1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Burhanettin YILMAZ
  4. Değişim Mi? Yoksa Kişisel Koltuk Hırsı Mı?
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Değişim Mi? Yoksa Kişisel Koltuk Hırsı Mı?

Son yıllarda Cumhuriyet Halk Partisi içinde en çok kullanılan kavramlardan biri "değişim" oldu. Ancak bugün herkesin kendisine şu soruyu sorması gerekiyor:

featured
Advert

Son yıllarda Cumhuriyet Halk Partisi içinde en çok kullanılan kavramlardan biri “değişim” oldu. Ancak bugün herkesin kendisine şu soruyu sorması gerekiyor:

Gerçekten değişimden mi söz ediyoruz?

Yoksa kişisel koltuk hesaplarının, bireysel siyasi hedeflerin ve ayrışmayı körükleyen anlayışın adı mı “değişim” oldu?

Çünkü gerçek değişim, insanları birbirine düşürerek olmaz.

Gerçek değişim, öfkeyi örgütleyerek olmaz.

Gerçek değişim, geçmişi inkâr ederek olmaz.

Gerçek değişim, dün birlikte mücadele edilen yol arkadaşlarını ötekileştirerek olmaz.

Gerçek değişim; ortak akılla, özeleştiriyle, liyakatle ve ortak hedef etrafında kenetlenerek gerçekleşir.

Değişim; kinle değil umutla, ayrışmayla değil birlikle, kişisel hesaplarla değil ülke hedefiyle anlam kazanır.

Bugün ise “değişim” söylemi çoğu zaman Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar yürüyüşünü güçlendirmek yerine parti içindeki ayrışmaları büyüten bir söyleme dönüşmektedir.

Oysa Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihi baştan sona değişimin tarihidir.

Cumhuriyet Halk Partisi, değişimi slogan olarak kullanan değil; değişimi Türkiye’nin kaderine yön veren icraatlarla gerçekleştiren bir partidir.

Cumhuriyeti kurmuştur.

Saltanatı kaldırmıştır.

Halifeliği kaldırmıştır.

Laik hukuk devletini inşa etmiştir.

Eğitim birliğini sağlamıştır.

Harf Devrimi’ni gerçekleştirmiştir.

Kadınlara birçok gelişmiş ülkeden önce seçme ve seçilme hakkını tanımıştır.

Soyadı Kanunu’nu çıkarmıştır.

Sanayileşme hamlesini başlatmış, devletçilik modeliyle ekonomik kalkınmanın temellerini atmıştır.

Sonra yine değişmiştir.

Tek parti döneminden çok partili demokratik hayata geçişi kendi iradesiyle başlatmıştır.

Demokratik seçimlerin sonucunu kabul ederek iktidarı barış içinde devretmiş, demokrasinin en önemli sınavlarından birini başarıyla vermiştir.

Toplum değiştikçe CHP de kendini yenilemiştir.

1960’lı yıllarda “Ortanın Solu” anlayışını benimseyerek halkın değişen taleplerine cevap vermeye çalışmıştır.

1970’lerde Bülent Ecevit liderliğinde Demokratik Sol anlayışını geliştirerek emeği, sosyal adaleti ve halkçılığı siyasetin merkezine taşımıştır.

1980 darbesinin ardından yeniden örgütlenmiş, sosyal demokrat kimliğini güçlendirmiştir.

Avrupa sosyal demokrasisinin evrensel ilkeleriyle uyumlu politikalar geliştirmiştir.

2010 sonrasında Kemal Kılıcdaroğlu önderliğinde geniş tabanlı ittifak siyasetini benimseyerek farklı toplumsal kesimlerle ortak demokrasi mücadelesi yürütmüştür.

Kısaca, CHP’nin tarihi, durağanlığın değil; değişimin, yenilenmenin ve toplumsal dönüşümün tarihidir.

İşte tam da bu nedenle bugün hiç kimse Cumhuriyet Halk Partisi’ne değişimi öğretmeye kalkmamalıdır.

Çünkü değişim CHP’nin kuruluş felsefesinde vardır.

CHP, gerektiğinde kendi siyasetini değiştirmiştir.

Gerektiğinde söylemini değiştirmiştir.

Gerektiğinde örgütlenmesini değiştirmiştir.

Gerektiğinde toplumun beklentilerine göre yeni politikalar üretmiştir.

Ama hiçbir zaman kendi kurucu değerlerinden vazgeçmemiştir.

Bugün İmamın kayığına binen Özgür Özel’in yaptığı ise değişim değildir.

Kişisel siyasi hedefleri “değişim” söylemiyle meşrulaştırmaya çalışmaktır.

Koltuk hesaplarını örgütsel mücadelenin önüne koymaktır.

Parti içindeki farklılıkları zenginlik olarak görmek yerine ayrışmayı derinleştirmektir.

Oysa Cumhuriyet Halk Partisi’nin bugün yeni kırılmalara, yeni kamplaşmalara ve yeni ayrışmalara değil; büyük bir birlikteliğe ihtiyacı vardır.

Kimsenin kişisel siyasi geleceği, Cumhuriyet Halk Partisi’nin geleceğinden daha önemli değildir.

Kimsenin bireysel hırsı, milyonlarca CHP üyesinin ve seçmeninin iktidar umudunun önüne geçemez.

Cumhuriyet Halk Partisi bir kişinin partisi değildir.

Bir grubun partisi değildir.

Bir ekibin partisi değildir.

Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyet’in kurucu iradesinin, Atatürk devrimlerinin, laikliğin, demokrasinin ve sosyal adalet mücadelesinin siyasal çatısıdır.

Bu büyük miras; kişisel hesaplaşmaların değil, ortak sorumluluğun emanetidir.

Bugün yapılması gereken bellidir.

Geçmişte yapılan hatalarla samimiyetle yüzleşmek…

Örgütün sesini yeniden siyasetin merkezine taşımak…

Liyakati esas almak…

Gençlere umut vermek…

Toplumun bütün kesimlerini yeniden CHP çatısı altında buluşturmak…

Ve bütün enerjiyi tek hedefe yöneltmek:

Cumhuriyet Halk Partisi’ni yeniden Türkiye’nin birinci partisi yapmak ve iktidara taşımak.

Çünkü gerçek değişim; koltuk değiştirmek değildir.

Gerçek değişim; zihniyeti değiştirmektir.

Gerçek değişim; birbirini suçlamak değil, birbirini tamamlamaktır.

Gerçek değişim; ayrışmayı büyütmek değil, ortak mücadeleyi büyütmektir.

Ve gerçek değişim; Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi’ni kişisel hırsların değil, ortak aklın, örgüt iradesinin ve iktidar hedefinin partisi haline getirmektir.

İşte Cumhuriyet Halk Partisi’nin ihtiyaç duyduğu değişim tam da budur.

 

Değişim Mi? Yoksa Kişisel Koltuk Hırsı Mı?
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!