1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Oktay EROL
  4. Politikacının duygusalı…
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Politikacının duygusalı…

Yeni Parti, daha yola çıkmadan alışılmış siyaset anlayışının dışında duracağını gösteren bir söylemle gündeme geldi.Bir proje değildi, üzerinde önceden çalışılmış bir oluşum da değildi! Yurttaşın yaşadığı bıkkınlıktan, açlıktan, doyumsuzluktan, yazgıcılıktan, toplumun büyüyen yarasından doğdu!

featured
Advert

 

 

Yeni Parti, daha yola çıkmadan alışılmış siyaset anlayışının dışında duracağını gösteren bir söylemle gündeme geldi.Bir proje değildi, üzerinde önceden çalışılmış bir oluşum da değildi! Yurttaşın yaşadığı bıkkınlıktan, açlıktan, doyumsuzluktan, yazgıcılıktan, toplumun büyüyen yarasından doğdu! Genel Başkan Özgür Özel, her fırsatta “bu halkın partisidir” diyor. Dahası, partiyi kurma düşüncesinin de adının da yurttaştan geldiğini anlatıyor. Meydanlarda, sokakta, çarşıda, pazarda karşılaştığı insanların “haydi, yeni partiyi artık kurun” çağrısını anımsatıyor.

Bunun üzerinde durmak gerek. Çünkü yıllardır birçok parti, birkaç kişinin masasında şekillendi; kararını dar çevreler verdi, yurttaştan ise yalnızca sandığa gidip onaylaması beklendi. Eğer gerçekten bu partiyi doğuran halkın isteğiyse, o zaman onun sahibi de halk olmalıdır. Hiç kimse “ben kurdum”, “ben yön veriyorum”, “söz benim” deme hakkını kendinde görmemeli. Söz de, karar da, yön de halkın olmalı. Örgütlenmesini de dar kalıplar içindeki kayırmacılığı aşarak gerçekleştirmeli…

***

Bunları neden yazma gereği duydum? İlki Anıl Tanburoğlu’nun, Adana’da kurucu il başkanı olması, ardından da Zafer Yeğenoğlu’nun Yeni Parti Kozan kurucu ilçe başkanlığı görevine getirilmesi… Burada, Tanburoğlu’na ilişkin daha önce ne yazdıysam kanım aynı; değişmedi. Özgür Özel gibi bir genel başkanın yanında, Tanburoğlu’nun enerjisini düşünsenize. Bunu birçok kez gördük… Yine “ilkelerinin” ardından gitmesini, bunu halkın gündemine dönüştürmesini, yoldaşını yarı yolda koymamasını hep gördük…

Zafer Yeğenoğlu, “Zafer abi” diye seslendiğim, yer yer gündemi konuştuğum, çeyrek yüzyılın üzerinde tanışlığımız olan bir isim… Kozan’da, belediye başkan adayı olduğunda tanışmıştık. CHP, seksen sonrasında Kozan’da o dönem yakaladığı halk desteğine bir daha ulaşamadı…Halkın arasında kendine yer bulabiliyordu, onları dinleyebiliyordu, onlarla duygudaşlık kurabiliyordu. Tanık olduğu bir olay karşısında duygusunu gizleyebilenlerden değil. Gülenle oturur güler, ağlayanla yanına ilişip ağlar. Tıpkı Özgür Özel gibi… İnsanız özünde; acı da bilinmeli, acıyı yaşayan da…

***

Anıl Tanburoğlu’nun Adana’da, Zafer Yeğenoğlu’nun ise Kozan’da üstlendikleri görevin kolay olmadığını biliyorum. Buna bir de Yeni Parti üzerinde dolanan kara bulutları, bir de “yeni” olmanın verdiği sorumluluğu ekleyin!  Ancak ikisinin de bu yükü taşıyabilecek birikime, yaşanmışlığa, en önemlisi de insanla kurdukları bağa sahip olduklarını düşünüyorum. Örgüt, salt yönetim kurulu listelerini hazırlamakla bitmiyor; onun içine halkı koyacaksın, emeği koyacaksın, geleceği koyacaksın, umudu koyacaksın… Mahallede, köyde, çarşıda, işyerinde, tarlada, üniversitede güven oluşturabilecek kadroyu oluşturacaksın. İnsanların kapısını seçimden seçime çalanı değil, sevinçte de acıda da yanında duran öne çıkaracaksın…

Geleceğin buna gereksinimi var. Eğer gerçekten Yeni Parti “halkın partisi” olmayı amaç sayıyorsa, örgütlenme de halkın içinden başlamalı. Tanburoğlu ile Yeğenoğlu’nun önünde duran asıl görev, yıllardır siyasetten uzaklaşan insanlara yeniden güven verebilecek bir örgüt anlayışını yaşama geçirmektir. Başarıları da gerçekte bununla ölçülecektir.

***

Bunca olumlu gelişmelerin yanında Burhanettin Bulut’un, Mansur Yavaş için kurduğu bir tümce dikkat çekici. “Siyasi aklı, duygusal aklının ötesinde bir siyasetçi olarak görüyorum” diyor. Sormak gerekmez mi; duygusal olmak siyasette bir eksiklik midir? Bir insanın yurttaşın acısını bilmesi, sevincine ortak olması, gözyaşını görmesi aklın karşısında duran bir durum mu? Oysa Yeni Parti’nin ortaya çıkışında gördüğümüz en önemli “etmen” buydu! Özgür Özel’in yurttaşla kurduğu bağ, yalnızca siyasal bir yakınlık mıydı? Yoksa içinde duygudaşlık, anlayış, paylaşma mı vardı?

Parmağını tutan yurttaşın ne anlatmak istediğini anlamak, omzuna dokunan insanın yaşadığı yükü duymak siyasetin dışında değil, tam tersine merkezindedir. Adana’da Anıl Tanburoğlu’nun, Kozan’da Zafer Yeğenoğlu’nun örgütlenme sürecine katacakları da tam burada anlam kazanıyor. Çünkü insanı anlayan, yurttaşla yan yana yürüyebilen isimler, yalnız örgüt değil, güven de oluşturur. Çünkü siyaset hesap yapmak, yol haritası çizmek değil; insanı anlamaktır. Akıl yol gösterir, duygu da o yolu insanlaştırır. 020726

Politikacının duygusalı…
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!