18 Mart 2025 sabahı Ekrem İmamoğlu’na yönelik gerçekleştirilen müdahale, yalnızca bir siyasetçiye dönük hamle değil; halkın sandıkta ortaya koyduğu iradeye yönelik açık bir müdahaleydi. Bu süreç, geniş kesimler tarafından bir “yargı darbesi” olarak görüldü.
Milyonlar bu saldırıya karşı sokağa çıktı. Ancak bu öfke örgütlü bir güce dönüşemediği için geri çekildi. Çünkü açık gerçek şudur:
Örgütsüz öfke, iktidar için tehdit değildir.
Bugün Saray rejimi, baskıyı büyütüyorsa bunu bir gücünden değil, karşısında örgütlü bir halk hareketi olmamasından alıyor. Sendikacıların tutuklanması, belediyelere kayyum tehdidi, muhalefetin etkisizleştirilmesi… Hepsi aynı stratejinin parçası:
Toplumu dağıt, yalnızlaştır, sessizleştir.
Ama unuttukları bir şey var:
Bu düzen, emekçiler ayağa kalktığında durur.
Seçim Beklemek Çözüm Değil
Bu koşullarda mücadeleyi yalnızca sandığa havale etmek, açık bir çıkmazdır.
Seçim günü geldiğinde değil, bugün örgütlü olan kazanır.
Rutinleşmiş, hedefi olmayan tepkiler de çözüm değildir.
Sokağa çıkıp dağılmak değil; örgütlenmek, kalıcı güç yaratmak gerekir.
Çünkü gerçek mücadele:
- İşyerinde başlar
- Mahallede büyür
- Okulda yayılır
Bu Kriz Ekonomik Değil, Sınıfsaldır
Türkiye’de milyonlar bilinçli bir yoksullaştırma politikasıyla karşı karşıya.
Asgari ücret sefalet ücretine dönmüş durumda.
Emekliler açlığa mahkûm ediliyor.
Gençler geleceksizliğe itiliyor.
Bu bir “yanlış ekonomi politikası” değil;
sermayeyi büyüten, emekçiyi ezen bilinçli bir tercihtir.
O yüzden çözüm de nettir:
Mücadele sınıf ekseninde yükselmek zorundadır.
Örgütlenmeden Hiçbir Şey Değişmez
Bugün ihtiyaç olan şey, tepkileri birleştiren bir mücadele hattıdır.
Her işyeri bir direniş alanı olmalıdır.
Her mahalle bir dayanışma ağına dönüşmelidir.
Her okul örgütlü gençliğin merkezi haline gelmelidir.
Dağınık öfke değil, birleşik mücadele kazanır.
Çünkü:
- Hak verilmez, alınır
- Özgürlük dilenmez, kazanılır
- İktidar ancak zorlandığında geri adım atar
Ya Boyun Eğeceğiz, Ya Değiştireceğiz
Bugün iki seçenek var:
Ya yoksullaşmaya, baskıya ve geleceksizliğe alışacağız…
Ya da birleşip bu düzeni değiştireceğiz.
Ortası yok.
Gerçek bir emekçi baharı, kendiliğinden gelmeyecek.
Onu örgütlü mücadeleyle biz yaratacağız.
Kurtuluşun Yolu: Birlik, Mücadele, Dayanışma
Bugün yapılması gereken açık:
- Korkuyu değil örgütlenmeyi büyütmek
- Sessizliği değil mücadeleyi çoğaltmak
- Yalnızlığı değil dayanışmayı kurmak
Çünkü bu ülkenin geleceğini saraylar değil,
emeğiyle yaşayan milyonlar belirleyecek.
Acil Taleplerimiz
- Tüm seçilmişler derhal görevlerine iade edilmeli
- Siyasi tutsaklara özgürlük sağlanmalı
- Asgari ücret insanca yaşam seviyesine çıkarılmalı
- Emekli maaşları yoksulluk sınırına yükseltilmeli
- Eğitim ve sağlık tamamen kamulaştırılmalı ve parasız olmalı
- Krizin faturası emekçilere değil, sermayeye kesilmeli (servet vergisi uygulanmalı)



