Portakal dalında güzel, ya pazarda…

Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Portakalın öyküsünü anlatacağım bugün…Portakalın öyküsü sanıldığı gibi Akdeniz kıyılarında değil, Uzak Doğu'da başlıyor..

featured

Portakalın öyküsünü anlatacağım bugün…Portakalın öyküsü sanıldığı gibi Akdeniz kıyılarında değil, Uzak Doğu’da başlıyor… Anayurdunun Güneydoğu Asya, özellikle Çin’in güney bölgeleri olduğu belirtiliyor. Yüzyıllar boyunca Asya’dan Hindistan’a, oradan ticaret yolları aracılığıyla Ortadoğu’ya ulaşıyor. Arap tüccarların katkısıyla Akdeniz havzasına yayılıyor. Avrupa’ya 15. yüzyılda Ceneviz ticaret yollarıyla ulaşan portakal, ülkemize zamanla ulaşır…

Anadolu’nun iklimi, özellikle Akdeniz kıyılarının ılıman havası, portakalın yetişmesi için elverişli bulunur… Zamanla Antalya, Mersin, Adana, Hatay, Muğla gibi illerimizde kendine yer bulur. Osmanlı döneminde Akdeniz kıyılarında tanınmaya başlayan bu meyve, başlangıçta sınırlı çevrelerde tüketilirken üretimin yaygınlaşmasıyla halkın gündelik yaşamında da yer edinir…Böylece uzaklardan gelen portakal, Akdeniz insanının bahçesinde kök salar. Bir süre sonra yalnızca sofralık meyve olmaktan çıkar; bölgenin tarımsal kimliğinin, geçim kaynaklarının önemli parçalarından birine dönüşür.

***

Türkiye’de portakal yetiştiriciliğinin geçmişi 19. yüzyıla dek uzanır. Doğu Akdeniz’in önemli üretim merkezlerinden Dörtyol’da, 1830 yılında Yafa’dan getirilen fidanlarla ilk bahçelerin kurulduğu anlatılır. Daha sonraki yıllarda Finike, Antalya, Mersin, Adana, Hatay çevresinde bahçeler yaygınlaşır; başlangıçta küçük aile işletmelerine dayanan üretim, zamanla ticari bir nitelik kazanır…

Çocukların okul dönüşü elinde taşıdığı, evlerde reçeli yapılan, misafire sunulan bir meyveye dönüşür. Üreticinin emeği, tüccarın alım ağı, pazarın büyümesiyle narenciye bölge ekonomisinde önemli yer edinir. Bugün üretimin ağırlık merkezinin Akdeniz’de bulunması, bu tarihsel birikimin sonucudur. 2024 verilerinde Antalya, Adana, Hatay, Mersin, Muğla başlıca üretici iller olarak öne çıkar. Bahçecilik bilgisi kuşaktan kuşağa aktarılır; budama, aşılama, hasat yöntemleri ailelerin ortak emeğiyle öğrenilir.

***

Portakal üreticisinin sorunu hiçbir zaman yalnızca dalındaki ürünü yetiştirmek olmadı; emeğini, ilgisini, özverisini sonuna dek kullandı… Bakımını yaptı, elinden geldiğince önlemini aldı, yazın sıcağında sulamasını sağladı, ağaca yük olacak gereksiz dallarını budadı… Hepsi iyi hoş da girdilerde zorlandı!Gübre, ilaç, mazot, elektrik, sulama, işçilik, kasa, nakliye giderleri her sezon biraz daha ağırlaştı! Tüccarın fiyat kırma çabası, düşük fiyattan satmasa elde kalma kaygısı, borçlarını ödeme sıkıntısı derken iklim değişikliği/ kuraklık/ sıcaklıklar/ don olayları/ dışsatım pazarlarındaki belirsizlikler…

Ne oldu biliyor musunuz? 2025 yılı portakal üretimi 1 milyon 328 bin ton olarak gerçekleşti, 2024’e göre yüzde 17,5 gerileme demek bu! Bundan herkes bir şeyler çıkarmak istese de, asıl sorun üreticinin masrafları altında boğulması… “İktidarın” ilgili bakanlığı salt günü kurtarma açıklamaları yaparak, bir de neyi/ ne zaman vereceği bilinmeyen destek avuntularıyla sorunun çözüldüğünü sanıyor!Üretici öngörülebilir bir alım fiyatı, zamanında destek, ucuz girdi, güçlü kooperatifler, işleyen bir denetim bekliyor. Ne var ki bu beklentiler umursanmıyor!Üstelik küçük üretici çoğu kez ürününü bekletecek depoya, doğrudan alıcıya ulaşacak gücü olmayınca üretimden de uzaklaşıyor….

***

Portakalın değerini artırmak için önce onu yalnızca ham meyve olarak satma alışkanlığından kurtulmak gerekir. Sıkma suyu, konsantre, marmelat, reçel, kurutulmuş dilim, kabuk yağı, doğal temizlik ürünü gibi farklı ürünlerle katma değer kazandırmak olası… Meyvenin posası hayvan yemi ya da başka sanayi kollarında ham madde olarak da değerlendirilebilir. Böylece dalında kalan, boyu ya da görünüşü nedeniyle pazara giremeyen ürün de işlenerek üreticiye kazandırılabilir…Bunun için üretici birlikleri, kooperatifler, yerel yönetimler, üniversiteler, kamu kurumları ortak planlar oluşturabilir… Soğuk hava depoları, paketleme tesisleri, işleme atölyeleri kurularak üretici korunabilir; bölge ekonomisine, dolayısıyla ülke ekonomisine katkı sağlanabilir…

Portakalın dalda başlayan öyküsü pazarda son bulmamalı…Bugün dalında alıcısını bekliyor narenciye ürünleri, dalında kaldığı her gün üreticinin kaygısı büyüyor… Meyve yüklü ağaçları, birikmiş/ günü gelen borçlarını düşünürken bir yandan da gelecek yılları düşünüyor üretici… Şunu unutmamak gerek; pamuğun, hububatın, bakliyatın, şekerin, kırmızı etin üretiminde yaşanan sıkıntıları anımsayın! Bir zamanlar kendine yetebilen ülke olma özelliğiyle övünülürken, bugün birçok tarım ürününde dışalıma başvuruyor. Narenciye üreticisi böylesine savsaklanır, böylesine yazgısına bırakılırsa geleceği bundan başka olmaz! Bugün ürünler dalında kalır, yarın bahçeler sökülür; ya sonra…031126

 





Abonelik

Sol Medya'ya destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!