“Benim iki büyük eserim vardır; biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisi’dir.”
Mustafa Kemal Atatürk
Cumhuriyet Halk Partisi yalnızca Türkiye’nin en eski siyasi partisi değildir. CHP, Cumhuriyet’in kuruluş iradesinin, bağımsızlık düşüncesinin, halkçılığın, laikliğin, çağdaşlaşmanın ve ülkenin geleceğini kendi ellerine alma kararlılığının siyasal mirasıdır.
Bu nedenle CHP’ye bakarken yalnızca bugünün siyasi tartışmalarıyla yetinmek mümkün değildir. Çünkü CHP’nin taşıdığı sorumluluk, herhangi bir siyasi partinin taşıdığı sorumluluktan daha büyüktür.
Bugün Türkiye’nin içinden geçtiği siyasal ve ekonomik koşullar, Cumhuriyet Halk Partisi’ni yeniden düşünmeyi, örgütünü güçlendirmeyi ve halkla arasındaki bağı daha da sağlamlaştırmayı zorunlu kılıyor.
CHP’NİN İÇİ BOŞALTILAMAZ
Son yıllarda Cumhuriyet Halk Partisi’nin iç tartışmaları üzerinden partiyi etkisizleştirmeye, üyelerini umutsuzluğa sürüklemeye ve CHP’nin tarihsel misyonunu değersizleştirmeye yönelik çeşitli söylemler ortaya çıkıyor.
Sosyal medyada CHP’nin bittiği, içinin boşaltıldığı, yeni siyasi oluşumların kurulması gerektiği yönündeki çağrılarla karşılaşıyoruz.
Elbette demokratik bir ülkede herkesin siyasi tercih yapma, yeni bir parti kurma veya mevcut bir partiden ayrılma hakkı vardır.
Ancak Cumhuriyet Halk Partisi söz konusu olduğunda mesele yalnızca bir siyasi partiden ayrılmak veya başka bir partiye geçmek değildir. Mesele, Türkiye’nin demokratik ve Cumhuriyetçi birikiminin hangi siyasi zeminde geleceğe taşınacağıdır.
CHP’nin sorunları olabilir.
Örgütsel eksiklikleri olabilir.
Yanlışları olabilir.
Yönetim hataları olabilir.
Bunların tamamı eleştirilebilir ve tartışılabilir.
Ama CHP’yi eleştirmek başka, Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel varlığını ve toplumsal misyonunu yok saymak bambaşka bir şeydir.
ELEŞTİRİDEN KAÇMADAN, PARTİYE SAHİP ÇIKMAK
Sol siyasetin en önemli özelliklerinden biri eleştirel düşüncedir.
CHP’yi savunmak, yapılan her şeyi doğru kabul etmek anlamına gelmez.
Tam tersine, Cumhuriyet Halk Partisi’ni gerçekten önemseyenler, partinin eksikliklerini en açık biçimde dile getirmekten çekinmemelidir.
Çünkü güçlü örgütler eleştiriden korkmaz.
Güçlü partiler farklı düşünceleri tehdit olarak görmez.
Güçlü siyasi hareketler, kendi içerisinde demokratik tartışmayı sürdürebildiği ölçüde toplumun güvenini kazanır.
Bugün ihtiyacımız olan şey, CHP içerisinde birbirini suçlayan kamplar oluşturmak değil; farklı düşüncelere rağmen ortak hedef etrafında birleşebilen güçlü bir örgüt yapısı kurmaktır.
Bu hedef de açıktır:
Cumhuriyet Halk Partisi’ni yeniden halkın umudu, örgütlü toplumun siyasal adresi ve demokratik iktidarın en güçlü taşıyıcısı haline getirmek.
PARTİYİ BÜYÜK SÖZLER DEĞİL, ÖRGÜTÜN GÜCÜ AYAĞA KALDIRIR
Bir siyasi partinin gerçek gücü yalnızca genel merkezinde değildir.
Partinin gerçek gücü mahallededir.
İlçededir.
Sandık başındadır.
Pazarda, fabrikada, okulda, tarlada, işyerinde, emekçinin sofrasındadır.
CHP’nin yeniden güçlenmesinin yolu da buradan geçmektedir.
Özellikle çeşitli nedenlerle boşalan il ve ilçe örgütlerinin yeniden yapılandırılması büyük önem taşımaktadır.
Atanan ilçe başkanlarının önünde tarihi bir sorumluluk bulunmaktadır.
Bu görev yalnızca bir yönetim listesi hazırlamak değildir.
Asıl görev, partiye yeniden heyecan kazandıracak, küskünleri bir araya getirecek, gençleri ve kadınları siyasetin merkezine taşıyacak, emekçilerin ve toplumun farklı kesimlerinin sesini örgüte ulaştıracak bir yapı kurmaktır.
KİMSE DIŞARIDA BIRAKILMAMALI
Bu süreçte geçmişte görev yapmış insanların deneyimlerinden yararlanmak büyük önem taşımaktadır.
Partiden ayrılmamış eski ilçe başkanları…
Belediye meclis üyeleri…
Mahalle örgütlerinde yıllarca emek vermiş partililer…
Seçimlerde sandık başında görev yapmış yurttaşlar…
Gençler…
Kadınlar…
Emekçiler…
Partinin düşünsel ve örgütsel gelişimine katkı sağlayabilecek herkes…
Yeni dönemin örgütlenmesinde değerlendirilmelidir.
Çünkü bugün ihtiyaç duyduğumuz şey birilerinin tasfiye edilmesi değil, partinin büyütülmesidir.
CHP’nin kapıları partiye emek vermiş insanlara açık olmalıdır.
Küskünleri kazanmak, kırgınları dinlemek, farklı düşünceleri ortak bir hedefte buluşturmak ve yeni insanları örgüte kazandırmak; iktidara yürüyen bir partinin temel görevidir.
SOLUN ÖRGÜTLÜ GÜCÜ HALKLA BULUŞMALIDIR
Sol siyaset yalnızca seçimden seçime oy istemek değildir.
Sol siyaset; işçinin hakkını savunmaktır.
Emeklinin sofrasındaki ekmeğin küçülmesine itiraz etmektir.
Gençlerin gelecek kaygısını siyasetin merkezine taşımaktır.
Kadının eşit yurttaşlık hakkını savunmaktır.
Çocuğun nitelikli eğitim hakkını savunmaktır.
Kamu kaynaklarının toplum yararına kullanılmasını istemektir.
Liyakatin esas alınmasını savunmaktır.
Laik, demokratik ve sosyal hukuk devletini güçlendirmektir.
Ve en önemlisi, halkın kendi geleceği üzerinde söz sahibi olmasını sağlamaktır.
CHP ancak bu temel değerleri günlük yaşamın sorunlarıyla buluşturduğu zaman gerçek anlamda büyüyebilir.
Atatürk’ün mirasına sahip çıkmak yalnızca Atatürk’ün sözlerini tekrarlamak değildir.
Onun bağımsızlık anlayışını, halkçılığını, akıl ve bilime verdiği değeri, Cumhuriyet fikrini ve çağdaşlaşma hedefini günümüz koşullarında yeniden üretmektir.
BUGÜN ELİMİZİ DEĞİL, GÖVDÜMÜZÜ TAŞIN ALTINA KOYMA ZAMANIDIR
Bugün Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde görev almak, sorumluluk üstlenmek ve örgütün yeniden ayağa kalkmasına katkı sunmak isteyen herkesin önünde tarihi bir görev bulunmaktadır.
Bu dönem kişisel hesapların, makam beklentilerinin ve küçük grup mücadelelerinin dönemi değildir.
Bu dönem;
“Ben ne olacağım?” değil, “CHP’yi nasıl ayağa kaldıracağız?”
deme dönemidir.
“Ben hangi görevde olacağım?” değil, “Halkın güvenini nasıl yeniden kazanacağız?”
deme dönemidir.
