Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, bugün yaptığı grup toplantısında, CHP’den istifaların 700 bini aştığını öne sürerek, “Butlancılardan, cuntacılardan kurtulun, Yeni Parti’mize katılın.” çağrısında bulundu.
Siyasette sert eleştiri yapılabilir. Rakipler ağır ifadelerle eleştirilebilir. Ancak insan önce dönüp aynaya bakmalıdır.
Bugün başkalarını “butlancı” olmakla suçlayan Sayın Özgür Özel’e sorulması gereken asıl soru şudur:
CHP, “Mutlak Butlan” tartışmasının eşiğine nasıl geldi?
Bu tartışma durup dururken ortaya çıkmadı. Kurultay sürecinde kamuoyuna yansıyan şaibe iddiaları, delegelere yönelik menfaat sağlandığı yönündeki suçlamalar, açılan soruşturmalar ve yargı süreci, CHP’yi tarihinin en ağır kurumsal krizlerinden biriyle karşı karşıya bıraktı.
Bu iddiaların hukuki karşılığını mahkemeler belirleyecektir. Ancak siyasetin hesabını mahkemeler değil, millet ve parti örgütü sorar.
İşte tam da bu nedenle siyasi sorumluluk tartışılmalıdır.
Eğer bugün CHP’nin kurultayı yargının inceleme konusu olmuşsa, bunun nedenleri üzerinde durmak gerekir. Parti yönetiminin bu süreci nasıl yönettiği, krizleri neden büyüttüğü ve neden ortak aklı oluşturamadığı sorgulanmalıdır.
Genel Başkan olduktan sonra Özgür Özel’in görevi, CHP’yi yeni tartışmaların içine çekmek değil; partiyi hukuk tartışmalarından çıkaracak güven ortamını oluşturmak, örgütün güvenini yeniden tesis etmek ve partiyi ortak akılda buluşturmaktı.
Ne var ki bugün gelinen noktada tartışılan şey CHP’nin iktidar alternatifi olması değil, kurultayının meşruiyetidir.
Asıl siyasi başarısızlık da budur.
Bugün çıkıp başkalarını “butlancı” olmakla suçlamak kolaydır.
Zor olan ise şu soruya cevap vermektir:
Partiyi bu noktaya getiren siyasi tercihlerin sorumluluğunu kim üstlenecek?
Eğer bir siyasi yönetim döneminde parti, tarihinin en büyük meşruiyet krizlerinden birini yaşıyor, kurultayı yargının konusu hâline geliyor ve “Mutlak Butlan” kararı Türkiye’nin en önemli siyasi tartışmalarından biri oluyorsa, o dönemin yönetimi elbette siyasi eleştirilerin odağında olacaktır.
Çünkü “Mutlak Butlan” tartışması kendiliğinden doğmadı. CHP’yi bu sürecin eşiğine taşıyan siyasi iklim, kurultay sürecinde yaşanan tartışmalar, kamuoyuna yansıyan şaibe iddiaları ve sonrasında krizin yönetilememesiyle oluştu.
Genel Başkan olarak Özgür Özel’in görevi, partiyi bu girdaptan çıkarmak, ortak aklı hâkim kılmak ve CHP’yi yargı kararlarıyla değil, halkın sorunlarıyla gündeme gelen bir parti hâline getirmekti. Ancak gelinen noktada kriz büyümüş, kutuplaşma derinleşmiş ve parti tarihinin en ağır meşruiyet tartışmalarından biri yaşanmıştır.
Şimdi çıkıp “Butlancılardan kurtulun.” demek, siyasi sorumluluğu başkalarına yükleme çabasından başka bir anlam taşımamaktadır.
Çünkü siyaset, başkalarına sıfat yapıştırma sanatı değildir.
Siyaset, önce kendi döneminin hesabını verebilme cesaretidir.
Siyasi ahlak da tam burada başlar.
Bu nedenle Sayın Özgür Özel’e verilecek en net cevap şudur:
Başkalarını “butlancı” diye suçlamadan önce aynaya bakın. Eğer bugün CHP “Mutlak Butlan” kararıyla anılıyorsa, önce bu tabloyu ortaya çıkaran siyasi sürecin sorumluluğunu değerlendirin. Eğer bir “butlancı” arıyorsanız, onu başkalarında değil, partiyi bu tarihî krizin eşiğine taşıyan siyasi anlayışta arayın. Aynaya baktığınızda, bu sorunun cevabını da göreceksiniz.



