Kemal Kılıçdaroğlu’nun başdanışmanı olarak bilinen, CHP Genel Merkezi’nin 3. katında makam odası tahsis edilen MİT elemanı Hasan Cengiz kimdir, hangi işlerin taşıyıcısıdır?
Sosyal medya profilinde RTE nin fotoğrafı bulunan,
MHP genel başkanı Bahçeli’nin odasından çıkmayan bu Mehmet Ağar kankası/elamanı kimler tarafından genel merkeze yerleştirildi,
Kılıçdaroğlu’na danışman yapıldı?
Kamuoyuna yansıyan iddialara göre 25 milyar dolarlık servet sahibi olduğu söylenen,
faili meçhullerin karanlık döneminde “Bir tuğla çekilirse devlet yıkılır” diyerek duvarın arkasını saklamaya çalışan Mehmet Ağar ile bağlantılar hiç mi sorgulanmadı?
Yoksa bile isteye mı baş tacı yapıldı.
Peki ya Mehmet Ağar’ın DYP’deki sağ kolu olan,
sosyal demokratlıkla hiçbir ilgisi olmayan Bülent Kuşoğlu’nun CHP’nin saymanı kim yaptı,
kasasının başına kimler neden ve nasıl oturtulduğunu sorgulamayacakmıyız?
Hasan Cengiz’in MİT’le olan bağı,
Kuşoğlu’nun “Emanetçi” rolü, yalnızca Kemal Kılıçdaroğlu’nun tercihi olamaz.
Tüm bunların izini sürdüğümüzde bugün “Çaycı Kayyım Gürsel Tekin” seneryosunun orta oyunu sahnesine nasıl gelindiğini çok daha net göreceğiz.
Bugün herkes Gürsel Tekin’e yükleniyor. Sanki gökten inmiş bir figürmüş gibi.
Oysa Tekin;
Bu partide yıllarca “Genel sekreterlik” koltuğuna oturtulmuş,
yükseltilmiş,
elde ettiği serveti sayısız kez dillendirilmiş,
Kadıköy’de kime sorsanız bilinen bir isim.
O koltuk tesadüfen mi verilmişti?
Yoksa siz yeni mı anladınız?
Neden başkası değilde namıdeğer çaycı kayyım olarak arandı.
Bir de yol kazası yapan aklı sonradan başına gelen;
AKP MHP azınlık iktidarının seçim sonrası can çeliştiği dönemde can suyu olan; “Yumuşama”cılar var! Karanlıkla uzlaşmayı siyaset sanma gafletiyle,
mücadele yerine teslimiyeti pazarlayanlar…
Ama unutulmasın:
CHP’de kavga bir koltuk kavgası değildir.
Devlet aklının nasıl ki şu anda MHP ye yeniden ayar veriyorsa, CHP’yi de yeniden dizayn ediyor.
CHP, halkın ortak iradesinin, toplumsal muhalefetin buluşma noktası durumuna geldiğinden parti devleti için sorunu merkezi oldu.
İşte tam da bu yüzden hazımsızlık büyüktür.
İşte tam da bu yüzden devletin dizayn mühendisleri harekete geçirilmiştir.
Elbette ki devletten ilk yediği Tokat olmamasına karşın dozu kaçmış olmasından kaynaklı tepki büyük.
Bu tabloda kayyım sadece bir araçtır.
Asıl hedef, halkın iradesini kırmaktır.
CHP’yi güçsüz gösterip çökertmek ve fiili çökmeyle elverişli aparata dönüştürmektir.
Birkez daha dosta düşmana uyarımızdır;
Halkın iradesu teslim alınamaz,
gasp edilir; ama her gasp isyan doğurur.
Hiç bir partiye kayyım atanmaz,
bir millete pranga vurulur.
Yumuşama dedikleri,
halkın sırtına geçirilen soğuk zincirdir.
Her tuğla çekildiğinde duvar yıkılmaz,
gerçekler ortaya dökülerek görünür.
Bugün yaşanan;
Sadece bir siyasal operasyon değil,
halkın geleceğini dizayn etme girişimidir.
Ama tarih gösterdi ki:
Halkın iradesine zincir vurulamaz, çünkü halk ayağa kalktığında zincirler değil, zincir vurmak isteyenler yerlebir olur.



