Bugün Türkiye'de küçük esnafın yaşadığı ekonomik sıkıntıların en önemli nedenlerinden biri, büyük zincir marketlerin kontrolsüz biçimde büyümesi ve ticaretin giderek belli şirketlerin elinde yoğunlaşmasıdır.
Bugün Türkiye’de küçük esnafın yaşadığı ekonomik sıkıntıların en önemli nedenlerinden biri, büyük zincir marketlerin kontrolsüz biçimde büyümesi ve ticaretin giderek belli şirketlerin elinde yoğunlaşmasıdır. Bir zama, nlar mahallelerin vazgeçilmezi olan bakkallar, küçük işletmeler ve bağımsız esnaflar, bu rekabet karşısında neredeyse ayakta kalamaz hâle gelmiştir.
Üç harfli marketler olarak bilinen büyük zincir mağazalar, ülkenin hemen her mahallesinde şube açarak küçük esnafın müşterisini önemli ölçüde kendi bünyelerine çekmiştir. Bugün kıyıda köşede kalabilmiş küçük esnafın önemli bir bölümü ise kazanç elde etmekten çok, dükkânını kapatmamak ve günü kurtarabilmek için mücadele etmektedir.
Peki, küçük esnaf neden her geçen gün biraz daha geriye gidiyor?
Bunun en önemli nedenlerinden biri, büyük zincir marketlerle küçük esnaf arasındaki satın alma gücü farkıdır. Zincir marketler, ürünleri doğrudan üreticilerden veya büyük tedarikçilerden, yüksek miktarlarda ve çoğu zaman çok daha uygun fiyatlarla temin edebilmektedir. Kamyonlarla, tırlarla mal alan bu şirketler, büyük alım hacimlerinin sağladığı avantaj sayesinde küçük esnafın ulaşamayacağı maliyetlerle ürün satın alabilmektedir.
Küçük esnaf ise sınırlı sermayesiyle malını çoğunlukla daha yüksek fiyatlardan almakta, üzerine makul bir kâr koyarak satmaya çalışmaktadır. Ancak sattığı ürünün yerine yenisini koymak istediğinde karşılaştığı yeni alış fiyatı, çoğu zaman elde ettiği kazancı aşmaktadır. Böylece esnaf, mal satmasına rağmen sermayesini koruyamamakta, her geçen gün biraz daha küçülmektedir.
Bir başka sorun da büyük marketlerin fiyat politikalarıdır. Bazı marketlerde raflardaki etiket fiyatıyla kasada karşılaşılan fiyatın birbirini tutmadığı görülmektedir. Dikkatli tüketiciler bu farklılıkları fark edip itiraz etse de birçok vatandaş alışveriş sırasında bu ayrıntıyı gözden kaçırabilmektedir. Bu nedenle etiket ve kasa fiyatlarının düzenli biçimde denetlenmesi, tüketicinin korunması açısından büyük önem taşımaktadır.
Elbette burada bütün zincir marketleri aynı kefeye koymak doğru değildir. Ancak piyasanın birkaç büyük işletmenin hâkimiyetine girmesi, küçük esnafın rekabet imkânlarını daraltmakta ve ticari dengeleri bozmaktadır. Devletin bu tabloya seyirci kalması beklenemez. Belediyeler de kendi yetki alanları içerisinde denetimlerini artırmalı, ilgili kamu kurumları ise haksız rekabeti önleyecek daha etkili düzenlemeler yapmalıdır.
Peki, çözüm ne olmalı?
Bana göre artık yalnızca küçük esnafa kredi vermek, vergi indirimi sağlamak veya zaman zaman destek paketi açıklamak yeterli değildir. Ticaretin yapısını yeniden düşünmek, küçük işletmelerin de yaşayabileceği yeni bir ekonomik model geliştirmek zorundayız.
Bunun için öncelikle her türlü ürünün tek bir market çatısı altında toplanmasına dayanan ticaret anlayışı yeniden ele alınmalıdır.
Bir markette gıda ürünlerinin yanında kırtasiye malzemelerinin, parfüm ve kozmetik ürünlerinin, çeşitli tekstil ürünlerinin, temizlik malzemelerinin ve birbirinden farklı yüzlerce ürün grubunun bulunması ne kadar gerekli? Bu ürünlerin tamamının aynı işletmede satılması, küçük ve uzmanlaşmış işletmelerin ticari alanını daraltmıyor mu?
