Kararsızlar Birinci, Siyaset İflasta: Türkiye Yeni Bir Yol Arıyor

Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye’de son kamuoyu araştırmalarının ortaya koyduğu en dikkat çekici sonuç, herhangi bir siyasi partinin oy oranı değil, kararsızların büyüklüğü.

featured

Türkiye’de son kamuoyu araştırmalarının ortaya koyduğu en dikkat çekici sonuç, herhangi bir siyasi partinin oy oranı değil, kararsızların büyüklüğü.

ASAL Araştırma’nın Ekim 2026 araştırmasında kararsızların oranı yüzde 18,8. Bu oran, araştırmadaki bütün siyasi partilerin oy oranından daha yüksek. Üstelik sandığa gitmeyeceğini söyleyen yüzde 15,4 ve “fikrim yok/cevap yok” diyen yüzde 3,6 da eklendiğinde, herhangi bir siyasi parti tercihi belirtmeyenlerin toplamı yüzde 37,8’e ulaşıyor.

AREA Araştırması’nda ise tablo daha da çarpıcı: “Kararsız/Hiçbiri” diyenlerin oranı yüzde 23,5. Bu oran AKP’nin ölçülen oy oranıyla aynı ve diğer siyasi partilerin tamamından daha yüksek.

Bu tablo bize çok önemli bir şey söylüyor:

Seçmen siyasetten değil, mevcut siyaset anlayışından uzaklaşıyor.

Bunun nedenlerini anlamak zor değil.

Yıllar önce “3Y: yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla mücadele” söylemiyle iktidara gelen AKP’nin yaklaşık 25 yıllık iktidarının sonunda Türkiye’nin geldiği nokta ortada. Emekliler ve asgari ücretliler ağır bir geçim sıkıntısı altında yaşamaya mahkûm edilmiş durumda. Kamu kaynaklarının kullanımı, belediyelerdeki ihale tartışmaları ve son dönemde gündeme gelen fon vurgunu toplumdaki güven duygusunu daha da zedeliyor.

Bunun yanında demokratik hak ve özgürlükler konusunda yaşanan gelişmeler de toplumdaki kaygıları büyütüyor. Gazetecilerin yaptıkları haberler nedeniyle tutuklanması, demokratik protesto hakkını kullanan gençlerin cezaevine gönderilmesi, toplumun önemli bir bölümünde “Bu düzen nereye gidiyor?” sorusunu büyütüyor.

Ancak sorun yalnızca iktidardan ibaret değil.

Muhalefet de topluma güven veren güçlü ve ortak bir çıkış ortaya koyamıyor. Dağınık, parçalı ve kendi iç mücadeleleriyle meşgul görüntüsü, değişim isteyen milyonlarca insanı siyasetin dışına itiyor.

Sonuçta ortaya şu gerçek çıkıyor:

Türkiye’de yalnızca iktidara değil, mevcut siyaset düzeninin tamamına karşı ciddi bir güven bunalımı oluşmuş durumda.

Siyaset, toplumun sorunlarını çözmenin aracı olmaktan çıkıp birçok siyasetçi için adeta bir mesleğe dönüşmüş durumda. Koltuğunu bırakmak istemeyen, siyasi makamları kişisel kariyer alanı olarak gören anlayış toplumun beklentileriyle arasındaki bağı koparıyor.

Üstelik yıllardır sürdürülen kutuplaştırıcı siyaset, toplumu birbirine düşman kamplara ayırdı. Oysa Türkiye’nin bugün ihtiyacı daha fazla ayrışma değil; barış, demokrasi, adalet ve toplumsal dayanışmadır.

İşte tam da bu noktada yeni bir siyasal çıkış tartışılmalıdır.

Partili Cumhurbaşkanına Hayır, Toplumsal Uzlaşmaya Evet

Başkanlık sisteminin devam ettiği bir Türkiye’de neden partisiz bir Cumhurbaşkanı modeli tartışılmasın?

Demokratik kitle örgütleri, sendikalar, meslek kuruluşları, odalar ve sivil toplum örgütleri bir araya gelerek geniş bir toplumsal muhalefet oluşturabilir. Bu yapı herhangi bir siyasi partinin arka bahçesi olmadan, toplumun ortaklaşabileceği bir Cumhurbaşkanı adayı çıkarabilir.

Partisiz Cumhurbaşkanı, yalnızca kendisine oy verenlerin değil, bütün Türkiye’nin Cumhurbaşkanı olabilir.

Dahası, Cumhurbaşkanının oluşturacağı hükümette siyasi partilerin Meclis seçimlerinde aldıkları oy oranları dikkate alınarak nispi temsile dayalı bir yönetim modeli uygulanabilir. Böylece yalnızca seçimi kazanan partinin değil, farklı siyasi görüşlerin de yönetimde söz sahibi olması sağlanabilir.

Bu anlayış, “kazanan her şeyi alır, kaybeden hiçbir şey alamaz” siyasetinin yerine uzlaşmayı, çoğulculuğu ve birlikte yönetmeyi koyabilir.

Bugün kararsızların oranının birçok siyasi partinin oyundan daha yüksek olması tesadüf değildir.

Bu, seçmenin sessiz ama güçlü mesajıdır:

“Bize aynı siyaseti yeniden sunmayın. Yeni bir yol gösterin.”

Artık mesele yalnızca hangi partinin iktidar olacağı değildir.

Asıl mesele, siyasetin yeniden toplumun güvenebileceği bir kurum haline nasıl getirileceğidir.

Türkiye’nin ihtiyacı yeni bir siyasi kavga değil, yeni bir siyaset anlayışıdır.





Abonelik

Sol Medya'ya destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!