Burhanettin YILMAZ
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. “Heykeli Yıkan El, Zinciri Kıramadı: Halkı Emperyalizme Teslim Etti”  

“Heykeli Yıkan El, Zinciri Kıramadı: Halkı Emperyalizme Teslim Etti”  

Bağdat’ta bir heykel yıkıldı.

Advert
featured
service
2
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Advert

Bağdat’ta bir heykel yıkıldı.

Kameralar kayıttaydı.
Dünya “özgürlük” manşetleri atıyordu.
Bir halkın diktatörlükten kurtulduğu söyleniyordu.

Oysa o gün yıkılan yalnızca bir bronz heykel değildi.
Irak’ın egemenliği yıkıldı.
Devlet yapısı dağıtıldı.
Toplum mezheplere bölündü.
Milyonlarca insan yerinden edildi.

Tanklar geldi.
Petrol şirketleri geldi.
Askerî üsler geldi.
Ama demokrasi gelmedi.

Emperyalizm alkışla girer.
Özgürlük vaat eder.
Arkasından enkaz bırakır.

Irak’ta Saddam devrildi.
Peki Irak halkı iktidar oldu mu? Hayır.

Libya’da Kaddafi linç edildi.
Peki Libya barışa kavuştu mu? Hayır.

Suriye’de “rejim değişikliği” adına savaş büyütüldü.
Peki halk kazandı mı? Hayır.

Çünkü emperyalizmin meselesi halk değildir.
Petroldür.
Enerji yollarıdır.
Jeopolitik üstünlüktür.
Silah pazarlarıdır.

“İnsan hakları” bir ambalajdır.
“Demokrasi” bir slogandır.
“Özgürlük” bir operasyon ismidir.

Bir diktatörün devrilmesi, eğer halkın örgütlü iradesiyle gerçekleşmiyorsa devrim değildir.
Eğer süreci NATO planlıyor, Washington finanse ediyor, uluslararası şirketler yönetiyorsa; orada halkın iktidarından değil, emperyal düzenin yeniden tasarımından söz edilir.

Sol duruş nettir:

Ne yerli zorbalık,
ne yabancı işgal!

Ne saray rejimi,
ne emperyal vesayet!

Gerçek devrim, tankların gölgesinde yapılmaz.
Pentagon’un strateji belgelerinde yazılmaz.
Beyaz Saray basın toplantılarında ilan edilmez.

Gerçek devrim;
fabrikalarda,
meydanlarda,
grevlerde,
halk meclislerinde filizlenir.

Bugün aynı senaryo İran üzerinden sahneleniyor.

ABD–İsrail saldırganlığı, “İran halkını mollalardan kurtarma” söylemiyle meşrulaştırılmaya çalışılıyor.
Trump ve benzerleri yine aynı dili kullanıyor:
“Biz özgürlük getiriyoruz.”

Tanıdık değil mi?

Irak’ta da böyle başlamıştı.
Libya’da da böyle anlatılmıştı.

Evet, İran’da baskıcı bir rejim vardır.
Evet, İran halkının özgürlük, kadın hakları, demokrasi ve eşitlik talepleri meşrudur.
Ama bu talepler savaş uçaklarının kanatlarında taşınmaz.
Füzeler halk devrimi üretmez.

Emperyalizm bir rejimi hedef aldığında bunu halk için değil, kendi çıkarı için yapar.
Rejim değişir.
Ama bağımlılık kalır.
Bayrak değişir.
Ama üsler kalır.
Yönetim değişir.
Ama ekonomik tahakküm kalır.

Irak’ta heykel yıkıldı ama zincir kırılmadı.
Zincir sadece el değiştirdi.

İran halkı Saddam ve Kaddafi deneyimlerinden ders çıkarmalıdır.
Bir diktatöre duyulan öfke, emperyalizmin planına payanda yapılmamalıdır.
Çünkü emperyalizm, halkın öfkesini kullanır;
iktidarını vermez.

Halkların kaderi dış müdahaleyle değil, kendi örgütlü gücüyle değişir.

Tahran’da özgürlük olacaksa,
onu İran halkı kuracaktır.

Ortadoğu artık emperyalist laboratuvar değildir.
Bu coğrafya vekâlet savaşlarının satranç tahtası değildir.
Bu halklar küresel güçlerin dizayn projesi değildir.

Bağımsızlık ithal edilmez.
Özgürlük ihale edilmez.
Onur kiralanmaz.

