Atilla YÜCEAK
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. CHP ve Yeni Bir Siyasal Hareketin Kotları!

CHP ve Yeni Bir Siyasal Hareketin Kotları!

Pragmatik bir lider özelliğini kazanan Özgür Özel öncülüğünde şekillenebilecek yeni bir siyasal hareketin başarılı olabilmesi, yalnızca mevcut tepkilerin üzerine inşa edilmesiyle olası değildir.

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

Pragmatik bir lider özelliğini kazanan Özgür Özel öncülüğünde şekillenebilecek yeni bir siyasal hareketin başarılı olabilmesi, yalnızca mevcut tepkilerin üzerine inşa edilmesiyle olası değildir.

Türkiye’de kalıcı ve güçlü bir alternatif yaratmak için çok daha kapsamlı ve derinlikli bir stratejiye ihtiyaç vardır.

 

Mücadelenin başlangıç sürecinde mutlaka CHP’nin yeniden kazanılması şiarını unutmadan yola çıkılması gerekir.

Her şeyden önce kurulacak, değişime önce olacak olan yapı, geçmişin bir uzantısı gibi görünmemelidir.

Eğer yeni oluşum sadece CHP’den kopan kadroların devamı ya da sağ partilerden toplanmış safraların öbekleştiği algısına sıkışırsa, ulaşabileceği seçmen sınırı dar kalır.

 

Bunun yerine, toplumun farklı kesimlerine hitap eden, kapsayıcı ve geniş tabanlı bir merkez haline gelmesi gerekir. Bu çerçevede yalnızca büyük şehirlerdeki seçmeni değil, Anadolu’nun farklı bölgelerinde yaşayan, ekonomik kaygıları ön planda olan, bugüne kadar siyasal yaşamda söz ve yetki Hakkı tanınmayan emek sınıfını da dikkate alan ve de kararsız seçmenleri de içine alacak bir dil kurulmalıdır.

 

En önemlisi de ülkenin bu hale gelmesinde önemli sorumluluğu olan “Kimlik temelli siyaset” ayrıştırıcı, ötekileştirici dil yerine, yaşam koşullarını iyileştirmeye odaklanan bir yaklaşım öne çıkmalıdır.

 

Yeni hareketin en önemli farkı, klasik anlamda merkeze oturan bir parti olmaktan ziyade, merkezin ötesinde konumlanan ve toplumun tüm kesimlerine eşit mesafede duran bir anlayışı benimsemesi olmalıdır.

Bu yaklaşım, farklı toplumsal grupların sorunlarını anlamayı ve çözüm üretmeyi temel alan bir siyasal kimlik gerektirir. Amaç;

Ayrıştıran değil, birleştiren ve herkes için güven veren bir toplumsal yapı inşa etmektir.

 

Aynı zamanda, zaman içinde zayıflayan ve yok edilen cumhuriyetin temel değerlerinin yeniden güçlendirilmesi hedeflenmelidir.

Bu süreç, yalnızca belli bir kesimin değil, toplumun tamamının üzerinde uzlaşabileceği bir ortak zemin oluşturmayı gerektirir.

Yeni parti, farklı görüşleri bir araya getirebilen ve geniş bir toplumsal mutabakat yaratabilen bir konuma ulaşmalıdır.

 

Son yıllarda yerel yönetimlerde elde edilen başarılar önemli bir referans noktasıdır. Bu deneyimin ülke geneline taşınabileceği inandırıcı bir şekilde anlatılmalıdır. İnsanlar artık soyut söz vermelerden çok günlük hayatlarına dokunan çözümler görmek istiyor. Ekonomi, barınma, ulaşım ve eğitim gibi alanlarda somut projeler ortaya koyabilen bir hareket, seçmen nezdinde daha güçlü bir karşılık bulacaktır.

 

Bununla birlikte, yeni oluşumun yalnızca var olan iktidara karşı bir tepki hareketi gibi konumlanması yeterli olmaz. Eleştiren değil, aynı zamanda çözüm üreten ve yönetme kapasitesine sahip olduğunu gösteren bir siyasi profil çizilmelidir. Özellikle ekonomi yönetimine dair güven veren kadroların öne çıkarılması bu noktada belirleyici olacaktır.

