Advert
Atilla YÜCEAK
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. 1 Mayısın Ardından

1 Mayısın Ardından

1 Mayıs:  Hafızanın, mücadelenin, örgütlülüğün ve eksik Kalanın öyküsü!

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

1 Mayıs: 

Hafızanın, mücadelenin, örgütlülüğün ve eksik Kalanın öyküsü!
1 Mayıs Kocaeli değerlendirirken genel bir bakışla;
Geçmişten bugüne uzanan bir hafıza hattını da yeniden görünür kılmalıyız.
Kumarbazların kumarhanecilerin gazıyla siyasetin olmayacağını bu 1 mayısta bir kez daha gördük.
“1 Mayıs’ın özü emek sınıfının öncülüğünün silinmesi!”
Yaşananlar aslında sadece bir rengin değil, işçi sınıfının tarihsel birikiminin, mücadele geleneğinin ve kolektif bilincinin silinmek istenmesine karşı güçlü bir itirazdır.
Gerçekten de 1 Mayıs, yalnızca doğru sözlerin söylendiği bir gün değildir.
O sözlerin arkasında duran, onları sahiplenen ve büyüten kalabalıklarla anlam kazanır.
Bugün “Kızılın silinmesi” tartışması, hafızasızlaştırma politikalarının bir parçası olarak karşımıza çıkıyor.
O renk, sadece geçmişi değil, aynı zamanda bugünü değiştirme potansiyelini de anımsatıyor.
Bu yüzden silinmek istenir.
Anımsatan bir toplum, aynı zamanda talep eden ve mücadele eden bir toplumdur.
Emniyette bana “Neden habire Kızıldere’yi, Ulaş Bardakçı’yı, Deniz Gezmiş’i, Mahir Çayan’ı anımsatıyorsun” dediler.
Doruk madencilerinin direnişi bu açıdan çarpıcı bir örnek sunuyor. Evet, kazandılar.
Bu kazanım aslında çoğu zaman zaten işçilere ait olan hakların geri alınmasından ibaret.
Bu gerçek bile, içinde bulunduğumuz düzenin ne kadar adaletsiz olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Buna rağmen o direniş, yine öykünün yazılabildiğini, yine kolektif mücadelenin sonuç üretebildiğini gösteriyor.
Ancak bu güçlü anımsatmaların yanında, Kocaeli’deki 1 Mayıs tablosu ciddi bir sorgulamayı da zorunlu kılıyor.
Kocaeli’de mitingin kitleselliği büyük ölçüde DİSK’e bağlı sendikaların varlığıyla şekillendi.
Eğer bu yapıların katılımı olmasaydı, alanın son derece sönük geçeceği açıktı.
Bu durum, özellikle kamu çalışanları sendikalarının örgütlenme ve mobilizasyon konusundaki yetersizliğini net biçimde ortaya koydu.
Alanlarda taşınan pankartların arkasında güçlü bir kitlesellik olmaması, sadece sayısal bir eksiklik değil;
Aynı zamanda örgütsel yetersizliğin başarısızlığın da göstergesidir.
Biraz Eğitim Sen hariç; Pankart var ama arkasını dolduran irade zayıf. Slogan var ama onu büyüten bir kolektif ruh eksik.
Daha da önemlisi, miting planlamasının yeterince sağlıklı yapılmadığı ve yapılan planların sahada karşılık bulmadığı görüldü. Organizasyonel eksiklikler, koordinasyonsuzluk ve hazırlık süreçlerinin yüzeysel kalması,
çalışıyor görünme hastalığı,
1 Mayıs gibi tarihsel öneme sahip bir günün etkisini zayıflattı.
1 Mayıs sadece bir gün, bir etkinlik ya da bir sahne değildir. Eğer 1 Mayıs bir gösteriye indirgenirse, içeriği boşalır ve anlamını yitirir. Kocaeli’de ortaya çıkan tablo, tam da bu tehlikenin somut bir örneğidir.
Yine de her şeye rağmen umut tamamen kaybolmuş değil.
Biz biliyoruz ki yine de direnenler var.
Yine de yerin altında, fabrikanın içinde, okulda, sırada, ofiste,
sokağın ortasında hakkını arayan insanlar var.
O direnişler bir gün gerçekten milyonlara ulaştığında, işte o zaman 1 Mayıs sadece takvimde bir gün olmaktan çıkacak, gerçek anlamına kavuşacaktır.
Sonuç olarak,
bu topluma iki şeyi aynı anda söylemeliyiz;
Birincisi, hafızayı diri tutmadan mücadele büyümez.
İkincisi ise, örgütsüzlük ve plansızlıkla bu hafızayı geleceğe taşımak olası değildir.
Mayıs yine geldi.
Ama asıl sorun, onun nasıl karşılandığı değil,
nasıl örgütlendiği ve neye dönüştürüldüğüdür.

1 Mayısın Ardından
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!