Cumhuriyet Halk Partisi…
Bu ülkenin en köklü çınarı.
Biz o çınarın gölgesine sığınanlardan değiliz.
Biz o çınarın köklerinden gelenleriz.
Dede-babadan gelen bir gelenekle değil sadece; bilinçle, inançla ve mücadeleyle bu partinin içindeyiz. Bu yüzden CHP’yi savunmak bizim için bir refleks değil, bir sorumluluktur. Ama aynı şekilde, yanlışlarına susmamak da bir o kadar sorumluluktur.
Çünkü biz biat edenlerden değiliz.
Biz ilke savunanlarız.
Bugün dönüp geriye bakın…
Baykal dönemi, Kılıçdaroğlu dönemi, bugün Özgür Özel dönemi…
İsimler değişti, kadrolar değişti ama değişmeyen bir gerçek var:
Parti içi demokrasi vaadi, çoğu zaman söylemde kaldı.
Her dönem aynı söz verildi: “Örgüt güçlenecek.”
Ama her dönem aynı yöntem işletildi: Atama.
Örgüt mü? Çoğu zaman devre dışı.
Üye mi? Karar süreçlerinin uzağında.
Taban mı? Sadece seçimden seçime hatırlanan bir kitle.
Açık konuşalım:
Bu anlayışla ne büyünür ne de iktidar olunur.
Çünkü parti içinde demokrasi yoksa, ülkeye demokrasi vaadi inandırıcı olmaz.
Bugün partide iki farklı çizginin çatıştığı söyleniyor.
Peki gerçekten öyle mi?
Yoksa mesele, ilke tartışmasından çok bir koltuk mücadelesine mi dönüştü?
Sahaya bakınca görülen tablo net:
Sözler büyük, iddialar yüksek ama tartışmaların zemini çoğu zaman siyasal değil, kişisel.
Ben bu yüzden taraf değilim.
Çünkü taraf olmak, çoğu zaman gerçeği görmemeyi de beraberinde getirir.
Ben bir anlayışın tarafıyım.
O anlayış;
Örgütü yok saymayan,
Üyeyi sürecin merkezine koyan,
Farklı fikirleri bastırmayan, dinleyen,
Uzlaşmayı zayıflık değil, siyaset kültürü olarak gören bir anlayıştır.
Cumhuriyet Halk Partisi, içe kapanarak değil, kendini yenileyerek büyür.
Kendi içinde demokrasiyi kurmadan, topluma demokrasi vaat edemez.
Bugün ihtiyaç olan şey yeni bir hizip değil.
Yeni bir kavga hiç değil.
Bugün ihtiyaç olan şey;
Ortak akıl, güçlü örgüt ve gerçek demokrasi.
Bu parti, koltuk savaşlarıyla değil; ilke mücadelesiyle iktidar olur.
Ve unutulmamalıdır:
CHP kimsenin kişisel kariyer alanı değildir.
CHP, bu ülkenin umududur.
O umudu büyütmek ise ancak tek bir yoldan geçer:
Parti içi demokrasiyi gerçekten kurmaktan.



