1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Burhanettin YILMAZ
  4. “Hain Kılıçdaroğlu” Sloganının Perde Arkası
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“Hain Kılıçdaroğlu” Sloganının Perde Arkası

Siyasette en kolay yöntem, rakibini fikirleriyle yenmek değil, onu yaftalamaktır. Türkiye'de

featured
Advert

Siyasette en kolay yöntem, rakibini fikirleriyle yenmek değil, onu yaftalamaktır. Türkiye’de bunun en çarpıcı örneklerinden biri yıllardır dolaşıma sokulan “Hain Kılıçdaroğlu” sloganıdır.

Peki ne değişti?

Yıllarca CHP Genel Başkanlığı yapan, partisini girdiği tüm seçimlerde temsil eden ve 2023’te muhalefetin ortak cumhurbaşkanı adayı olarak desteklenen Kemal Kılıçdaroğlu, neden bugün bir anda “hain” ilan edildi?

Dün alkışlanan bir siyasetçi, bugün neden organize bir linç kampanyasının hedefi hâline geldi?

Bu sorunun cevabını, mahkeme kararıyla yeniden CHP Genel Başkanlığı görevini üstlenmesinin ardından yaptığı açıklamalarda aramak gerekiyor.

Çünkü Kılıçdaroğlu, göreve başlar başlamaz CHP içerisinde geçmişte etkili olduğu iddia edilen FETÖ bağlantılı yapılanmaların, yabancı etkilerinin ve partiye yönelik sızmaların araştırılması gerektiğini dile getirdi. Bu çıkış, uzun süredir parti kulislerinde konuşulan tartışmaları ilk kez bu kadar açık biçimde kamuoyunun gündemine taşıdı.

İşte kırılma noktası da burada başladı.

Kılıçdaroğlu’nun bu çıkışlarının ardından sosyal medyada “Hain Kemal” sloganı yeniden ve çok daha yoğun biçimde dolaşıma sokuldu.

Bu kampanyanın kimler tarafından organize edildiğine ilişkin kesinleşmiş bir yargı kararı ya da resmî tespit bulunmuyor. Bununla birlikte, aynı sloganın çok sayıda İmamoğlu ve FETÖ bağlantılı hesaplar tarafından eş zamanlı biçimde yaygınlaştırılması, bunun sıradan bireysel tepkilerin ötesinde koordineli bir dijital kampanya olduğu yönündeki tartışmaları güçlendirdi.

Şimdi şu soruyu sormak gerekiyor:

Eğer Kemal Kılıçdaroğlu gerçekten “hain” idiyse…

Neden 13 yıl boyunca CHP’nin genel başkanı olarak desteklendi?

Neden cumhurbaşkanı adayı gösterildi?

Neden seçim gecesine kadar aynı çevreler tarafından alkışlandı?

Ne değişti?

Yoksa değişen Kemal Kılıçdaroğlu değil, onun bazı konularda konuşmaya başlaması mıydı?

Eğer geçmişte yaptığı hataları sorgulamasaydı…

Parti içindeki tartışmalı kadrolara yönelik eleştirilerini dile getirmeseydi…

CHP’nin yeniden kurumsallaşması, hesap verebilirlik ve geçmişte yapılan yanlışların sorgulanması gerektiğini söylemeseydi…

Bugün aynı çevreler tarafından böylesine sert biçimde hedef alınır mıydı?

İşte asıl cevap bekleyen soru budur.

Çünkü “hain” yaftası, Türkiye siyasetinde çoğu zaman hukuki bir tespit değil, siyasi bir itibarsızlaştırma aracına dönüşmektedir.

Oysa Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi geçmişine bakıldığında yalnızca son seçim değil, uzun yıllara yayılan farklı bir mücadele görülür.

17-25 Aralık sürecinden önce yolsuzluk dosyalarını Meclis kürsüsüne taşıyan isimlerden biri oldu.

Sayıştay raporlarını kamuoyunun gündemine taşıdı.

İhale sistemindeki sorunları yıllarca dile getirdi.

Sosyal devlet anlayışını savundu.

Emeklilere bayram ikramiyesi önerisini ilk gündeme getiren siyasetçiler arasında yer aldı. O gün eleştirilen bu öneri, daha sonra devlet politikası hâline geldi.

Aile Sigortası projesiyle dar gelirli ailelere düzenli sosyal destek modelini savundu.

Adalet Yürüyüşü ile milyonlarca insanın hukukun üstünlüğü talebini görünür hâle getirdi.

Farklı siyasi geleneklerden partileri aynı masa etrafında buluşturarak muhalefet açısından daha önce görülmemiş bir iş birliği zemini oluşturdu.

Bütün bunlar elbette onu eleştirilemez yapmaz.

Adaylık süreci eleştirilebilir.

Siyasi tercihleri tartışılabilir.

Yönetim anlayışı sorgulanabilir.

Demokrasilerde bunların hepsi doğaldır.

Ancak siyasi eleştiri başka şeydir, bir siyasetçiyi hiçbir somut delil ortaya koymadan “hain” ilan etmek başka şeydir.

Çünkü o noktadan sonra siyaset konuşulmaz; sloganlar konuşur.

Gerçekler değil, öfke öne çıkar.

Bugün mesele yalnızca Kemal Kılıçdaroğlu meselesi değildir.

Mesele, Türkiye’de siyasi tartışmanın giderek hakaretlere, etiketlere ve dijital linç kampanyalarına teslim edilmesidir.

Dün omuzlarda taşınanları bugün hedef tahtasına koyan anlayış, yarın aynı yöntemi başkaları için de kullanacaktır.

Demokrasi; sloganlarla değil, delillerle konuşulduğu zaman güçlenir.

İnsanlar yaftalarla değil, yaptıklarıyla değerlendirilmelidir.

Çünkü tarih, slogan atanları değil; o sloganların neden ortaya çıktığını sorgulayanları hatırlayacaktır.

“Hain Kılıçdaroğlu” Sloganının Perde Arkası
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!