlâ ortada.
Ali Şekeroğlu’nun son sözü hâlâ ortada.
Bu dosya bir dilekçeyle kapanamaz.
Bu para “hadi güle güle” denilerek uğurlanamaz.
Cumhurbaşkanı’nın bir siyasetçiyi görevinden affetme yetkisi olabilir.
Milletin hesabını affetme yetkisi yoktur.
Görevden affedebilirsiniz.
Hesaptan affedemezsiniz.
Aşkım Tan



