Bülent Ecevit’in, “sıla derdine düşünce anlarsın/ yunanlıyla kardeş olduğunu/ bir rum şarkısı duyunca gör/ gurbet elde istanbul çocuğunu” dizelerini anımsayın. Öyle Ege’nin iki yanı gibi değil; daha bu yurdun topraklarından, daha bu yurdun yaşamışlıklarından, daha bu yurdun yurttaşından… Hani önünüze getirilen aday “özgür istenciniz” gibi size sunulur, ardından “oy vermeniz demokratik haktır” denir, kazanana hak etmiş gibi omuzlarda taşınır da; daha ilk günden yanına varabilmek için “kırkı kırk yarsanız” da ulaşamazsınız ya da ulaştırılamazsınız ya, zora düştüğünde de sizin ilgisizliğinizden/ yanında durmayışınızdan/ çağrısına uymayışınızdan yakınır ya…
İnsan yaşadıkça her şeyi görüyor! Dün doruklarda olanları bugün olmasa da “yarın” yerlerde görmek olası! Dün her şey kendininmiş gibi, her şey kendi istencine göre düzenlenecekmiş gibi, her şey kendi çevresinin sesini/ varlığını korumak içinmiş gibi düşünenlerin etrafa yaydıkları “kırılganlıkları” gördükçe/ duydukça “herkes, yaşattıklarını yaşamalı ki gelecek daha güzel olsun” diyorum! Ne yazık ki, bunları söylemekten başka bir şey de gelmiyor elimden!
***
Ecevit’in kardeşlik çağrısı yapan “sıla derdine düşünce anlarsın/ yunanlıyla kardeş olduğunu” dizelerine öykünerek, “zora düşünce anlarsın/ seçmenin ne anlama geldiğini” demeden edemedim. Haksız mıyım? Bugün yaşanan, “iddialara” dayalı “suçlamalarla” tutuklanan, görevden alınan, tutukluluğu bitse bile görevlerine döndürülmeyen, basına yansıdığınca içinde akla gelmeyecek “dolapların” döndüğü ileri sürülen, hukuksal açıdan sakınca barındıran öyle senaryolar duyuyoruz ki; Yeşilçam sektörünün, bir gün mutlaka, bugünleri en ince ayrıntısına dek izleyiciye ulaştıracaklarına inanıyorum!
Ne oldu biliyorsunuz… Geçtiğimiz günlerde, Adana Yüreğir Belediye başkanı Ali Demirçalı, “rüşvet vermek” suçuyla yürütülen soruşturma kapsamında, Onuncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandı. Demirçalı’ya beş yıl üç ay on gün hapis cezası verildi. İçişleri Bakanlığı, anayasanın yüzyirmiyedinci maddesi ile Belediye Yasası’nın kırkyedinci maddesine dayanarak yargı süreci bitene dek görevden uzaklaştırma kararı aldı! Evet, muhalefet partisinin kazandığı tüm kentlerde belediyeler bu tür soruşturmalarla karşılaşabilir, salt görev yaptıkları süre değil/ öncesi de didiklenebilir; bunu öğrendik!
***
Gösterdiği direnci her zaman önemsediğim İl başkanı Anıl Tanburoğlu, Demirçalı’nın görevinden uzaklaştırılmasına tepki gösterdiğini, bunun “hukuk devleti” ilkesini yok saymak olduğunu, sağlam dayanağı olmayan “iddialarla” halkın seçtiği bir belediye başkanının görevden alınmasının “siyasi”/ yasal yanı bulunmayan bir uygulama biçimi olduğuna dikkat çektiğini biliyorum. Zaten şunu biliyorum; Tanburoğlu, eylemden/ başkaldırmadan/ karşı durmadan uzak biri değil! Buna her koşulda tanık oluyoruz! Zeydan Karalar’ın tutukluluk sürecinde de, Oya Tekin için de, Kadir Aydar için de birlikte olmaktan uzak durmadı/ kopmadı!
Konu şu; Görevden uzaklaştırılan Demirçalı, bir gazetecinin sorusu üzerine, Tanburoğlu ile birlikte Yüreğir İlçe Başkanı’nın görevden alınmasını istemiş; gerekçesi de, Genel Merkez hep yanında durmasına karşın, Adana’da örgüt kendine destek olmamış! Aynı örgütün, aynı kentteki belediye başkanısınız, diğerlerine başından bu yana desteğini bırakmayan örgüt/ eğer dediğiniz doğruysa/ neden sizin yanınızda değil acaba? Belediyeyi kazanmanızla birlikte, gerek örgütten gerekse seçmeninizden uzaklaşmanız olmasın, etrafınıza “yakınlarınızdan” ördüğünüz duvar anımsanmış olmasın…
***
İşte böyle… “Sıla derdine düşmek” yalnızca uzak illere gitmekle olmuyor demek ki; insan, seçmeniyle arasına duvar ördüğünde de aynı ayrılıklar yaşama iz bırakabiliyor. Yüreğir’in sokaklarında bugüne değin acıyan canların/ kırılan umutların/ ucu belirsiz günlerin, zora düşünce “neredesiniz” diye sızlanması bundandır.
Oradaydınız dün yine, koltukların kabarık yerinde otururken neler yaptınız da/ bugün onun karşılığını istiyorsunuz? Yaşananlar unutulmuş olsa bile yaşamın izleri kalıcıdır; dün halkın istencine kapatılan kapılar, bugün yargı kıskacında daralan alanlara dönüşmüşse eğer, dönüp aynaya bakmanızda yarar var! Seçilmiş Başkan Zeydan Karalar’ın boş yere arkasında durmadı koca örgüt! Karalar’ın herkesle yazdığı öyküler vardı; o öyküler tutukluk sürecinde can buldu, bugün de etkisini sürdürüyor! Bir haftadan bu yana süren CHP’nin sokak buluşmaları burada yeniden anlam kazanıyor! 100526