 

Toplumsal dengeler açısından hassas konularda ise dikkatli bir siyaset izlenmelidir. Demokratik hak ve özgürlükler savunulurken, farklı seçmen gruplarının endişelerini artırmayacak bir dil kurulması önemlidir. Türkiye’de seçim kazanmanın yolu, farklı toplumsal kesimler arasında denge kurabilmekten geçmektedir.

 

Yeni hareket, sorunların çözümünde tereddüt eden değil, gerektiğinde kararlı ve cesur adımlar atabilen bir irade ortaya koymalıdır. Özellikle ekonomik alanda, sermayenin kontrolsüz ve toplum aleyhine işleyen yönlerine karşı toplumsal dengeyi gözeten düzenlemeler yapılmalıdır.

Bu yaklaşımla donatılmış bir devlet anlayışı hem sosyal adaleti güçlendirecek hem de toplumsal barışın korunmasına katkı sağlayacaktır.

 

Ne o Osmanlı hastalığından gözü dönmüş siyasal anlayışların aksine

Bu çerçevede, merkezde konumlanan diğer siyasal partilerle diyalog ve iş birliği kanallarının açık tutulması hassas bir öneme sahiptir. Bunun yanında, merkezde olan, sosyal demokrat, sosyalist, muhafazakar çizgide yer alan farklı siyasal yapılarla ittifak arayışlarında da cesur ve kapsayıcı bir tutum benimsenmelidir.

Geniş tabanlı bir demokratik birliktelik, hem seçmen güvenini artırır hem de güçlü bir iktidar alternatifi oluşturur.

 

Ayrıca, kendisini mevcut siyasal denklem içinde dışlanmış ya da temsil edilmemiş hisseden inançlı kesimlerin de göz ardı edilmemesi gerekir. Dini değerlerle barışık, ancak bu değerleri siyasetin aracı haline getirmeyen bir yaklaşım;

Toplumsal bütünleşme açısından önemli bir kapı aralayabilir. Bu kesimlerle sağlıklı bir iletişim kurabilmek, yeni hareketin kapsayıcılığını güçlendirecektir.

 

Türkiye’nin uzun süredir çözüm bekleyen, milyonlarca insanı kapsayan kapanmayan yarası ve önemli başlıklarından biri olan KHK mağduriyetleri konusunda da açık ve net bir irade ortaya konulmalıdır.

Hukukun üstünlüğünü esas alan bir yaklaşımla, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının eksiksiz ve gecikmeksizin, amasız, fakatsızsız uygulanacağına dair güçlü bir söz ve güvence verilmelidir.

Bu adım, hem adalet duygusunun yeniden kurulması ve kazanılmasına katkı sağlar hem de toplumsal bir yaranın onarılması için önemli bir başlangıç olur.

 

Öte yandan, yeni dönemin siyaseti dijital alanla doğrudan bağlantılıdır.

Sansür ve kısıtlama politikalarına son verildiğine dair ve sağlıklı tüm düzenlemelerin yapılması gerekir. Genç seçmenle güçlü bir iletişim kurabilmek için sosyal medya, veri analizi ve yeni iletişim araçlarının etkin kullanılması gerekir. Geleneksel siyaset yöntemleri tek başına yeterli olmayacaktır.

 

En önemli noktalardan biri de verilecek genel mesajdır. Seçmen, belirsizlik ve kriz dönemlerinde sert kırılmalar yerine güven ve istikrar arayışına yönelir. Bu nedenle yeni hareketin dili çatışmacı değil, toparlayıcı olmalıdır. Toplumla kavga eden değil, kurumları güçlendiren ve normalleşmeyi hedefleyen bir yaklaşım benimsenmelidir.

 

İBB başkanı İmamoğlu ve diğer belediye başkanlarının desteği elbette önemli bir avantaj sağlar. Bu destek, hem seçmen motivasyonu hem de örgütsel güç açısından ciddi katkı sunar. Ancak tek başına seçim kazandıracak bir faktör değildir. Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak için geniş bir toplumsal ittifak kurulması, farklı seçmen gruplarının ortak bir hedef etrafında buluşturulması gerekir.

 

Sonuç olarak, böyle bir siyasal girişimin başarısı yalnızca mevcut kadrolara ya da yaşanan sürece değil;

Ortaya koyacağı vizyona, kuracağı güvene ve toplumun farklı kesimlerini ne ölçüde bir araya getirebildiğine bağlı olacaktır.

CHP ve Yeni Bir Siyasal Hareketin Kotları!
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!