İstanbul İl Başkanlığı tartışması artık uzatılmamalı
İstanbul İl Başkanlığı tartışması artık uzatılmamalı
CHP’nin İstanbul’da yaşadığı kriz artık yalnızca bir il başkanlığı meselesi değildir. Yaklaşık bir yıldır devam eden hukuki ve siyasi süreç, parti örgütünde ciddi tartışmalara yol açmış, İstanbul İl Başkanlığı üzerinden yaşanan mücadele CHP’nin yönetim anlayışını da tartışılır hale getirmiştir.
İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararıyla mevcut il yönetiminin görevden uzaklaştırılması ve geçici bir çağrı heyetinin görevlendirilmesinin ardından Gürsel Tekin ve beraberindeki arkadaşları yaklaşık bir yıl boyunca olağanüstü koşullarda görev yaptı.
Bu süreç kolay değildi.
Ağır eleştiriler, sert siyasi tartışmalar ve il binası çevresinde yaşanan gerilimler içerisinde görevlerini sürdürdüler. Buna rağmen İstanbul örgütünün işleyişini devam ettirdiler ve bugün gelinen kongre sürecine kadar önemli bir deneyim biriktirdiler.
Mahkemenin daha sonra “durum ve koşulların değiştiği” gerekçesiyle tedbir kararını kaldırmasıyla çağrı heyetinin görevi sona erdi.
Hukuki süreç açısından gelinen nokta budur.
Ancak şimdi başka bir soru ortaya çıkıyor:
Yaklaşık bir yıldır bu ağır süreci yöneten, İstanbul örgütünü yakından tanıyan insanların birikimi neden önümüzdeki birkaç aylık kongre sürecinde değerlendirilmesin?
***
ZAMAN DARALIYOR
CHP’de kongre sürecinin başlamasıyla birlikte önümüzdeki dönem de artık netleşmiş durumda.
Mahalle delegeleri seçilecek, ilçe kongreleri yapılacak, ardından il kongreleri gerçekleştirilecek ve parti büyük kurultaya hazırlanacak.
Dolayısıyla İstanbul’a yapılacak yeni görevlendirmenin önünde yıllarca sürecek bir yönetim dönemi bulunmuyor.
Önümüzde esas olarak 3-4 aylık bir kongre hazırlık süreci var.
Bu nedenle tartışmanın bu kadar uzaması ve farklı isimler üzerinden yeni belirsizlikler oluşturulması, örgüt açısından ayrıca sorgulanması gereken bir durumdur.
CHP Sözcüsü Müslim Sarı’nın açıklamasında Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun İstanbul İl Başkanlığı konusunda yetkili olduğunun belirtilmesi de bu tartışmayı daha önemli hale getiriyor.
Yetki belli, ihtiyaç belli, zaman belli ise artık kararın da ortaya konulması gerekiyor.
Buradaki mesele yalnızca “İstanbul İl Başkanı kim olacak?” sorusu değildir.
Asıl mesele, İstanbul örgütünü kongreye kim ve hangi deneyimle taşıyacak? sorusudur.
***
GÜRSEL TEKİN SEÇENEĞİ NEDEN TARTIŞILIYOR?
Bu noktada Gürsel Tekin’in adı doğal olarak yeniden gündeme geliyor.
Çünkü Tekin ve beraberindeki iki isim, yaklaşık bir yıl boyunca İstanbul’daki olağanüstü yönetim sürecinin doğrudan içinde yer aldı. Örgütün sorunlarını, ilçeleri, yaşanan tartışmaları ve hukuki sürecin yarattığı sıkıntıları yakından gördüler.
Bir başka ifadeyle, önümüzdeki birkaç aylık kongre döneminde ihtiyaç duyulabilecek örgütsel deneyim açısından ellerinde önemli bir birikim bulunuyor.
Bu nedenle CHP içerisinde ve İstanbul örgütünde “mevcut deneyimden yararlanılarak Gürsel Tekin ve arkadaşlarının kongre sürecinde görevlendirilmesi” yönündeki görüşlerin dile getirilmesi şaşırtıcı değildir.
Burada mesele bir kişinin siyasi geleceği olmamalıdır.
Mesele, İstanbul örgütünün kısa süre içerisinde sağlıklı bir kongre sürecinden geçirilmesidir.
***
YENİ BİR TARTIŞMAYA GEREK VAR MI?
CHP’nin önünde zaten yeterince ağır bir gündem bulunmaktadır.
İstanbul’da yeniden kişi ve grup merkezli tartışmaların büyütülmesi, örgütün enerjisini kongre hazırlıkları yerine iç mücadelelere yöneltebilir.
