Günümüzde bankadan kredi, kredi kartı kullanmayan, kimi zaman üç/ beş gün ödemeyi geciktirmeyen kaldı mı bilmiyorum? Varsa da ülke nüfusunun yüzde kaçı olduğuna, ne işle uğraştığına bir bakın derim… Gecikmelerde neler yaşanıyor biliyorsunuz; daha ilk günden bankada kayıtlı olan telefonlar başlıyor çalmaya, bir de sizi “doğrulamak” için bilmem neyin numarasını, bilmem neyin üçüncü/ beşinci harfini ya da sayısını söylemenizi istiyorlar! Sonra başlıyorlar anlatmaya; konuşmalar kayıt altına alınıyormuş da, o konuda bilgi vermeleri gerekiyormuş da, falan/ filan…
Biliyor musunuz? Bankaların, “zamanında” ödeme yapılmasını istediklerini de sanmıyorum! Asıl onlardan kazanıyorlar, kazandıklarının bir bölümüyle de telefonların başına oturttukları emekçileri “karın doyuracak” ücretlerle çalıştırıyorlar! Krediler gecikecek, gecikmelerde kimsenin karşı koyamayacağı faiz/ masraf üstüne eklenecek, bunları izlemek için belli bir grup oluşturulacak, her günün faizi üstüne konulacak… Siz hiç medyada açıklanan üç aylık bilançolarda “zarar” gösteren banka gördünüz mü? Üstelik bunu da göğüslerini gererek anlatmayanı…
***
Kredi kartları… Ne bileyim, önceden limitler o denli kabarık değildi; şimdi aldı başını gitti, üstelik “sana” da bırakmıyorlar, “banka” ödemelerin düzenliliğinden dolayı artırdığını belirtiyor; ne hoş değil mi? Nasıl olsa borçlar gününde ödeniyor, daha “çok” harcatmak/ kazanmadığını tükettirmek için makasın aralığını açtıkça açıyor, ama “banka” bundan hiçbir şey kazanmıyor; kazanması için gecikmeye uğratması gerek/ üç/ beş kez aratması gerek/ sinirleri doruğa çıkartması gerek/ masayı yumrukla yere indirtmesi gerek/ yanındakilere bağırtması gerek…
Bunlar olmalı… Bankacılık sistemi “verirken seven/ borçluyken bitiren” bir yapıdır; alacaklıysa günde bir kez aranmayı öpüp başınıza koyun, üç/ beş kez aranırsınız… Her keresinde karşınızdaki konuşana sözler de verirsiniz, kimi zaman kızarsınız da, telefonun susmayan sesini kısarsınız da… Taa ki, biri çıkıp, “yapılandırma ister misiniz” diyene dek! Koşulları sorarsınız, on iki ayda ödemeye yüzde ellinin üzerinde “faiz/ ek” koyarak borçlandırılırsınız! Banka yalnız gecikmeden dolayı değil, bir de “yapılandırmadan” dolayı kazanmıştır, sizi çok sevmiştir…
***
Bir arkadaşım, birkaç ay önce yapılandırdığı bir kredi kartı borcunun ‘tamamını’ kapatmak için bankanın yolunu tutmuş! Sorsanız kimlerin yanındadırlar, kimlere destek olmak için varlar, küçük esnafı kalkındırmak için neler yapmışlardır neler… Banka her zaman olduğu gibi; üç/ beş gişeden ancak ikisi çalışıyor, diğerlerinin dolu olduğunu gören de yok bilen de; gelenler “çokluk” görsün işte… Ne kadar beklediğini kendi de bilmiyor, ama en az bir saat… İlk girişte aldığı numarayla görevliye yaklaşıyor, durumunu anlatıyor, bir borç çıkarıyorlar, hesaba yatırdıktan sonra verdikleri “850” telefonda karşısına çıkana “talep” açtırmasını söylüyor…
“850” telefonun ucundaki “talebini” alırken, hesapta bulunan miktarın “günlük borç” olduğunu, “önceden kapattığı” için bir bölümünü geri alabileceğini söylüyor! Arkadaşım, “siz önce borcu kapatın, borcum kalmasın, bir daha aranmayacak duruma geleyim, alacak önemli değil” diyor. Telefonun ucundaki konuşmacı “talebin” iki/ üç gün içinde sonuçlanacağını, ödeme yapılan bankadan durumu izleyebileceğini belirtiyor! Ne garip değil mi? Hesaba “fazlasıyla” yatırıyorsun, bir de “talep” açtırıyorsun, başka türlü “borç” ödemek olanaksız!
***
Üç/ dört gün sonra bankaya uğruyor arkadaşım, sonucu öğrenmek için… Yine aynı banka görevlisine varıyor, görevli anımsamış olmalı ki “hemen bakalım” diyor! Yatırdığının dörtte birini “geri” ödeyeceklerini, borçlarının temizlendiğini belirtiyor! Arkadaşım biraz diretiyor, “bir kez daha bakın, borcum kalmasın” demesine karşın, “borcunuz sıfırlanmıştır” yanıtını veriyor. “Geri ödenecek” olanı da bir başka bankanın hesabına göndertiyor… Arkadaşım, bankadan çıkarken rahatlıyor, omzundan aşağı sıyrılan yükün sevinciyle yola koyuluyor…
Onbeş gün sonra telefon çalıyor yine. “O” bankadan, günü geçmiş borcunun olduğunu duyunca, arayana baştan bu yana yaşananları anlatıyor! “Bu borç nereden çıktı” diye soruyor! Borcun “nereden” geldiğini anlatan yok, ancak borçlu olduğunu son bir ayda kaç arayanın söylediğini bilmiyor! Arkadaşım “borcum yok” diyor, arayan “borçlusunuz” diyor; ya şimdi? 010926