Elbette tüketicinin alışveriş kolaylığı da dikkate alınmalıdır. Ancak alışveriş kolaylığı sağlanırken binlerce küçük işletmenin ekonomik yaşamdan silinmesine göz yumulmamalıdır.
Bu noktada ürün gruplarına göre uzmanlaşmış küçük ve orta ölçekli işletmeleri teşvik eden yeni bir ticaret modeli geliştirilebilir.
Örneğin temizlik ürünleri satan işletmeler, yağ ve peynir çeşitleri üzerine çalışan dükkânlar, bakliyatçılar, kırtasiyeciler, kozmetik ve parfümeri mağazaları, tekstil ürünleri satan işletmeler kendi alanlarında faaliyet gösterebilir. Böylece her ürün grubunun kendine ait bir ticari alanı ve bu alanda hizmet veren esnafı olur.
Bu modelin küçük esnafa sağlayacağı en önemli avantajlardan biri, satın alma gücünün artmasıdır.
Bugün küçük bir bakkal, sermayesini onlarca farklı ürün çeşidine bölmek zorundadır. Biraz deterjan, biraz yağ, biraz peynir, biraz bakliyat, biraz kırtasiye derken sınırlı sermaye çok sayıda ürüne dağılmaktadır. Her üründen az miktarda aldığı için de büyük alıcıların elde ettiği fiyat avantajına ulaşamamaktadır.
Oysa yalnızca belirli bir ürün grubunda uzmanlaşan esnaf, sermayesini tek bir alana yönlendirebilir. Örneğin temizlik ürünleri satan bir işletme, bütün sermayesini bu ürün grubuna ayırarak daha fazla miktarda mal satın alabilir. Toptancılarla veya doğrudan üreticilerle daha güçlü pazarlık yapabilir, daha uygun alış fiyatlarına ulaşabilir ve tüketiciye de daha rekabetçi fiyatlar sunabilir.
Aynı durum peynir, yağ, bakliyat, tekstil ve diğer ürün grupları için de geçerlidir.
Üstelik bu sistem yalnızca esnafı değil, üreticiyi de destekleyebilir. Uzmanlaşmış işletmelerin çoğalması, üreticilerin farklı satış kanallarına ulaşmasını kolaylaştırır. Böylece ticaretin birkaç büyük zincirin kontrolünde yoğunlaşmasının önüne geçilmesine katkı sağlanabilir.
Bununla birlikte böyle bir düzenleme yapılırken tüketicinin alışveriş özgürlüğü, rekabet ilkeleri ve işletmelerin ekonomik bağımsızlığı da korunmalıdır. Amaç büyük marketleri ortadan kaldırmak veya tüketiciyi zorunlu olarak farklı dükkânlardan alışveriş yapmaya yönlendirmek değildir. Amaç, küçük esnafın da adil koşullarda rekabet edebileceği bir piyasa düzeni oluşturmaktır.
Devlet, küçük işletmelerin ortak satın alma kooperatifleri kurmasını teşvik edebilir. Böylece aynı ürün grubunda faaliyet gösteren esnaflar bir araya gelerek büyük miktarlarda toplu alım yapabilir, lojistik ve depolama maliyetlerini paylaşabilir. Belediyeler de uygun alanlar oluşturarak üretici pazarları, esnaf çarşıları ve ihtisas ticaret merkezlerinin kurulmasına destek verebilir.
Ayrıca yeni açılacak büyük ölçekli marketlerin faaliyet alanları, şehir planlaması, yerel ticaret dengesi ve rekabet koşulları birlikte değerlendirilerek düzenlenmelidir. Bu konuda hazırlanacak mevzuat, mevcut işletmelerin haklarını da gözetmeli ve ölçülü olmalıdır.
Unutulmamalıdır ki küçük esnaf yalnızca mal alıp satan bir işletme değildir. O, mahallenin ekonomik ve sosyal hayatının bir parçasıdır. Mahalle bakkalı, kırtasiyeci, kasap, manav, terzi ve diğer küçük işletmeler aynı zamanda mahalle kültürünü yaşatan, istihdam sağlayan ve yerel ekonomiyi ayakta tutan unsurlardır.
Bir ülkede ticaretin tamamı birkaç büyük şirketin elind