Parti içinde kimsenin birbirini rakip olarak görmediği, aynı hedef için çalışan insanların birbirinin emeğine saygı duyduğu bir anlayışa ihtiyacımız var.
Çünkü iktidar yolculuğu yalnızca sandıkta başlamaz.
İktidar yolculuğu önce örgütün kendi içerisinde başlar.
İL BAŞKANLARINA VE İLÇE ÖRGÜTLERİNE BÜYÜK SORUMLULUK DÜŞÜYOR
İl başkanlıklarının bu süreçte göstereceği liderlik son derece önemlidir.
Yeni görevlendirilen ilçe başkanlarının oluşturacağı yönetimlerde, partiden kopmamış deneyimli eski ilçe başkanları, belediye meclis üyeleri gibi önemli kadroların yanı sıra yeni yüzlere, gençlere, kadınlara ve partiye katkı sunabilecek farklı kesimlerden insanlara yer verilmesi, örgütün toplumdaki karşılığını güçlendirecektir.
Parti örgütleri kendi içine kapanan yapılar değil, topluma açılan kapılar olmalıdır.
İlçe başkanlıkları yalnızca seçim zamanı çalışan bürolar olmaktan çıkarılmalı; mahalle mahalle, sokak sokak halkın sorunlarını dinleyen, çözüm önerileri geliştiren ve yurttaşla sürekli temas halinde olan demokratik merkezlere dönüştürülmelidir.
CHP’nin geleceği yalnızca genel merkezde yazılmayacaktır.
CHP’nin geleceği ilçelerde, mahallelerde ve sandık başlarında yazılacaktır.
BİRLİKTE YENİDEN AYAĞA KALKABİLİRİZ
Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nin önünde iki seçenek vardır:
Ya iç tartışmaların ve kişisel hesaplaşmaların içerisinde enerjimizi tüketmeye devam edeceğiz;
ya da bütün farklılıklarımızı koruyarak ortak hedefte buluşacağız.
Ben ikinci yolu tercih ediyorum.
Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel sorumluluğuna inanıyorum.
Bu ülkenin Atatürkçüleri, sosyal demokratları, devrimcileri, demokratları, laik Cumhuriyet savunucuları, emekçileri ve yurtseverleri; farklılıklarını bir kenara bırakmadan ortak demokratik zeminde buluşmak zorundadır.
Kimse CHP’yi kusursuz olduğu için savunmuyor.
Cumhuriyet Halk Partisi, bu ülkenin demokrasi mücadelesinde taşıdığı tarihsel sorumluluk nedeniyle savunuluyor.
Eksiklerimizi tamamlamak için…
Yanlışlarımızı düzeltmek için…
Örgütümüzü güçlendirmek için…
Halkla yeniden güçlü bağlar kurmak için…
Ve Türkiye’yi yeniden hukuk, adalet, özgürlük, liyakat ve sosyal devlet anlayışıyla buluşturmak için…
Bugün CHP’ye her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır.
Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi’nin geleceği, yalnızca yöneticilerin değil, partiye gönül veren herkesin sorumluluğudur.
Bu nedenle artık elimizi taşın altına koyma zamanı değil;
gövdemizi taşın altına koyma zamanıdır.
Çünkü mesele bir koltuk meselesi değildir.
Mesele bir makam meselesi değildir.
Mesele bir kişinin, bir grubun veya bir dönemin meselesi hiç değildir.
Mesele Cumhuriyet’in geleceğidir.
Ve Cumhuriyet’in kurucu partisinin yeniden ayağa kalkması, halkın iktidar yürüyüşünün en önemli adımlarından biridir.
Cumhuriyet Halk Partisi’ne sahip çıkalım.
Örgütümüzü güçlendirelim.
Halkla yeniden buluşalım.
Birbirimizi tüketmek yerine birlikte büyüyelim.
Çünkü bu ülkenin demokrasiye, adalete ve Cumhuriyet değerlerine ihtiyacı var.
Ve biz biliyoruz:
Cumhuriyet Halk Partisi varsa umut vardır.
Örgütlü halk varsa değişim mümkündür.