Tarihten ders çıkarmak diktatörleri aklamak değildir.
Ama emperyalist bombardımanı alkışlamak da devrimcilik değildir.

Gerçek kurtuluş;

ne mollaların baskısındadır,
ne emperyalizmin bombardımanında.

Gerçek kurtuluş;

halkın bilinçli örgütlenmesinde,
bağımsızlık iradesinde,
anti-emperyalist duruşunda,
eşitlik ve özgürlük mücadelesindedir.

Devrim;
tankların değil halkın eseridir.

Ve zincirler,
ancak o zinciri taşıyan eller
bilinçle, örgütle ve kararlılıkla
kırdığında parçalanır.

Editör Notu

Bu metin, hiçbir baskıcı rejimi savunma amacı taşımaz.
Ancak şunu açıkça ilan eder:

Emperyalizm, halkların kurtarıcısı değildir.

Ortadoğu’da “rejim değişikliği” adı altında yürütülen her operasyon, bugüne kadar halklara demokrasi değil; yıkım, parçalanma ve bağımlılık getirmiştir. Irak, Libya ve Suriye deneyimi bunun acı kanıtıdır.

Bugün İran üzerinden yürütülen “halkı mollalardan kurtarma” propagandası da aynı jeopolitik planın devamıdır. Emperyalist müdahale ile halk özgürlüğü arasında tarihsel olarak hiçbir organik bağ yoktur.

Solun görevi;
ne yerli baskıyı aklamak,
ne de yabancı müdahaleyi meşrulaştırmaktır.

Solun görevi;
bağımsızlık, halk egemenliği ve anti-emperyalist bilinç hattını savunmaktır.

 

Son Çağrı: Bu Coğrafya Teslim Olmayacak

Sol Medya Olarak; Ortadoğu halklarına sesleniyoruz:

Öfkenizi emperyalizmin silahına dönüştürmeyin.
Acınızı onların planına eklemeyin.
Özgürlük arayışınızı NATO brifinglerine teslim etmeyin.

Irak’ın enkazına bakın.
Libya’nın parçalanmış haritasına bakın.
Suriye’nin bitmeyen acısına bakın.

Bombalar özgürlük getirmedi.
İşgal demokrasi üretmedi.
Rejim değişti ama bağımlılık derinleşti.

Bugün İran’da atılan her bomba, yalnızca bir iktidarı değil; bir halkın geleceğini hedef almaktadır.

Bu coğrafya artık emperyalist projelerin deneme sahası olmayacaktır.
Halklar ya kendi kaderini yazacak,
ya da başkalarının senaryosunda figüran olacaktır.

Biz figüran olmayı reddediyoruz.

Bağımsızlık diyoruz.
Halk egemenliği diyoruz.
Anti-emperyalizm diyoruz.

Ve ilan ediyoruz:

Zincirleri ancak halk kırar.
Devrimi ancak halk yapar.
Kurtuluş ya bağımsızlıkla gelecek
ya da hiç gelmeyecek.

“Heykeli Yıkan El, Zinciri Kıramadı: Halkı Emperyalizme Teslim Etti”  
+ - 2
Advert

Bir Cevap Yaz Filiz GÖKÇE İptal

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

2 Yorum

  1. 2 Mart 2026, 08:50

    Irak’ın enkazı,
    Libya’nın parçalanmış haritası
    Suriye’nin bitmeyen acısını
    Yemen, Mısır, Fas, Lübnan, Filistin, yugoslavya, Venezüella, Meksika, Ukrayna Afrika ve daha niceleri. HER ISI Amerikaya, küresel güçlere, yada sosyalizm/ emperyalizm gibi yönetim anlayışına atarak ISIN içinden çıkamayız. INSANLIK hangi coğrafya da olursa olsun 《Yazınızda belirttiğiniz gibi 》 bir durum takınsa da ozgurluk ve demokrasiye kavuşamaz. BIZ ÖNEMLİ bir gerçeği görmezden geliyoruz. INSANIN az- çok aldığı eğitimle SORGULAMA yeteneği gelişti, Yeryüzünde kıymetli bir varlık olduğunu anladı, Hızlı teknolojik gelişim ile beklentileri değişti. 20 YUZYIL insani ile 21 YÜZYILIN INSANI BIRBIRINDEN ÇOK FARKLI, 19 ve 20yy söylemi ile BUGÜNÜ OKUYAMAYIZ. Saygilar

  2. 28 Şubat 2026, 22:25

    Bilincine saygılar sunuyorum sevgili üstadım

Advert
Advert
Giriş Yap

Sol Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin