Burhanettin YILMAZ
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Butlan Siyaseti ve CHP’de Derinleşen Ayrışma

Butlan Siyaseti ve CHP’de Derinleşen Ayrışma

“Yoldaşlık hukukunu kaybedenler, halkın umudunu da kaybeder”

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

Cumhuriyet Halk Partisi içinde son dönemde yaşanan gerilimler, yalnızca bir kurultay tartışmasının ötesine geçmiş durumda. İktidar baskılarının arttığı, belediyelere yönelik operasyonların sürdüğü bir dönemde parti içindeki kutuplaşmanın derinleşmesi, muhalefetin toplumsal direncini zayıflatıyor. “Butlan çıkarsa geleceği varsa göreceği de var” gibi sert söylemler ise uzlaşı ihtimalini ortadan kaldırırken, sosyal demokrat siyasetin temel ilkeleri olan çoğulculuk, dayanışma ve iç demokrasiye zarar veriyor. CHP’nin bugün ihtiyaç duyduğu şey tasfiye değil; ortak akıl, siyasal olgunluk ve demokratik yüzleşmedir.

Türkiye’nin içinden geçtiği ağır ekonomik ve siyasal kriz ortamında, muhalefetin en büyük gücü toplumsal dayanışma ve demokratik birliktelik olmalıdır. Ancak son bir yıldır CHP içinde yaşanan tartışmalar, iktidarın baskılarından daha fazla parti tabanını yormaya başlamıştır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere çok sayıda CHP’li belediyeye yönelik operasyonlar sürerken, parti yönetiminin enerjisini iç hesaplaşmalara harcaması ciddi bir siyasal kırılma yaratmaktadır.

Kurultay süreci üzerinden yürüyen “butlan” tartışmaları artık hukuki olmaktan çıkmış, doğrudan siyasi kamplaşmanın merkezine dönüşmüştür. Bir tarafta mevcut yönetim, diğer tarafta Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın isimler ve parti içi demokrasi talep eden kesimler bulunmaktadır. Oysa sosyal demokrat gelenekte farklı düşünceler tehdit değil, zenginlik olarak görülür. Çünkü sol siyaset, biat kültürüyle değil; tartışma, eleştiri ve ortak akılla büyür.

Bugün sosyal medyada CHP’lilerin birbirine karşı kullandığı dil, ne halkçı siyasete ne de yoldaşlık hukukuna yakışmaktadır. İnsanlar birbirlerini hainlikle, satılmışlıkla, işbirlikçilikle suçlarken; asıl kazanan iktidarın kutuplaştırıcı siyaseti olmaktadır. Solun tarihsel hafızasında birbirini tüketen değil, birbirini tamamlayan mücadele kültürü vardır. Ne yazık ki bugün o kültür yerini öfkeye ve tasfiyeciliğe bırakmaktadır.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, “Butlan kararı çıkarsa geleceği varsa göreceği de var” şeklindeki çıkışı ise siyasi tansiyonu düşürmek yerine daha da yükseltmiştir. Bir genel başkanın görevi, kriz anlarında köprü kurmak ve ortak zemini büyütmektir. Hele ki partinin önceki genel başkanıyla diyalog yollarını zorlamak yerine sert mesajlar vermesi, yalnızca parti içi gerilimi artırır. Siyasette güç gösterisi kısa vadeli sonuç verebilir; fakat uzun vadede güven duygusunu aşındırır.

Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen’in, “Yargı ne karar verirse saygı duyulmalıdır” sözleri nedeniyle disiplin tehdidiyle karşı karşıya kalması da düşündürücüdür. Çünkü demokrasi aynı düşünmek değil, farklı düşüncelerin birlikte var olabilmesidir. Her eleştiriyi ihanet sayan anlayış, demokratik siyaseti daraltır. Sol siyasetin özü; çoğulculuğu savunmak, farklı sesleri korumak ve eleştiriye tahammül gösterebilmektir.

Bugün partide yaşanan tablo, tekeri patlamış kamyon gibi önüne geleni ezip geçen bir öfke siyasetine dönüşmektedir. Oysa ihraçlarla, korkuyla ve baskıyla kurulan düzenler uzun ömürlü olmaz. Yarın mahkeme kararıyla geri dönecek insanların yüzüne bakıldığında, siyasi vicdanın vereceği cevap çok daha ağır olacaktır.

Gerçek demokratlık yalnızca seçim kazanmak değildir. Gerektiğinde yanlış yapıldığını kabul etmek, hukuka saygı göstermek ve siyasi sorumluluk alabilmektir. Eğer bir gün mahkeme kararıyla haksızlıklar ortaya çıkarsa, bunun gereği yalnızca sessizce geri adım atmak değil; siyasi etik adına sorumluluk üstlenmektir.

Bugün CHP’nin ihtiyacı olan şey; birbirini tasfiye eden bir iç savaş değil, halkın sorunlarına odaklanan yeni bir toplumsal mücadele hattıdır. Çünkü halk işsizliği, yoksulluğu, adaletsizliği konuşurken; muhalefetin kendi içinde kavga etmesi toplumdaki umut duygusunu zayıflatmaktadır.

Unutulmamalıdır ki;
Yoldaşlık yalnızca aynı sloganı atmak değildir.
Zor zamanda birbirini tüketmeden birlikte yürüyebilmektir.

 

EDİTÖR NOTU

Bu yazı; sol siyasetin temel ilkeleri olan demokrasi, çoğulculuk ve yoldaşlık hukuku ekseninde kaleme alınmıştır. Amaç; kişiler üzerinden kutuplaşmayı büyütmek değil, toplumsal muhalefetin ortak mücadele zeminine zarar veren siyasal dili sorgulamaktır.

 

 

Butlan Siyaseti ve CHP’de Derinleşen Ayrışma
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!