“Özgür istenç” seçmenin; seçilenin değil!

Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Seçmenin “özgür istencinin” yansıması sayılan seçim, demokrasilerde önemle üzerinde durulan bir konudur.

featured

Seçmenin “özgür istencinin” yansıması sayılan seçim, demokrasilerde önemle üzerinde durulan bir konudur. Seçmen, yaşadığı toplumun “daha yaşanılır” olması, taşıdığı “ideolojiyi” yaşatması için, “adayın” verdiği sözlere dayanarak oyunu verir! Seçmen için “emeğin karşılığı verilecektir, hukuk sistemi işleyecektir, yurdun değerleri korunacaktır, laik eğitimden ödün verilmeyecektir, haksız kazancın önüne geçilecektir, hakça bölüşüm sağlanacaktır” denilmesi değerlidir.

Hiçbir aday “ekonomiyi çıkmaza sürükleyeceğim, hukukun üstünlüğünü yok sayacağım, yurttaşı yoksullaştıracağım, emekliyi/ emekçiyi el açar duruma getireceğim” diyerek yola çıkmaz! Seçilen milletvekilleri de yerel yöneticiler de verdikleri “sözlere” bağlı kalarak işlerini yapmak zorundadır; bu yurttaşa olan borçlarıdır! “Adayın” seçilmiş olması, koltuğundan güç alarak “her şeyi yaparım” demek değildir! Yaptığı haksızlıklardan kurtulmak için parti değiştiren, kendini “seçmen istencinin” dışına taşıyan bir siyasetçi, bu davranışını haklı çıkarmak için “her yurttaş siyasi tercihinde özgür” diyemez!

***

Halkın “yönetme yetkisi” verdiği bir “iktidar”, alanlarda verdiği “sözlerin” dışına çıkar mı? Etik olarak düşünüldüğünde “çıkmaması” gerekir denir; doğrusu da budur! Yolsuzlukları önleyeceğini, emekçilere/ emeklilere geçinebilecekleri aylığı vereceğini, yurdun değerlerini koruyacağını çıktığı her alanda “anlatan” siyasetçiler, “göreve geldiklerinde” tersini yapmamalı örneğin… İnsanlar sokaklarda “açız” dememeli, bu yurdun ürünlerinitüketebilmek zor olmamalı, gençlik yabancı ülkelerde gelecek aramamalı, aylıklar “açlık sınırı” altında sıkışıp kalmamalı, dağlar/ zeytinlikler/ ekim alanları bozulmamalı…

Yaşananın “ne” olduğunu herkes görüyor! Emeğin yok sayılması umursanmıyor, kış aylarını yaşıyoruz/ yurttaşın ne zorluklar yaşadığı görmezden geliniyor, gençliğin “en verimli” yıllarının yok olmasına izleyici kalınıyor… Ancak nedense, herkesin bildiği/ medyada gündem olmuş, yolsuzluğa adları karışmış isimlerin üzerine gidilmiyor! Bunlar, seçim öncesi süreçte verilen “sözler” miydi?

***

İlkokula yeni başlayan bir çocuğa “siyasetçi olmak ister misin” diye sordum… Çocuk gözlerimin içine bakarak, sanki yılların zorluklarını yaşayan emekçi gibi işaret parmağını salladı; “istemem, hepsi yalan söylüyor, her şeye zam yapıyorlar” dedi. Aziz Nesin “şimdiki çocuklar harika” demişti; öyle değil mi gerçekten? Komik gelmesin kimseye; çevrenizden bir çocuğa da siz sorun… Toplumun en küçük bireyinde bile siyasetçilere karşı bir “güvensizlik” olduğu çıkıyor ortaya! Kendi kendinize sorun, “neye güveniyorum” deyin! Adalete, sağlık sistemine, eğitime, geleceğe, siyasetçiye… Açık olun…

“Umut hep vardır”, tamam… Biliyor musunuz, “umut” bile ütopya! İşbaşında olan bir “iktidar” var, üstelik çeyrek yüzyıldır aynı yerde… En son seçim öncesinde verdikleri “sözlerden” anımsayabildiklerinizi önünüze serin! Bana ya da başkalarına takılı kalmayın; nasıl yaşıyorsunuz, nelere ulaşabiliyorsunuz, geçen yıla göre nasılsınız, çocuklarınızın geleceği iyileşti mi, “yaşıyorum/ doyuyorum/ kendime değer verebiliyorum” diyebiliyor musunuz? Bunlar, ulaşılması zor şeyler değil, olması gerekenler üstelik! Önüne çıkmışlar, oyunu istemişler, sözler vermişler, tüm bunların gerçekleşmesini istemek en doğal hakkın! Haksız kazanç istemiyorsun, başkalarının haklarına çökmeyi istemiyorsun, yolsuzluk yapmak istemiyorsun, çalmak istemiyorsun; hakkın olanı istiyorsun, hepsi bu!

***

İzmir Anakent Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın “iktidar” partisine katılmasını duymayan kalmadı. Katılım sırasında yaptığı konuşmanın sözleri, oy veren seçmenini ne denli üzmüştür düşünebiliyorum. En son bir açıklaması daha var, orada da “her yurttaş siyasi tercihinde özgür, gelecekteki seçimlerde istediği adaya oy verir” diyordu! Elbette, “yurttaş” istediği siyasi partiye, istediği adaya oy verebilir; bunda sorun yok! Ancak oy verdiği siyasi parti ya da aday “ne söz verdiyse” öyle ilerlemek zorunda!

Belli ki Tugay, tepkilerin nedenini şu ana dek anlamamış; yurttaşın istenci sorgulanıyor sanıyor olmalı… Seçmen, adı üstünde “seçmen”; istediğine, hiçbir baskı altında kalmadan oyunu verecek! Tartışılan ya da tepkiye neden olan konu o değil ki; seçmenin istencinin yok sayılması, bunun “özgürlük” sayılması!Bugüne değin her tür “eleştirisini” yaptığı, yer yer kınadığı bir oluşun içinde olmak istemesi… Buna bir de ADD’den ayrılmasını eklediğinizde ne oluyor biliyor musunuz? Bunun adı “özgürlük” olmuyor; çok iyi anlıyorsunuz! 241026






Abonelik

Sol Medya'ya destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Premium üyelik Premium'a Geç