CHP, son dönemde yaşadığı ağır siyasi sarsıntıların ardından yeniden toparlanmaya çalışıyor. Örgütün moral kazanmaya, parti tabanının yeniden umutlanmaya başladığı bir dönemde İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin’in görevden alınacağı yönündeki tartışmaların MYK gündemine taşınması, yalnızca bir görev değişikliği tartışması değildir. Bu girişim, zamanlaması ve yaratacağı sonuçlar itibarıyla partiye zarar verecek bir operasyondur.
CHP Sözcüsü Müslim Sarı’nın, “Bu konuyla ilgili bir gündem MYK’da oldu. Ancak bununla ilgili önümüzdeki günlerde açıklama yapacağız.” sözleri ise belirsizliği azaltmamış, tam tersine tartışmaları büyütmüştür.
Bugün herkesin sorması gereken soru şudur:
Neden şimdi?
CHP daha birkaç gün önce önemli bir siyasi sarsıntı yaşamıştır. Çok sayıda milletvekili, belediye başkanı ve belediye meclis üyesinin partiden ayrılması, yalnızca sayısal bir kayıp değil; kamuoyunda partinin birlik görüntüsünü de zedeleyen ciddi bir gelişme olmuştur.
Böyle bir dönemde yapılması gereken, örgütü yeniden toparlamak, güven duygusunu güçlendirmek ve bütün enerjiyi iktidar mücadelesine yöneltmektir.
Ancak tam tersi yapılmaktadır.
Şimdi İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin’in görevden alınacağı yönündeki tartışmalar gündeme taşınmaktadır.
Siyasette bazen alınan kararın kendisinden çok, o kararın hangi zamanda alındığı önemlidir. Çünkü yanlış zamanda atılan doğru bir adım bile yanlış sonuçlar doğurabilir.
Bugün CHP’nin ihtiyacı yeni bir makam tartışması değil; birlik görüntüsüdür.
Bu nedenle Gürsel Tekin’i hedef alan bu süreç, partiye güç kazandıracak bir adım değil; tam tersine örgütün moralini bozacak yeni bir kırılma yaratma riskini taşımaktadır.
İşte bu nedenle, bu girişim birçok partili tarafından doğal olarak partiye yönelik bir operasyon olarak değerlendirilmektedir.
Çünkü operasyon yalnızca dışarıdan yapılmaz.
Bazen bir siyasi partiyi zayıflatmanın en etkili yolu, tam toparlanmaya başladığı anda içeride yeni tartışmalar üretmektir.
Bugün yaşanan tam da budur.
Gürsel Tekin, CHP’nin en zor dönemlerinde sorumluluk üstlenmiş, örgütün içinden yetişmiş bir siyasetçidir. Kritik süreçlerde risk almaktan kaçınmamış, mücadeleden geri durmamıştır.
Daha da önemlisi; parti binasının teslim alınması sürecinde Gürsel Tekin ve birlikte hareket eden arkadaşları en kritik anda inisiyatif almış, siyasi sorumluluk üstlenmiş ve örgütün iradesine sahip çıkmıştır.
O gün mücadele edenlerin bugün tartışmanın merkezine oturtulması, parti tabanında ister istemez şu soruyu doğurmaktadır:
Madem değişiklik yapılacaktı, neden tam bugün?
Bu sorunun makul ve ikna edici bir cevabı verilmeden atılacak her adım, örgütte güvensizlik üretmeye devam edecektir.
Daha düşündürücü olan ise şudur:
O kritik günlerde ortalıkta görünmeyen, sorumluluk almayan MYK üyeleri bugün güvenli koltuklarında oturarak mücadele eden kadroları sorgulaması, ne örgüt vicdanında karşılık bulmaktadır ne de siyasi etik açısından kabul görmektedir.
Elbette her yönetici eleştirilebilir.
Elbette her görev değiştirilebilir.
Ancak bunun bir zamanı, bir yöntemi ve bir siyasi aklı vardır.
Yanlış zamanlama, doğru gerekçeyi bile tartışmalı hale getirir.
CHP geçmişte en büyük yaralarını dışarıdan değil, içeride yaşanan güç mücadelelerinden almıştır.
Her seçim öncesinde…
Her kritik dönemeçte…
Tam umutlar büyümeye başlamışken…
Birileri yeniden parti içi hesaplaşmaları gündeme taşımıştır.
Bugün de benzer bir tablo oluşmaktadır.
Oysa CHP’nin bugün ihtiyacı; mücadele eden kadroları tartışmaya açmak değil, örgütün moralini yükseltmek ve iktidar yürüyüşünü güçlendirmektir.
Eğer Gürsel Tekin hakkında bir görev değişikliği düşünülüyorsa, bunun gerekçesi açık, şeffaf ve ikna edici biçimde kamuoyuna anlatılmalıdır.
CHP gibi köklü bir partide böylesine önemli kararlar kulis dedikodularıyla değil; siyasi gerekçelerle, örgütün iradesi dikkate alınarak alınmalıdır.
Aksi halde şu soru daha yüksek sesle sorulacaktır:
Gürsel Tekin’i yerinden oynatmak gerçekten CHP’yi güçlendirecek midir; yoksa parti içinde yeni bir güç mücadelesinin önünü mü açacaktır?
Bugün CHP’nin ihtiyacı makam kavgası değildir.
Bugün CHP’nin ihtiyacı birliktir.
Dayanışmadır.
Örgütün sesine kulak vermektir.
Çünkü bu parti birkaç kişinin siyasi hesaplarıyla değil, yüz binlerce örgüt emekçisinin fedakârlığıyla bugünlere gelmiştir.
CHP’yi büyütecek olan da yine ortak akıl, ortak mücadele ve ortak hedef etrafında kenetlenmektir.
Eğer atılacak adım gerçekten partiyi güçlendirecekse buna kimse itiraz etmez.
Ancak sonuç; örgütün moralini bozacak, yeni kırılmalar yaratacak ve iktidar yürüyüşünü sekteye uğratacaksa, o zaman bunun adı artık sıradan bir görev değişikliği değil, CHP’nin toparlanma sürecine vurulmuş siyasi bir darbe, yani partiye yapılmış bir operasyon olur.



