Sezin Semra SARAL
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Mahkeme Kararlarını Kaldıraç Yapmak!

Mahkeme Kararlarını Kaldıraç Yapmak!

Toplumsal desteğini tamamen kaybetmiş bir siyasetçinin, mahkeme kararlarını kaldıraç yaparak parti iradesine el koymaya çalışması, rasyonel bir siyaset arayışı değil; siyasi ahlakın iflasıdır.

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

Toplumsal desteğini tamamen kaybetmiş bir siyasetçinin, mahkeme kararlarını kaldıraç yaparak parti iradesine el koymaya çalışması, rasyonel bir siyaset arayışı değil; siyasi ahlakın iflasıdır. Düne kadar demokrasiden bahseden bir kadronun, bugün sandıktan çıkan delege iradesini yargı eliyle bypass etmeye çalışması, savunduğu tüm değerlere ihanettir. Seçimle kaybedilmiş bir koltuğu, hukuki zorlamalarla geri alma cüreti, açık bir kurumsal işgal girişimidir.

Bu hamlenin arkasında partiyi büyütmek, muhalefeti güçlendirmek ya da iktidara yürümek gibi bir vizyon yoktur. CHP tabanının büyük itirazına rağmen sahnelenen bu oyun; mahkeme kararlarının arkasına saklanarak parti içi egemenliği zorla ele geçirme operasyonudur.

 

Siyasetin yakıtı toplumsal rızadır; bu rızanın bittiği yerde, yargı kararlarıyla koltuk ele geçirmeye çalışmak pişkince bir tasfiye hareketidir.

 

Bu kör ihtirasın faturası, seçmende yaratılan derin moralsizlik, geleceğe dair inançsızlık ve muhalefet cephesinin felç edilmesidir. Kemal Kılıçdaroğlu ve çevresindeki dar kadro, CHP’yi iktidara taşımayı değil, gerekirse koskoca bir kurumu tamamen işlevsizleştirme pahasına kontrolü elde tutmayı hedeflemektedir. Bu, ülkenin geleceğine dair siyasal bir iddia değil; yöneticilik vasfı sandıkta bitmiş olmasına rağmen hükmetme pozisyonundan kopamayan hastalıklı bir refleksin ürünüdür.

 

Taban iradesinin bilerek kırıldığı, milyonlarca seçmenin hiçe sayıldığı bir yapının halka rağmen yönetilebilmesi imkansızdır. Kitle desteği asgari düzeye inmiş aktörlerin, zorlama yöntemlerle ana muhalefetin zirvesine yerleşerek iktidara alternatif üretmesini beklemek akıl dışıdır. Bu hamle, açık ki şahsi ikbal hırsları uğruna bütün bir muhalefet blokunu tasfiye eden kurumsal bir intihardır ve arkasında hiçbir zaman güçlü bir kitle desteği bulamayacaktır.

 

Son tahlilde bu “muhteşem geri dönüş” çabası, siyasi bir gereklilik değil; makam ve otorite bağımlılığının yarattığı bir ruhsal kırılmanın, Türkiye’deki demokratik gelecek tahayyülünü yok etme pahasına sahneye konmasından ibarettir.

 

S.Semra Saral

Mahkeme Kararlarını Kaldıraç Yapmak!
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!