Bugün, Kemalizme ve Cumhuriyet’e karşı “yüz yıllık inkârcı zihniyet” diye veryansın edenlerin çoğu, bu eleştiriyi bizzat Cumhuriyet’in onlara sağladığı özgürlük ortamında yapabiliyor. Eğer bu ülkede düşünce ve ifade özgürlüğü, kadın-erkek eşitliği, laik eğitim, halk iradesine dayalı siyasal düzen olmasaydı; bırakın böyle bir yazı yazmayı, yurttaş olarak söz hakkına bile sahip olamayacaklardı.
Ama şimdi ne oluyor? Cumhuriyet’in bu birikimini, tüm eksiklerine rağmen açtığı demokratik alanı yok sayıyorlar; tarihi tek bir pencereden okuyup “Kemalist entelektüalizmin iflası” diye manşet atabiliyorlar. Bu, eleştiri değil; nankörlüktür. Çünkü bugün özgürce konuşan herkes, eleştirdiği bu tarihsel sürecin yarattığı zeminde duruyor.
İnkâr Kimin Eseri?
Kürt sorunu konusunda “Kemalist entelektüeller”i hedef gösterirken, aslında en büyük inkârı yapanlar bu kesimlerdir. Çünkü Cumhuriyet’in getirdiği yurttaşlık bilincini, eşit hakların temelini, demokratikleşme çabalarını yok sayıyorlar. Cumhuriyet’in bütün eksiklerine rağmen bu topraklarda halk egemenliğine dayalı bir siyasal düzen kurulduğunu görmezden geliyorlar.
Sorunları dile getirmek, geçmişin yanlışlarını tartışmak elbette meşrudur. Ama bunu, “Cumhuriyet baştan sona inkârcıydı” diyerek yapmak; tarihe, hakikate ve bugünün kazanımlarına ihanettir. Bu toptancı yaklaşım, aslında yeni bir tekçilik yaratır: “Biz haklıyız, siz haksızsınız.”
İnsan Olma Dönemi Başlıyor
Artık çağ, birbirini suçlayarak siyaset yapma çağı değil. Türk’ün Kürt’e, Kürt’ün Türk’e, Alevi’nin Sünni’ye, muhafazakârın sekülere düşman kesildiği bu bölünmüşlükle ne demokrasi kurulur ne de özgürlük tesis edilir. Bu ülkenin geleceği, “kim haklıydı” tartışmasına saplanarak değil, eşit yurttaşlık temelinde ortak yaşamı savunan bir iradeyle kurulabilir.
Bugün Cumhuriyet’e veryansın edenler, aslında kendi özgür iradelerinin dayandığı zemini baltalıyor. Tarihin hiçbir döneminde, Osmanlı’nın otoriter düzeninde ya da feodal yapılarda bu kadar geniş bir özgürlük alanı yoktu. Cumhuriyet, tüm hatalarına rağmen, bu alanı açtı. Bu kazanımı yok saymak, inkârın en büyüğüdür.
Sert Gerçek
Sorunun çözümü için gerçekleri söylemek gerek:
– Cumhuriyet’in kazanımları olmadan ne Kürtlerin ne de herhangi bir kesimin siyasal özgürlük alanı olurdu.
– Geçmişteki yanlışları düzeltmenin yolu, geçmişi toptan çöpe atmak değil; onu ileriye taşımaktır.
– Demokrasi ve eşitlik, tek taraflı suçlamalarla değil, karşılıklı tanıma ve ortak iradeyle inşa edilir.
Gelecek, bu ülkenin geçmişini toptan yok sayanların değil; onun üzerine daha özgür, daha eşit bir düzen kurmak isteyenlerin olacaktır.



