Ne zaman bir sıkışıklık yaşansa, zorda kalınsa, “halının altı” gizleme yeri olur! Ortalığın pisi/ pası/ kiri “halının altında” güvende sayılır! Bir küçük burjuva alışkanlığı olduğunca, bir sosyal demokrat anlayışın da “imdat” simididir! Halk arasında, ne denli “bugünün işini yarına bırakmak” diye de tanımlansa, bunun “yarınla” yakınlığı yoktur! Ucu açık bekletilir durur! Öyle bir duruma gelir ki, “halının altında” birikenlerin yükü ağırlaşır, altından kalkılmaz durum alır!
Her kimse bu alışkanlığı sürdüren, “kaldıramayacağı yükün” altında kalır! “Halının altı” her yerde karşımıza çıkar. Sosyal yaşamda, politika kulvarında, ekonomide… “Halının altı” diyerek geçmeyelim; orası sorunların biriktirildiği yerdir! Ekonomide yaşanan çıkmazların, yurttaşın yaşadığı kaygıların, alım gücü çöküntüsünün, gençliğin beklentisizliğinin, bunların hepsinin büyümesinin nedeni “halının altına” süpürülendir! “Sanırım gündüzdü, sizlerce gecem” demenin öznesi de aynıdır…
***
“Bir küçük burjuva alışkanlığı” dedim ya; “Halının altının” temizlenmesi ya da temizlemek için atağa kalkılması “isteniyormuş” gibi yapılsa da bir “avundurmanın” ötesine gitmiyor! Biz bunu yerel yönetimlere yapılan üst üste baskınlarda görmedik mi? Hem de mosmorunu… Tamam, yurttaşın malına kim zarar veriyor, kim yurttaşı aldatıyorsa didik didik aransın, suçlulara bedeli ödetilsin, başkalarının aynı “suça” bulaşmamaları yaptırımlar uygulansın! Bundan kimse gocunmaz!
İnanın kimse gocunmaz! Sevinir bile! “İktidar işini yapıyor” diye de anlatılır! Yurttaş bugün yaşadığı çıkmazların baş nedeninin pisliklerini “halının altına” süpürenler olduğunu bilmiyor mu? Temel gereksinmeler karşılamakta zorlanan, yetmeyen aylığa tutsak bırakılan kim bilmez ki? Maden emekçilerinin yaşamıyla oynayan/ zor koşullarda çalıştıran/ grizu patlamasıyla baş başa bırakan “doymazları” kim bilmiyor ki? “Halının altına” biriktirdikleri sorunlarla halkın yaşamını hiçe sayanları kim bilmiyor?
***
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in açıklamasını duydunuz mu bilmiyorum… “Kayıt dışılıkla mücadelede yeni yaklaşımımız; daha fazla rehberlik, daha etkin denetim, daha yüksek gönüllü uyum” diyor! Güzel… Kulağa da hoş geliyor! Kayıt dışı çalışanın, vergisini gizleyenin, yurttaşın hakkını yiyenin üzerine gidilsin! Kimse bundan rahatsız olmaz! Tam tersine, “oh be, sonunda işini yapan bir devlet var” der; demez mi? Herkesten önce ben derim! “Kayıt dışılık” denilen olgunun sorumlusu ücretli çalışanlar değildir sanırım! Yanında işçi çalıştırıyorsa da, o çalışan kayıt dışıysa da, ürettiğinin ya da sattığının bir bölümünü gizliyorsa da, vergisini kaçırıyorsa da patrondur bunu yapan!
Biz buna benzer olaylar yaşamadık mı geçmiş yıllarda? Anımsayın; temel gereksinmelere gelen üst üste zamların ardından “fahiş fiyatla mücadele” adı altında denetimler yapılmıştı! “Yurttaşa fahiş fiyatla satış yapanlardan hesap soracağız” demişlerdi! Kime nasıl bir yaptırım uygulandı o konuyu bilmiyoruz. Ancak fiyatların ucuzlamadığını, tersine daha da arttığını biliyoruz! Daha geçtiğimiz ay, “geri dönüşüm” adı altında “bedel ödeneceği” açıklanan soda şişeleri, daha yaşama geçmeden sodanın yüzde on zamlanmasına neden olmuştu! Kim sordu, kim sorguladı bilen var mı? “Halının altına” süpürülmekle kalınmadı, bedeli yurttaşa ödetildi!
***
Burada “halı altına süpürüleni” sorgularken bir de “yastık altında tutulanlar” var! Ancak ikisini birbirine karıştırmayın; Halının altı “iktidarın”gizemidir, yastık altı ise yurttaşın geleceğe ilişkin kaygısının güvencesi… Halının altına süpürdüklerini temizleyemeyenler, şimdi gözünü halkın yastık altındaki güvencesine dikiyor!Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın sözüdür, “vatandaşın yastık altında tuttuğu dolarlar, altınlar, keşke bunlar daha fazla sisteme girse. o zaman Türkiye’nin risk primi de çok daha aşağılara inecektir” dedi. Bu kaçıncı kez yinelendiği, hepsinden yurttaşın zarara uğratıldığı, kazanan üç/ beş doymaz ile kamu şatafatı olduğu unutuldu!
Yaşamın hangi alanında olursa olsun, “halı altına süpürülenler” hep geleceği karartmıştır! Sorunun küçüğü olmaz! Küçük burjuva alışkanlığı, “bugün olmaz yarın/ yarın olmazsa öbür gün/ öbür gün olmazsa…” zincirinde oyalama yöntemiyle var olmuştur. Sanayi Devrimi’nin dönüştürücü/devrimci niteliğine karşın, kapitalist sistem günümüzde ortaya çıkardığı çelişkileri çözmek yerine erteleyen, bir yapıya dönüşmüştür. Kapitalizmin küçük burjuvayı sevmesi de ondan… 230826



