Burhanettin YILMAZ
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. CHP’deki Krizin Perde Arkası: Tartışılan Sadece İsimler Değil, Siyasal Yön

CHP’deki Krizin Perde Arkası: Tartışılan Sadece İsimler Değil, Siyasal Yön

Aslında uzun süredir biriken sorunların dışa vurmasından  başka bir şey değil.

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

CHP’de yaşanan gelişmeler…

Aslında uzun süredir biriken sorunların dışa vurmasından  başka bir şey değil.

Bugün yaşananları sadece “Kılıçdaroğlu-Özgür Özel kavgası” gibi görmek büyük hata olur.
Ortada çok daha derin bir kırılma var.

Çünkü tartışılan sadece isimler değil…

CHP’nin hangi siyasal hatta yürüyeceği.

Hangi güç odaklarıyla ilişki kuracağı.

Halka mı yaslanacağı, yoksa medya ve sermaye destekli yeni bir siyaset modeline mi teslim olacağıdır.

 

TABAN NEDEN SOKAĞA İNMEDİ?

Mahkeme kararından sonra belli çevrelerde büyük beklenti oluşturuldu.

“On binler Genel Merkez’e akacak…”

“Parti teslim edilmeyecek…”

“Sokaklar karışacak…”

Ancak beklenen olmadı.

Çünkü CHP tabanı artık sadece sloganlarla hareket etmiyor.

Yaşananları sorguluyor.

Son yıllarda özellikle büyükşehir belediyelerinde ortaya çıkan görüntü, parti tabanında ciddi rahatsızlık yarattı.

Aday belirleme süreçlerinde paranın etkisi…

Belediyelerde oluşan rant tartışmaları…

Parti emekçilerinin dışlanması…

İhaleler etrafında oluşan ilişkiler…

AKP döneminin sermaye çevreleriyle kurulan yeni dengeler…

Ve en önemlisi; örgütün sesinin duyulmaması…

Bütün bunlar CHP’nin geleneksel tabanında büyük kırılma yarattı.

Bu nedenle insanlar çağrılara mesafeli durdu.

Çünkü taban artık kişilere değil, siyasetin yönüne bakıyor.

CHP’DE SINIFSAL VE SİYASAL DÖNÜŞÜM

CHP’nin en büyük problemi bugün budur.

Parti giderek halkçı çizgiden uzaklaşıp, medya merkezli bir siyaset anlayışına sürüklenmiştir.

Eskiden CHP’nin temel gücü;

  • örgütlü mücadele,
  • halkçılık,
  • kamuculuk,
  • devlet birikimi,
  • Cumhuriyet değerleriydi.

Bugün ise sosyal medya operasyonları, algı çalışmaları ve kişisel kariyer hesapları siyasetin önüne geçmiş durumda.

Bu nedenle CHP’nin emekçi tabanı ile yönetici kadroları arasında ciddi mesafe oluştu.

Çünkü halk şunu soruyor:

“Benim geçim derdim ortadayken, parti neden sürekli kendi iç iktidar kavgasıyla uğraşıyor?” İmamoğlu  mitingleri yapıp duruyor.

İşte asıl kriz burada.

 

BATI MERKEZLİ SİYASET TARTIŞMASI NEDEN BÜYÜYOR?

Son süreçte dikkat çeken başka bir tablo daha oluştu.

Türkiye’deki bazı medya kuruluşları…

Yurt dışı merkezli sosyal medya hesapları…

FETÖ artığı dijital ağlar…

Aynı siyasi çizgide buluştu.

Özellikle CHP’deki kriz üzerinden Türkiye’de yeni bir toplumsal gerilim üretme çabası dikkat çekti.

Ancak toplum beklenen tepkiyi vermedi.

Çünkü Türkiye artık eski Türkiye değil.

15 Temmuz sonrası oluşan toplumsal bilinç, dış müdahalelere karşı daha dikkatli bir refleks geliştirdi.

İnsanlar artık Batı’dan gelen her siyasi yönlendirmeye sorgusuz teslim olmuyor.

Özellikle ulusal bağımsızlık konusunda toplumun geniş kesimlerinde ciddi hassasiyet oluşmuş durumda.

 

KILIÇDAROĞLU’NA YÖNELEN TEPKİLERİN ARKASINDA NE VAR?

Bugün sosyal medyada oluşturulan atmosfer dikkatle incelenmeli.

Kılıçdaroğlu’na yönelik eleştirilerin önemli kısmı siyasi olabilir.

Ancak bunun yanında organize bir psikolojik baskı dili de kullanılıyor.

“CHP biter…”

“Baraj altı kalır…”

“Kimse oy vermez…”

gibi söylemlerle parti tabanı yönlendirilmeye çalışılıyor.

Oysa CHP seçmeninin önemli bir bölümü hala partinin tarihsel kimliğine bağlı.

Çünkü CHP sadece bir seçim partisi değildir.

Cumhuriyet’in kurucu hafızasını taşıyan siyasal gelenektir.

Bu nedenle tabandaki birçok insanın bağlılığı kişilere değil;

  • Altı Ok’a,
  • laik Cumhuriyet’e,
  • ulusal bağımsızlığa,
  • Atatürk devrimlerine yöneliktir.

TÜRKİYE’NİN GERÇEK GÜNDEMİ

Türkiye çok kritik bir dönemden geçiyor.

Doğu Akdeniz’de gerilim yükseliyor.

Suriye’de belirsizlik sürüyor.

Kıbrıs üzerinde yeni hesaplar yapılıyor.

Karadeniz hattında provokasyon riski büyüyor.

ABD ve İsrail’in bölgesel politikaları Türkiye üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor.

Böyle bir dönemde Türkiye’nin iç siyasi çatışmalarla zayıflatılması ciddi risk taşır.

Muhalefetin görevi de iktidar mücadelesini dış destekli siyasi mühendislik alanına çevirmek değil; ülkenin çıkarlarını önceleyen güçlü demokratik siyaset üretmektir.

 

SONUÇ: CHP YENİDEN HALKLA BULUŞMAK ZORUNDA

Bugün CHP’nin önünde tarihi bir yol ayrımı bulunuyor.

Ya;

  • medya destekli,
  • sermaye eksenli,
  • kişisel kariyer hesaplarına dayalı bir siyaset anlayışı devam edecek…

Ya da parti yeniden;

  • halkçı,
  • kamucu,
  • ulusal bağımsızlığı savunan,
  • örgüte dayanan,
  • Cumhuriyet değerlerini önceleyen bir hatta dönecek.

Çünkü Türkiye’nin ihtiyacı yeni kutuplaşmalar değil…

Ülkesine bağlı, halkın sorunlarını önceleyen, bağımsız ve temiz bir siyasettir.

Ve görünen o ki…

CHP’de yaşanan son kriz, sadece bir yönetim tartışması değil;

Türkiye’de muhalefetin hangi eksende şekilleneceğinin de büyük hesaplaşmasıdır.

Editör Notu

Bu yazı, CHP’de son günlerde yaşanan gelişmeleri yalnızca mahkeme kararı ya da isimler üzerinden değil; parti tabanı, siyasal dönüşüm, dış etkiler ve Türkiye’nin içinde bulunduğu jeopolitik süreç açısından değerlendirmek amacıyla kaleme alınmıştır.

 

 

CHP’deki Krizin Perde Arkası: Tartışılan Sadece İsimler Değil, Siyasal Yön
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!