Deprem bu ülkenin kaderi değil; ihmalkârlığın, açgözlülüğün ve unutkanlığın sonucudur.
Hep söylüyoruz ama yeterince yapmıyoruz: Deprem öldürmez, ihmal öldürür.
Zemin etüdü şarttır, sağlam yapı şarttır.
Güvenli yapılar, güvenli yarınlar demektir.
Ama ne yazık ki biz hâlâ bilimi değil, rantı; mühendisliği değil, “idare eder” anlayışını tercih ediyoruz.
Oysa deprem anı kısadır; asıl uzun olan hazırlık sürecidir.
Deprem sonrası ah vah etmek değil, öncesinde tedbir almak hayat kurtarır.
Panik değil, plan kazandırır.
Doğru bilgi, doğru hareket demektir.
Afet bilinci bir lüks değil, hayat güvencesidir.
Bilgi güçtür; depremde de geçerlidir.
Her deprem öğretir ama asıl soru şudur:
Biz öğrenmeye hazır mıyız?
“Malzemeden çalma” denilen şey, yalnızca bir maliyet hesabı değildir;
çoğu zaman ölüm fermanıdır.
Bu yüzden deprem ülkesinde imar affı olmaz, olmamalıdır.
Yıkılmadan önce güçlenmek varken, neden yıkıntıların altında ders çıkarmaya çalışıyoruz?
Güvenli bir dünya, büyük laflarla değil; küçük ama kararlı adımlarla kurulur.
Doğa olaylarına hazır olmak, korkmak değil; bilinçli yaşamaktır.
Bu nedenle deprem bilincini diri tutacak kalıcı adımlar da atılmalıdır.
Sergilerle, eğitimlerle, tatbikatlarla…
Ve evet, deprem müzeleri açılmalıdır.
Unutmayalım diye, unutturulmasın diye.
Çünkü unutulan her gerçek, bir sonraki afette karşımıza yıkıntı olarak çıkar.
Deprem değil, tedbirsizlik öldürür.
Unutma.
Özgür Karakaya
ozgur694@hotmail.com



