1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Burhanettin YILMAZ
  4. Özgür Özel’in Öfkesi CHP’yi Böler, Demokrasiyi Büyütmez
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Özgür Özel’in Öfkesi CHP’yi Böler, Demokrasiyi Büyütmez

Dün “liderimiz” diyerek gözyaşı dökenler, bugün neden “gönlümde toplu iğnenin başı kadar yeri kalmadı” diyor?

featured
Advert

 

Dün “liderimiz” diyerek gözyaşı dökenler, bugün neden “gönlümde toplu iğnenin başı kadar yeri kalmadı” diyor?

Siyasette dün söylenen sözlerin bugün unutulabileceğini düşünenler yanılıyor. Hele söz konusu bir siyasi partinin genel başkanlığı ve ülkenin geleceği ise, geçmişte söylenen her söz siyasetçinin hafızasıdır.

Özgür Özel’in Kemal Kılıçdaroğlu hakkında yaptığı son açıklama bu nedenle yalnızca iki siyasetçi arasındaki kişisel bir hesaplaşma olarak görülemez.

Özel, Kılıçdaroğlu ile tokalaşmasını anlatırken, “Benim gönül dünyamda Kemal Bey’e toplu iğnenin başı kadar yer kalmadı” dedi. Bununla da yetinmedi; kendisine yapılanları affedebileceğini ancak “memlekete” yapılanları ömrü boyunca affetmeyeceğini söyledi.

Peki, buraya nasıl geldik?

Daha düne kadar aynı Özgür Özel, Kılıçdaroğlu için çok farklı cümleler kuruyordu.

15 Eylül 2023’te, Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığının ardından yaptığı veda konuşmasında gözyaşı dökmesi hatırlatıldığında Özel, bunu açıkça savundu. Kılıçdaroğlu’nun “Türkiye’yi yönetmeye hep beraber gidiyoruz” sözleri sırasında ağladığını, o sırada “hepimizin inandığı, güvendiği liderimizin” veda ettiğini söyledi.

Üstelik 2024’te de Kılıçdaroğlu’na yönelik tutumunu, “Benim onu kırmama, üzmeme gibi mükellefiyetim var” sözleriyle anlatıyor; eski genel başkana saygıda kusur etmeyeceğini söylüyordu.

Bugün ise aynı siyasi geçmişin üzerine ağır bir öfke dili kuruluyor.

İşte benim itirazım tam da burada başlıyor.

***

SİYASET KİŞİSEL KİNLE YAPILMAZ

Kılıçdaroğlu’nun siyasi çizgisini eleştirebiliriz. Seçimlerdeki başarısızlıklarını tartışabiliriz. CHP’nin yıllardır taşıdığı sorunları bütün açıklığıyla ortaya koyabiliriz.

Hatta Kılıçdaroğlu döneminin yanlışlarını çok daha sert biçimde eleştirmek de mümkündür.

Ama siyasi eleştiri başka, kişisel hesaplaşma başka şeydir.

“Toplu iğnenin başı kadar yer kalmadı” cümlesi bir siyasi program değildir. Bir ülkenin demokrasi sorununa çözüm değildir. CHP’nin içindeki krizi de çözmez.

Tam tersine, parti içerisindeki yaraları derinleştirir.

Bugün CHP’nin ihtiyacı öfkenin büyütülmesi değil, siyasal aklın ve örgütsel demokrasinin büyütülmesidir.

Çünkü bir partiyi liderlerin kişisel duyguları değil, üyelerinin iradesi, örgütün gücü ve demokratik işleyişi ayakta tutar.

***

DÜN ÖVDÜĞÜNÜ BUGÜN DÜŞMANLAŞTIRMAK SİYASET DEĞİLDİR

Özgür Özel’in Kılıçdaroğlu’na yönelik bugünkü öfkesini anlamak mümkün olabilir. Yaşanan siyasi ve hukuki süreçlerin yarattığı kırgınlıkları da tartışabiliriz.