Kulislerde farklı isimlerin konuşulması siyasetin doğasında vardır. Eski belediye başkanları Battal İlgezdi ve Bülent Kerimoğlu’nun da İstanbul örgütünün geleceği konusunda etkili olabileceğine ilişkin değerlendirmeler kamuoyuna yansımaktadır.
Ancak bu tür kulislerin kesinleşmiş kararlar gibi değerlendirilmemesi gerekir.
Asıl önemli olan, parti yönetiminin kulislerin önüne geçerek açık bir karar ortaya koymasıdır.
Çünkü karar geciktikçe tartışma büyür.
Tartışma büyüdükçe örgüt içerisindeki belirsizlik artar.
Belirsizlik arttıkça da CHP’nin önündeki asıl görev, yani örgütü kongreye hazırlamak, ikinci plana düşebilir.
***
KARAR VERMEK DE SORUMLULUKTUR
Bugün CHP yönetiminin önünde çok açık bir tablo bulunmaktadır.
İstanbul örgütünün kongre süreci başlamıştır.
Zaman sınırlıdır.
Örgütün çalışması gerekmektedir.
İl başkanlığı konusunda ise yetkinin Genel Başkan’da olduğu açıklanmıştır.
Bu tablo karşısında kararın uzun süre ertelenmesi, doğal olarak parti yönetiminde bir karar verme zaafiyeti olup olmadığı sorusunu gündeme getirmektedir.
Burada kimseye kişisel bir suçlama yöneltmekten söz etmiyoruz.
Ancak siyasi yönetimlerde sorumluluk yalnızca karar almak değil, gerektiğinde zamanında karar alabilmektir.
***
BİR YILDIR BEDEL ÖDEYENLERİN DENEYİMİ YOK SAYILMAMALI
Gürsel Tekin ve arkadaşları yaklaşık bir yıl boyunca İstanbul’daki en tartışmalı dönemlerden birini yaşadı.
Bugün hukuki karar değişti diye o dönemde kazanılan deneyimin ortadan kalkması söz konusu değildir.
Tam tersine, önümüzde yalnızca birkaç aylık bir kongre süreci varken, İstanbul’u ve yaşanan süreci yakından bilen insanların deneyiminin değerlendirilmesi parti açısından önemli bir seçenek olarak görülmelidir.
Bu nedenle tartışmayı kişiselleştirmek yerine şu soruya odaklanmak gerekir:
İstanbul’u en kısa sürede, kavga ve kamplaşmadan uzak biçimde kongreye kim taşıyabilir?
Gürsel Tekin ve arkadaşlarının yaklaşık bir yıllık görev süreci, bu sorunun cevabında dikkate alınması gereken somut bir deneyim ortaya koymaktadır.
***
CHP’NİN İHTİYACI BELİRSİZLİK DEĞİL, ÖRGÜTÜN ÖNÜNÜ AÇMAKTIR
CHP artık İstanbul’daki bu tartışmayı daha fazla uzatmamalıdır.
Kimsenin kişisel hesabı, herhangi bir grubun parti içerisindeki etkisi veya yeni bir siyasi dizayn tartışması, örgütün kongre sürecinin önüne geçmemelidir.
Önümüzde çok açık bir takvim vardır:
Mahalle delegeleri, ilçe kongreleri, il kongresi ve büyük kurultay.
Bu sürecin sağlıklı işlemesi için İstanbul’da örgütün başında görev yapacak kadronun bir an önce belirlenmesi gerekmektedir.
Yaklaşık bir yıldır ağır bir sürecin yükünü taşıyan Gürsel Tekin ve arkadaşlarının bu dönemde edindiği deneyim de göz ardı edilmemelidir.
Bugün tartışılması gereken, kimin bir koltuğu kazanacağı değil, İstanbul örgütünün demokratik kongre sürecine en sağlıklı biçimde nasıl taşınacağıdır.
Bu nedenle CHP yönetiminin önündeki mesele aslında son derece açıktır:
Daha fazla belirsizlik değil, zamanında karar.
Daha fazla iç tartışma değil, örgütün kongreye hazırlanması.
Kişisel hesaplar değil, CHP örgütünün geleceği.
İstanbul İl Başkanlığı konusunda hangi karar verilecekse verilsin, bunun artık geciktirilmeden ve parti örgütünün önünü açacak biçimde açıklanması gerekiyor.
Çünkü bugün İstanbul’un ihtiyacı yeni bir tartışma değil; kongreye giden yolu açacak net bir yönetim iradesidir.



