Siyaset sahnesinde her gün yeni bir tartışma patlıyor. Kim kimi koltuktan edecek, hangi partide hangi kavga yaşanacak, kim aday olacak… Evet, bunlar ekranlarda günlerce konuşuluyor. Ama işin gerçeği şu: Türkiye’nin en yakıcı gündemi bu değil. Halkın derdi bambaşka. Sokakta, pazarda, fabrikada, üniversite kantininde konuşulan tek bir şey var: işsizlik, gençliğin geleceksizliği ve emekçinin alın terinin hiçe sayılması.
İşsizlik Ülkenin Kanayan Yarası
Resmî rakamlarla oynansa da işsizliğin gerçeği ortada. Üniversiteyi bitiren gençler ya işsiz geziyor ya da diplomalarıyla alakasız işlerde üç kuruşa çalışmak zorunda kalıyor. Milyonlarca insan “iş var mı?” diye değil, “hangi işte nasıl sömürülürüm?” diye düşünüyor. Bu tabloya rağmen hükümet hâlâ “büyüme” masalları anlatıyor. O büyüme, işçinin cebine girmeyen, patronun kasasına yığılan bir büyümedir.
Geleceksizliğe Mahkûm Edilen Gençlik
Gençlik, bu ülkenin en büyük umudu olması gerekirken, en umutsuz kesimine dönüşüyor. Üniversiteye girmek için yıllarını veren bir öğrenci, mezun olduğunda iş bulamıyor. İş bulan da aldığı maaşla hayallerini değil, en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamıyor. Sonuç? Yurt dışına gitme hayali. Gençler, kendi ülkesinde gelecek göremiyor. Bu durum yalnızca bireysel bir tercihin değil, devletin kendi gençliğine verdiği bir geleceksizlik belgesinin kanıtıdır.
Emekçinin Hiçe Sayılan Hakkı
Bugün işçiler asgari ücrete mahkûm edilmiş durumda. Sendikalaşma baskı altında, hak arayan işçiler kapının önüne konuyor. Taşeron sistemleri, güvencesiz sözleşmeler normalleştirildi. İş cinayetlerinde Avrupa’da birinciyiz, dünyada ilk sıralardayız. Her gün fabrikalarda, madenlerde, inşaatlarda emekçiler can veriyor. Ama ne patron hesap veriyor ne de iktidar işçinin hakkını koruyor.
Çözüm Nerede?
Çözüm belli: örgütlü halk mücadelesinde. Tek başına sesini yükselten işçi, genç ya da kadın sonuç alamıyor. Çünkü karşısında örgütlü bir sömürü düzeni var. Buna karşı halk da birleşmek, yan yana gelmek zorunda. Bugün işçinin, gencin, emeklinin çığlığı birleşirse, o zaman iktidarın masalları da, patronların düzeni de çöker.
Çözüm Önerileri
- Güvenceli İstihdam: Taşeron ve güvencesiz çalışma biçimleri kaldırılmalı, her işçiye sendikal haklar tanınmalı.
- Gençlik için İstihdam Programı: Üniversite mezunları için üretime dayalı, gerçekçi iş programları uygulanmalı.
- Asgari Ücretin İnsanca Yaşama Yetecek Düzeye Çekilmesi: Enflasyon karşısında eriyen ücretler derhal güncellenmeli.
- Sendikal Özgürlük: İşçiler baskıdan uzak, özgürce sendikalaşabilmeli.
- Eğitim–İş Bağı Güçlendirilmeli: Eğitim sistemi piyasanın kölesi değil, gençliğin geleceğini kuracak şekilde yeniden düzenlenmeli.
- Örgütlü Dayanışma: İşçiler, gençler, kadınlar ve emekliler ortak talepler etrafında birleşmeli.
Türkiye’nin gündemi parti içi koltuk savaşları değildir. Türkiye’nin gündemi işsizliktir, gençliğin umutsuzluğudur, emekçinin alın teridir. Ve bu gerçek gündemi değiştirecek olan da halkın örgütlü gücüdür.