Ama siyasetçi, özellikle de bir parti lideri, kendi geçmişiyle hesaplaşırken bunu kişisel kin üzerinden değil, siyasi muhasebe üzerinden yapmak zorundadır.

Çünkü dün “liderimiz” dediğin, uğruna gözyaşı döktüğün bir insanı bugün neredeyse bütün kötülüklerin kaynağı gibi göstermek, ister istemez şu soruyu doğurur:

Dün yanılmış mıydın, bugün mü yanılıyorsun?

Eğer dün yanıldıysan bunu açıkça söyle.

“Ben de o dönemin siyasetinin bir parçasıydım, ben de sorumluluk taşıyorum” de.

İşte o zaman samimi bir siyasi muhasebe başlamış olur.

Ama bütün geçmişi başkasının üzerine yıkıp kendini yalnızca mağdur konumuna yerleştirmek, siyasal sorumluluk anlayışıyla bağdaşmaz.

***

PARTİLER KİŞİLERİN ÖFKESİYLE DEĞİL, ÖRGÜTÜN İRADESİYLE YÖNETİLMELİ

Benim açımdan asıl mesele Özgür Özel ya da Kemal Kılıçdaroğlu değildir.

Mesele, CHP’nin kişilerin birbirleriyle hesaplaşacağı bir alan olmaktan çıkarılıp demokratik bir örgüt haline getirilip getirilemeyeceğidir.

Bugün Kılıçdaroğlu’na kızmak mümkündür.

Yarın Özgür Özel’e de kızılabilir.

Ama hiçbir genel başkan, hiçbir siyasi lider partinin kendisi değildir.

Partiler gelip geçici liderlerden daha büyüktür.

Hele Türkiye gibi demokrasi kültürünün ağır darbeler aldığı bir ülkede, siyasetçilerin kişisel öfkelerini büyütmek yerine örgütlü halkın ve üyelerin iradesini büyütmesi gerekir.

***

ÖFKEYLE KİMSE BİR YERE ULAŞAMAZ

Özgür Özel’in bugün yaşadığı öfke, CHP’nin geleceğine ilişkin bir siyasi programın yerini almamalıdır.

Çünkü öfke siyasetin yakıtı olabilir ama siyasetin kendisi olamaz.

Kin üzerine kurulan siyaset sonunda kendi sahibini de tüketir.

Bugün Kılıçdaroğlu’na yönelik öfkeyle parti içerisinde yeni fay hatları oluşturmak, CHP  ve Yeni Partinin oldukça ağır olan bölünme sorununu daha da derinleştirmekten başka bir sonuç doğurmaz.

Türkiye’nin ihtiyacı yeni bir liderlik kavgası değil;

“daha fazla demokrasi, daha fazla örgütlenme, daha fazla katılım ve daha fazla halk iradesidir.”

Ben sosyalist olarak hiçbir siyasi lideri kutsamam.

Kılıçdaroğlu’nu da kutsamam, Özgür Özel’i de.

Ama ikisini de siyasal tarihin ve sınıf mücadelesinin somut koşulları içerisinde değerlendiririm.

Çünkü benim ölçüm kişiler değil, halkın çıkarları ve demokrasi mücadelesidir.

Ve şunu da açıkça söylemek gerekir:

Bir siyasi parti, kişisel kinlerin hesaplaşma alanına dönüştüğü gün güçlenmez; zayıflar.

Özgür Özel’in bugün yapması gereken geçmişte kime ne kadar gözyaşı döktüğünü ya da bugün kime ne kadar öfke duyduğunu anlatmak değil; CHP’yi nasıl demokratikleştireceğini, nasıl bir Türkiye kuracağını ve halkın örgütlü mücadelesine nasıl öncülük edeceğini anlatmaktır.

Çünkü öfkeyle siyaset yapılabilir ama ülke yönetilemez. Kinle parti bölünebilir ama demokrasi kurulamaz.

Asıl mesele budur.

Özgür Özel’in Öfkesi CHP’yi Böler, Demokrasiyi Büyütmez
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!