Aslında politikacıların, toplumu yönlendiren kurumların/ kuruluşların hiçbiri “kötü şeylerden” söz etmiyor! “Bizimsiniz” diyor, “aynı gemideyiz” diyor, “herkesin doymasını/ barınmasını sağlayacağız” diyor, “büyürken herkes büyüyecek” diyor, “çocuklar aç kalmayacak” diyor, “gençlerin geleceği daha güvenli olacak” diyor… Yurttaşın, yönetenlerden de istediği bunlar değil mi? Herkesten hakça vergileri toplasalar, vergileri çar/ çur etmeden harcasalar, yurttaşların kaygılarına çözüm arasalar, her olağandışı olaylar için toplumu sarsmadan içinden çıkarsalar ne güzel olmaz mı?
Güzel olur elbette… Yurttaşın ne seçim karmaşası olur ne de parti kavgaları, güle/ oynağa sandığa koşar herkes umudunu yitirmeden… Ama öyle olmuyor… Sonucun “kötü’ yaşanılmaz” olduğunu gözleri görüyordur mutlaka! İnsanların içinden çıkamadığı bataklığın, ay sonu getirilemeyen aylıkların, gençliğin geleceksizliğinin, sokağın/ birbirini bilmeyen kalabalıkla doluluğunun çürümeye uzanan giden kollarını biliyordur mutlaka!
***
Toplantılar yapılıyor kapalı kapılar, uzun/ dik duvarlar arasında… Yurttaşı konuşuyorlar, gençliği konuşuyorlar, toplumsal dönüşümün getirdiği değişikliği konuşuyorlar, aile yapısını konuşuyorlar… Konuşsunlar elbette değil mi? Sonuç ortada; buraya gelirken uygulanan matematiksel işlem ortada, bu işlemi değiştirmek gerekmez mi? Örneğin “iki kere iki”nin vereceği sonucu değiştirmek için yeni yollar denemek, “iki kere iki”nin sonucunun değişmesini beklemek aptalca bir beklenti; metafizik düşünürseniz bir şey bulursunuz, ancak bilimle bağdaşır yanı olmaz!
Külünk Eğitim Kültür Derneği Başkanı Metin Külünk, “Kök Aile, Güçlü toplum” başlıklı çalıştayın sonuç bildirgesini değerlendiriyor. Külünk değerlendirmesinde, aile kurumunun yalnız bireysel bir yapı olmadığını, devletin, ekinsel sürekliliğin, kuşaklar arası bağın dayanağı olduğunu söylüyor! Katılmayan var mı? Ayrıca Külünk, aile politikalarının günlük gereksinimlere indirgenemeyecek denli önemine vurgu yaparken, devletin buna ilişkin stratejisinin olmasının zorunluluğunu ileri sürüyor…
***
Elbette, Külünk’ün dediklerine, çizdiği kronolojiye önem verelim… Çünkü, toplumu oluşturan bireylerin var oldukları yer aileleridir! Aile ortamında yaşananlar, toplum içi kurulan bağlar, sistemin verdiği eğitim, gereksinimlerine ulaşmaları, gelecek için ortaya koydukları çaba hepsi birer etmendir. Ailenin tüm bunları yerine getirirken gösterdiği çaba, devletin yapması gerekenler konunun dışında tutulamaz! Siyasal gücü ellerinde bulunduranların, “herkese eşit” ulaştırması gereken eğitim, sağlık, ekinsel etkinlikler, becerilerini gösterebilme olanakları başka önemli konular…
Ancak Külünk’ün dile getirdiği çözüm önerisi arasında yer alan “cami, mahalle, okul, aile, yerel yönetimler” birliktelik göstererek çok kuşaklı etkileşim alanlarının oluşmasını istemesi, konunun “politik” boyuta indirgendiğini gösteriyor. Bu beşlemenin çeyrek yüzyıldır denendiğini, her geçen gün daha da büyüyen çıkmazlara sürüklediğini göremeyişi “sorunun boyutunu” demeyeceğim, “asıl istedikleri” sonuca ulaşmak için aynı “matematiksel işlemde” direttiklerini ileri sürüyorum. Kimsenin inancıyla uğraşmak gibi bir istemim yok, ancak “okulu, aileyi, yerel yönetimi” inanç bağlamında ele aldığınızda “başta” inanca da zarar verildi/ her geçen gün deizmin büyümesinden belli değil mi?
***
Politikacılar, toplumu yönlendirenler güzel konuşuyorlar da; sonuca gidecek yolları birer birer tıkıyorlar bir yandan da! Ailenin bireylerden oluştuğunu, bireylerin doymak/ barınmak/ dinlenmek/ sevmek/ gülmek gibi gereksinimlerinin olduğunu unutuyorlar! Öyle ya, “orada bir köy var uzakta/ gitmesek de/ görmesek de/ o köy bizim köyümüzdür” demekle, hiçbir şeyin “bizim” olmadığını ya bilmiyorlar ya da “bilecek yerleri” kapalı! Toplumun kökü aile deniyor… Kökün toprağı kuruduğunda yeşermeyeceği öngörülmüyor. Toprağı kuruyan kökün verimden uzaklaşacağı, dallarına güç veremeyeceği, meyveye duramayacağı akla gelmiyor nedense… Varsa/ yoksa “iki kere iki dört eder” mantığı…
Toplumun kaynaştırıcı güçlerinden belki de en önemlisi; bayramlar gelip/ geçiyor! Aileler “bayramı nasıl karşılıyor? Bizler çocukluğumuzdan kalma anılarımızla avunsak da, bugün birçok ailenin içinde yaşayan çocukların/ gençlerin gelecek için biriktirecek/ gülerek anlatacağı anısı yok! Bir haftayı aşkın süredir alanlarda, yurttaşlarla bir araya gelen CHP örgütlerinin bu temel konuyla ne denli ilgililer bilmiyorum, ancak önemsemeleri gerektiğinin altını çiziyorum… 110526



