Advert
Burhanettin YILMAZ
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3.  “Demokrasi Egemenlerin Düzeni mi, Halkın İradesi mi?”

 “Demokrasi Egemenlerin Düzeni mi, Halkın İradesi mi?”

Türkiye’de yıllardır seçim yapılıyor. Sandık kuruluyor, oylar kullanılıyor, sonuçlar açıklanıyor. Ancak toplumun geniş bir kesimi artık şu soruyu daha yüksek sesle soruyor: Gerçekten demokrasi var mı?

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

 

Türkiye’de yıllardır seçim yapılıyor. Sandık kuruluyor, oylar kullanılıyor, sonuçlar açıklanıyor. Ancak toplumun geniş bir kesimi artık şu soruyu daha yüksek sesle soruyor: Gerçekten demokrasi var mı?

Çünkü demokrasi yalnızca seçim günü sandığa gitmek değildir. Demokrasi; halkın yönetime doğrudan katılabildiği, adaylarını belirleyebildiği, fikirlerini özgürce ifade edebildiği bir sistemdir. Eğer halk sadece oy veren ama karar süreçlerine dahil edilmeyen bir konuma itilmişse, ortada demokrasi değil, kontrollü bir siyasal düzen vardır.

Bugün Türkiye’de siyasi partilerin büyük bölümünde benzer bir yapı hakimdir. Partilerde üyeler vardır, delegeler vardır, kurultaylar yapılır. Ancak gerçekte bu mekanizmaların çoğu tabandan değil, yukarıdan şekillenir. Delegeleri belirleyen irade, sonraki yöneticileri de belirler. Böylece aynı siyasi kadrolar yıllarca kendilerini yeniden üretir.

Milletvekili adaylıklarında da durum farklı değildir. Halkın değil, genel merkezlerin belirlediği listeler sandığa sunulur. Vatandaş ise çoğu zaman seçme hakkı değil, önüne konulan seçeneklerden birini tercih etme zorunluluğu yaşar. Bu nedenle seçimler yapılmasına rağmen halkın gerçek anlamda yönetime katıldığı söylenemez.

Sorun yalnızca bir partiyle sınırlı değildir. Türkiye siyasetinin genelinde merkeziyetçi bir yapı hakimdir. Sağda da solda da benzer lider merkezli sistemler dikkat çekmektedir. Bu yapı siyasetçiyi halka değil, parti merkezine bağlı hale getirir.

Oysa gerçek demokrasi yerelden başlamalıdır. Mahallede, ilçede, kentte halk kendi temsilcisini doğrudan seçebilmelidir. Ön seçim mekanizmaları zorunlu hale gelmeli, siyasi partiler yasası demokratikleştirilmelidir. Parti üyelerinin iradesi göstermelik değil, belirleyici olmalıdır.

Bugün Türkiye’nin yaşadığı demokrasi krizi yalnızca seçim sistemiyle ilgili değildir. Asıl mesele, halkın siyasetin öznesi olmaktan çıkarılıp seyircisi haline getirilmesidir.

Bu düzen değişebilir mi?

Evet. Ancak bunun yolu yalnızca seçim beklemekten değil, toplumun bilinçlenmesinden, örgütlenmesinden ve ortak demokratik talepler etrafında birleşmesinden geçiyor. Çünkü demokrasi yukarıdan verilen bir lütuf değil, halkın mücadeleyle kurduğu bir düzendir.

 “Demokrasi Egemenlerin Düzeni mi, Halkın İradesi mi?”
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!